Jump to ratings and reviews
Rate this book

Nâzım ile Piraye

Rate this book
This is a limited edition book. It includes 581 letters that Nazim Hikmet, the famous Turkish poet (1902-1963) wrote to his sister's friend Piraye between November 1933 and November 1949. 26 of these letters are facsimiles with their envelopes. In a special box. HC / 2000 gr.

352 pages, Paperback

Published January 1, 2016

43 people are currently reading
516 people want to read

About the author

Nâzım Hikmet

262 books800 followers
Nazim Hikmet was born on January 15, 1902 in Salonika, Ottoman Empire (now Thessaloníki, Greece), where his father served in the Foreign Service. He was exposed to poetry at an early age through his artist mother and poet grandfather, and had his first poems published when he was seventeen.

Raised in Istanbul, Hikmet left Allied-occupied Turkey after the First World War and ended up in Moscow, where he attended the university and met writers and artists from all over the world. After the Turkish Independence in 1924 he returned to Turkey, but was soon arrested for working on a leftist magazine. He managed to escape to Russia, where he continued to write plays and poems.

In 1928 a general amnesty allowed Hikmet to return to Turkey, and during the next ten years he published nine books of poetry—five collections and four long poems—while working as a proofreader, journalist, scriptwriter, and translator. He left Turkey for the last time in 1951, after serving a lengthy jail sentence for his radical acts, and lived in the Soviet Union and eastern Europe, where he continued to work for the ideals of world Communism.

After receiving early recognition for his patriotic poems in syllabic meter, he came under the influence of the Russian Futurists in Moscow, and abandoned traditional forms while attempting to “depoetize” poetry.

Many of his works have been translated into English, including Human Landscapes from My Country: An Epic Novel in Verse (2009), Things I Didn’t Know I Loved (1975), The Day Before Tomorrow (1972), The Moscow Symphony (1970), and Selected Poems (1967). In 1936 he published Seyh Bedreddin destani (“The Epic of Shaykh Bedreddin”) and Memleketimden insan manzaralari (“Portraits of People from My Land”).

Hikmet died of a heart attack in Moscow in 1963. The first modern Turkish poet, he is recognized around the world as one of the great international poets of the twentieth century.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
230 (52%)
4 stars
153 (34%)
3 stars
48 (10%)
2 stars
9 (2%)
1 star
1 (<1%)
Displaying 1 - 19 of 19 reviews
Profile Image for Cemre.
725 reviews566 followers
July 30, 2019
"Piraye, seni inkâr etmek kendi kendimi inkâr etmek demektir. Yalnız yazdığım şiirleri falanı değil, kendi insanlığımı, hayatımı inkâr etmek olur. Bak bir kere daha, bin kere daha tekrar edeyim: şu dünyada senden başka hiçbir ferde borçlu değilim: iyi bir şeyler yazabildimse, insanlara birkaç satır, ümitli, aydınlık, temiz laf edebildimse senin sayendedir. Ayyaşlığa, serseriliğe düşmedimse senin sayendedir, namuslu bir insan olarak yaşayabildim ve öylece de öleceksem senin sayendedir. Sen benim, sevgilim, karım, anam, ablam, arkadaşım, dostum, kızım, her şeyim oldun ve beni her zaman doğruya, güzele, ümide, temize, iyiye doğru çektin götürdüm. Ve ben bütün bu hakikateleri hiçbir zaman inkâr etmedim. Sen benim için kemale ermiş insandın ve hep öylesin" (s. 767).

Beş yüz seksen bir mektuptan oluşuyor kitap. Cevaplarını ne yazık ki okuyamadığınız beş yüz seksen bir mektubu sanırım sadece Nâzım Hikmet'in kaleminden çıkmışsa böyle kaptırıp giderek, böyle etkilenerek okuyabilirsiniz. Söyleyebileceklerim bu kadar.
Profile Image for Emre.
290 reviews41 followers
Read
January 24, 2019
Dudaklarını taze, buğusu üstünde nemli bir yemiş gibi uzatacaksın bana. Sf:11

Karıcığım!

Mektup yazarken düşünüp taşınmak canımı sıkıyor filan diyorsun! Mektup yazarken hiç düşünme, aklına geleni, içinden geleni yaz. Hiç kuş öterken düşünür mü? Hiç şair şiirini gönlüyle okurken kafasını yorar mı? Neyi ve niye düşünüp taşınıp yazacakmışsın? Kalp düşünmez. Sen bana kalbinle yaz. Olur mu? Sf:25

Ayrılışımızın garip bir tadı kaldı damağımda, acı bir tat... Yarı kalmış bir öpüşmeye benzer bir şey!.. Seninle gırtlağıma kadar doluyum!.. Ben bir toprak çanak gibiyim ve sen beni dolduran, baygın, acı kokulu kırmızı bir içkisin... Sf:28

Hayat çetin şey cicim! Hislerini kaybetmeden onu bir balta gibi yarıp geçenlere ne mutlu... Sf:30

Ben o yazdıklarımı ancak sana yazabilirdim. Çünkü şu kainat denen nesnenin içinde en çok sevdiğim yürek, üstüne en çok titrediğim insan kalbi senin göğsündekidir. Sf:45

Suzan'a kitap okutmaya çalış. İnsanları insanlara, güzel ve doğru yazılmış kitaplar da öğretir. Sf:169

Resmine tekrar baktım, içim açıldı. Seni ve davamı, davamı ve seni uçsuz bucaksız seviyorum. Sf:600

Canım karıcığım!

Mektubunu aldım, bir daha, bir daha, bir daha okudum. Yastığımın altına koydum, gece yatmadan da üç kere okurum ve yüreğimde senin kelimelerinle, sevinçli ve kederli bir uykuya dalarım.

Kederim senden uzak olmaktır. Kederim sensizliğimdir. Kederim, paha biçilmez bir hazineye sahip olduğu halde, açlıktan ölmek üzere olan bir insanın kederidir. Sf:636
Profile Image for Nadia.
75 reviews17 followers
October 27, 2020
این کتاب نامه هاییه که ناظم حکمت شاعر برای همسرش از زندان نوشته و فرستاده در بازه ی ۱۵ سال.
بیشتر از هرچیزی عشقی که در ناظم حکمت این همه سال بدون کاستی زنده مونده بود و در تمامی نامه هاش نشون می داد، جلب توجه می کرد.
برای کسانی که به ناظم حکمت علاقه دارن این کتاب رو توصیه می کنم اما افراد دیگه ممکنه خسته بشن و همون ۱۰۰ صفحه اول کتاب رو ول کنن
Profile Image for Elif  Yıldız.
243 reviews19 followers
November 6, 2017
Böylesine sevilecek bu dünya
'Yaşadım' diyebilmen için...


O ne güzel bir yürektir Nazım Hikmet...
Nazım Hikmet'in sevdiceği olan Piraye'ye 15 yıllık hapis sürecinde yazdığı mektupları okuyoruz bu kitapta. Okurken kimi zaman onlar ile üzülüyor, kimi zaman onlar ile umut ediyoruz bir takım şeylere. Birbirlerini nasıl sevdiklerini okuyor, sanki o ailenin bir üyesiymiş gibi yazılanları yaşıyoruz.

Ben kitabı sevdim, samimi bir dil olması zaten kitabın hızlıca ilerlemesini sağlıyor. Son sayfalara doğru aynı şeylerin tekrarları yazıldığından belki sıkılabilirsiniz ancak ben de öyle bir durum kesinlikle söz konusu olmadı.
Yalnızca son sayfalarda Nazım Hikmet çok canımı sıktı. Hafifte kızmadım değil. Sebebini zaten okuyunca sizde anlayacaksınız. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın. Eğer Nazım Hikmet'in gerçekten kim olduğunu bilmek istiyor, nasıl biri olduğunu merak ediyorsanız, internet üzerinden anlamsız bilgileri okumak yerine bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele...
Profile Image for Bahman Bahman.
Author 3 books242 followers
September 29, 2019
Novodevichi

Nazim!
Yanlış olduğumuzu gördün mü?
Sonunda bir gün
Uzun ve uzun yollar
Hapis ve sürgün yerine
Arkadaş bağlanma

نوودویچی
ناظم !
دیدی اشتباه می کردیم؟
این که آخر یک روز
راههای دور و دراز
جای حبس و تبعید
یاران را
به هم می پیوندند
Profile Image for Melike Sultan.
16 reviews2 followers
March 10, 2013
İnsan hüzünleniyor okudukça. Nasıl olur da böylesine uzaktan yaşanan zorlu bir aşk büyüyerek devam edebilir diye soruyor, ardından da nasıl olur da böyle bir aşk biter diye isyan ediyor! Hayal kırıklığı ile bitti her ne kadar hikayeyi biliyor olsam da.. Ahh diyor insan kendi sözcükleri ile boşanma isteğini dile getirdiği 555. mektupta.. Ya da "beni sevmedin ki sen" diye ithaf ettiği 566. mektupta.. Haksız da olsam, Nazım'a kızarak bitirdiğim kitap oldu.
Profile Image for Gizem.
33 reviews
February 23, 2022
Nazım Hikmeti ve Pirayeyi çok duymuş olsam da bir türlü hikayelerini okuma Nazımın yazdığı mektupları okuma imkanım olmamıştı açıkçası.


İlk kısımlar gerçekten büyük bir aşk, sevgi, sadakat ve uzaktan da olsa biz yıllar sonra da okusak o tutku dolu aşkı hissettik bence.


Okuyunca dedim ki vay be ne aşklar ne aşıklar varmış. Hapishane de de olsa dünyanın öbür ucunda da ne kosulda ve olsa seven sevdiğini anlatmanın aktarmanın ve hissettirmenin bir yolunu buluyor dedim.


Bir ara suçluluk bile duydum. Neden derseniz bu özel mi özel karı koca arasındaki mektuplar biraz özel hayata biraz mahrem hayata mi giriyor? Diye düşünmedim değil. Sonra bayağı sardı ve hayranlık uyandırdı bende yazma şekli anlatma şekli.

Gelelim amaa lara ben Nazim Hikmetin hayatını hiç bilmeden okudum mektupları ve o hakkında methiyeler, şiirler, rubailer, güzel sözler vs. dediği Pirayesinden pat diye ayrıldığı mektubu okuyunca şok oldum. Nasil ya nasıl yani daha yeni aşk sözcükleri söylüyordu daha yeni konuştular, yazistilar. Nasıl olur böyle bir şey???
Başta mektubun ayrılık mektubu olduğunu anlamadım. Bir daha okudum ve bir daha, bir daha... Gerçekten bir mektupla ayrılmış kadından. Pes doğrusu pes yani. Ondan sonra benim tamamen bakış açım değişti Nazım a karşı.
O romantik ruhlu adam tamamen yıkıldı gözümde.


Diyeceklerim bu kadardır. Ben ve hayal kırıklığım bu yazıyı bitirmek istiyoruz.

İyi okumalar.
Profile Image for Gülce.
78 reviews
March 26, 2019
Nâzım.. Nâzım'ı yaşatan ve yazdıran aşkmış bir kez daha anladım. Düşünce özgürlüğü ne önemli şey, sırf başka bir fikirde,ideolojide diye insanın elinden en önemli varlığını; özgürlüğünü almak ne büyük acizlik. Nazım'dan Piraye'ye farklı farklı cezaevlerinden yazılmış yüzlerce mektup. Kimisi acıyla kimisi aşkla yoğrulmuş ama hepsinin tek ortak noktası: Ümit. Yıllarca hapis yatmış hiç bir zaman kaybetmemiş ümidini ta ki son sayfalarda Piraye ile aralarındaki ilişkinin yıpranmasına kadar.
Mektup türü olduğu için pek akıcı diyemem ama güzel ve romantik bir eserdi.
Profile Image for Tuğba Çınar.
37 reviews6 followers
April 4, 2020
“Her gece ama muntazam her gece ve galiba aynı saatte rüyama giriyorsun. Bazen evimizdeyiz, henüz oturmadığımız bir evimizde. Eşyalarından yalnız kütüphaneyi bir de kırmızı koltuğu tanıyorum. Karşılıklı oturup konuşuyoruz. Neler konuştuğumuzu bilmiyorum ama güzel şeyler konuşuyoruz ve gülüyoruz. Bazen sofra başındayız, yemek dağıtıyorsun tabaklarımıza. Bazen yağmurun altında pırıl pırıl ve kalabalık bir caddede koşarak evimize dönüyoruz. Bazen Göztepe’yle Çiftehavuzlar arasında, kırda, güneşin altında ve gelinciklerin kızıllığı arasında, konuşmadan, yan yana dolaşıyoruz.”
Profile Image for Emre Doyduoğlu.
33 reviews2 followers
January 2, 2025
Kitap, aynı temalar ve duygular etrafında dönen birçok mektup içerdiği için zaman zaman tekrara düşebiliyor. Ayrıca Nazım Hikmet'in yazı dili ve üslubu yoğun ve ağır gelebilir. Mektuplar, edebi bir dille yazıldığı için anlaşılması zor olabiliyor. Tabi, bunlar eserin değerini azaltmaz, ancak okurların kitaba farklı açılardan yaklaşmasına neden olabilir. Nazım Hikmet'in Piraye'ye olan sevgisi ve bağlılığı, mektupların her satırında hissediliyor ve bence bu, eserin en güçlü yönü.
Profile Image for Çağdaş.
10 reviews
September 22, 2022
Kitap okurum :
içinde sen varsın,
şarkı dinlerim :
içinde sen.
Oturdum ekmeğimi yerim :
karşımda sen oturursun,
çalışırım :
karşımda sen.
Sen ki, her yerde «hâzırı nâzır»ımsın,
konuşamayız seninle,
duyamayız sesini birbirimizin :
Profile Image for Merve Kap.
8 reviews1 follower
August 30, 2021
"Seni düşünüyorum, seni ne kadar sevdiğimi düşünüyorum ve senin gibi bir sevgiliyi taşıyan, topraklarının üzerinde ve gökyüzünün altında dolaştırılabilen bir dünyanın bir gün nasıl olsa harikulade iyileşmeye mahkum bulunduğunu bir kere daha anlıyorum." (s.211)

"Fedakarlığımı anlıyorsun:
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çicek olmaktan
senin yanında kalabilmek için." (s.547)

Profile Image for Melda Kocaman.
9 reviews1 follower
September 13, 2022
nazım’ın öyle cümlelerden sonra piraye’ye yaşattığı o acının tarifsizliği
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for 'Özge Atıcı.
4 reviews1 follower
January 5, 2024
Çaresizlik ne kötü şey... Kendine iyi bak demekten başka bir şey gelmiyor aklıma.
Profile Image for macbeth.
48 reviews11 followers
August 28, 2016
Kitap, Nazım Hikmet ve Piraye'nin beraberlikleri boyunca gönderilmiş çoğunluğu Nazım Hikmet'in mektuplarından oluşan bir derleme. Nazım Hikmet-Piraye aşkına, Nazım Hikmet'i mahkum etmek adına işlenen hukuk cinayetlerine, Nazım'ın çok bilindik bazı şiirlerinin nasıl bir atmosferde şekillendiğine tanıklık ediyorsunuz. Bugün Pazar şiirini Nazım'ın mektuplarında, yolladığı şiirlerdeki tabiat sevgisi ve özlemi ile tekrar okuyun, ürperip dört duvarı ve avluyu hissedeceksiniz.

Nazım'ın Piraye'ye yazdıklarını okurken duygulanmamak mümkün değil. Piraye'nin Nazım'ın acılarına, yalnızlığına fedakarca ortaklığı, Nazım'ın ona düşkünlüğü, kıskançlıkları, minneti, bunu yüreklice kendi tabiriyle içli bir çocuk gibi dile getirişi çok etkileyici.

" Madem ki sen bu kadar iyi ve güzelsin, dünya ve insanlar mutlaka iyi ve güzel olacaklar."

"...Anlıyorum ki uzun seneler ömrümün üç ihtirası olacak : seni uzaktan görmeye mahkum olmanın acısı, kitaplara doyamamak ve istediğim gibi yazamamak..."

Haksız mahkumiyetine Nazım'ın tepkisi hukukun ona karşı bir silah gibi işletildiğinin göstergesi.

"15 seneyi herhangi bir suç işlemiş bir suçluya değil, bu işte bir suçu olmayan fakat ismi Nazım Hikmet olan adama verdiler. Anlaşılan hakim mevkiinde oturan baylar sadece Nazım Hikmet'i diri diri mezara gömmenin keyfini sürmek istediler."

Mektuplarından birinde Nazım, gün geçtike insanın etrafıyla olan kavgasının durulmasını çok güzel anlatıyor.

"..Eskiden etrafımdaki insanları bir romancı gibi, bir senaryocu gibi tetkik ediyor, onların birbirlerine taban tabana zıddı olan renklerle dokunan ruhlarını görmek beni eğlendiriyordu. Şimdi artık hepsini tanıyorum. Bir ikisini seviyorum. Hiçbirine kızmıyorum ve bunun için bir ikisinden gayrısı bana cansız eşya tesiri yapıyorlar. En kötü şey insanın muhiti ile bitaraf bir münasebette bulunması..."

Nazım'ın Piraye'yi Münevver Berk ile aldattıktan sonra kaleme aldıklarını, böylesine sahici bir aşkın yara alışını, Nazım ve Piraye'nin kopuşunu, sitemlerini, kırgınlıklarını okumak acı verici.

"..Seni arkadan bıçakladım. Bir damlası benim damarlarımdaki bütün kana bedel kanınla boyandı ellerim. Yeryüzünde hiçbir insan beni sana yaptığım kötülüğü yapmamıştır. Bütün bunlara rağmen, gel."

"...Ben bir kuyuya düşsem, boğuluyorum, Piraye, beni kurtar, diye elimi uzatsam, sen şu veya bu hisse kapılıp elini uzatmayacak mısın? Ben kuyunun dibinde feryat ede ede boğulurken sen aldırmadan, kızgın, öfkeli, kindar, geçip gidecek misin?"

Kopuşu kabullendikten sonra Nazım'ın hiçbir zaman Piraye'nin onu sevmediğine hükmetmesini, affedilmeyeceğini bilen ve büyük bir ıstırap duyan ruhunun yaşama tutunma gayreti olarak değerlendirdim. Sevmeyen bir kadın türlü eziyetle onca yıl vefa gösteremez, şu satırları yazamazdı sanırım, "..Sen nereye gidersen ben de geleceğim. Orada dikiş diker, hayatımı kazanırım. Sana da bakarım. Şimdiye kadar sen bana baktın, biraz da ben sana bakarım..."










Profile Image for Mert.
Author 13 books81 followers
January 13, 2025
Puanım 4/5 (%80/100)

Yine lise yıllarımda okuduğum ve sevdiğim bir Nazım Hikmet kitabı. Kendisi en sevdiğim şairlerdendir ve daha önceki incelemelerimde de ondan çok kez bahsettim. Piraye'ye Mektuplar da kendisinin en bilinen kitabı olabilir. Zaten Nazım Hikmet dendiği zaman herkesin aklına Piraye geliyor. Gerçekten çok yoğun duygularla yazılmış şiirler var, ben ilk okuduğumda da çok etkilenmiştim şimdi okusam yine çok etkilenirim. Yavaş yavaş Nazım Hikmet koleksiyonumu geri toplamak istiyorum.
Displaying 1 - 19 of 19 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.