Jump to ratings and reviews
Rate this book

Bu Ülke

Rate this book
Meriç’in “aynı kaynaktan fışkırdılar” dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriç’in bütün çabasına her zaman yön vermiştir: “Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.” Bu Ülke, Meriç’in sürekli etrafında dolandığı Doğu-Batı sorunu yanında, sol-sağ kutuplaşmasına ve kalıplaşmasına ilişkin önemli tespit ve aforizmalarını da içeriyor.

339 pages, Paperback

First published January 1, 1974

147 people are currently reading
2063 people want to read

About the author

Cemil Meriç

23 books150 followers
Yazar ve mütercim. 12 Aralık 1916’da Hatay Reyhanlı’da doğdu. Ailesi Balkan Savaşı sırasında Yunanistan’dan göçmüştü. Fransız idaresindeki Hatay’da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi’nde okudu. Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü, Tercüme kaleminde reis muavinliği yaptı.

1940’da İstanbul Üniversitesi’ne girip Fransız Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. 1941’den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayin Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başladı. 1942 ve 45 yılları arasında Elazığ lisesinde, 1952 ve 54 yılları arasında ise İstanbul`da Fransızca öğretmeni olarak çalıştı. Daha sonra İstanbul üniversitesi Edebiyat fakültesinde yabancı diller okutmanlığı görevinde bulundu, Sosyoloji bölümünde dersler verdi. Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı, kendi ifadesiyle, “söküyor”du.

1955’de gözlerindeki miyobunun artması sonucu görmez oldu, ama olağan üstü çalışma ve üretme temposu düşmedi. Talebelerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. 1974 yılında İstanbul üniversitesinden emekli oldu ve yıllarının birikimini ardarda kitaplaştırmaya girişti. 1984’te, önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi, 13 Haziran 1987’de vefat etti.

Cemil Meriç`in ilk yazısı Hatay`da Yeni Gün Gazetesi`nde çıktı (1928). Sonra Yirminci Asır, Yeni İnsan, Türk Edebiyatı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı. Hisar dergisinde “Fildisi Kuleden” başlığıyla sürekli denemeler yazdı. Meriç, gençlik yıllarında Fransızcadan tercümeye başladı. Hanore de Balzac ve Victor Hugo`dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir mütercim olduğunu gösterdi. Bati medeniyetinin temelini araştırdı. Dil meseleleri üzerinde önemle durdu. Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu ve sansüre, anarşik edebiyata şiddetle çattı.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
913 (46%)
4 stars
599 (30%)
3 stars
281 (14%)
2 stars
118 (6%)
1 star
50 (2%)
Displaying 1 - 30 of 124 reviews
Profile Image for Hakan.
830 reviews635 followers
August 19, 2016
200 küsür yıldır gündemimizde olan Doğu-Batı sorunsalı üzerine denemelerden oluşan bu kitap doğrusu beni biraz şaşırttı. Düşünce dünyamızın ağır toplarından biri olarak bilinen Cemil Meriç'in entellektüel açıdan bir derya olduğu, Osmanlıca'ya meraklıysanız etkileyici bir dili olduğu tartışılmaz. Ancak Doğu-Batı konusunda nesnellikten uzak tespitler yapması, meseleye adeta siyah/beyaz yaklaşması, bir tarafı yerin dibine batırırken diğer tarafı tamamen yüceltmesi, bunun ötesinde özellikle Hristiyanlığa yönelik aşağılayıcı üslubu, hatta İsa'nın varlığını dahi sorgulayan değinmelerde bulunması, keza birkaç yerde kadınları hakir gören bir dil kullanması benim için sürpriz oldu. Bu durum, Meriç'in yaptığı yerinde değerlendirmelerin kıymetini, etkisini zedeliyor bence. Daha önce Ummandan Uygarlığa'sını biraz karıştırmış, ama bu kadar sert bir söyleme rastlamamıştım. Belki yazıldığı dönemin etkisi de olmuştur. Bu arada kitabı, Ötüken'in 1976 baskısından okudum. Şimdi İletişim hem daha özenli hem de daha geniş, açıklamalı basıyor Meriç'in kitaplarını. Nitekim bu yayınevinin bastığı günlüklerinin ilk cildi de raflarımda okunmayı bekliyor. Bunca söze rağmen Bu Ülke yabana atılır bir kitap değil, fikirlerine katılmasanız da okunmaya değer.
Profile Image for Oguz Akturk.
290 reviews737 followers
February 16, 2022
Evet, maalesef 5 üzerinden 2 puan. Kitabın dilinden dolayı da değil üstelik. Kitabı sadece 24 saat içinde tamamen anlayarak okudum. Fakat ben kimim de Cemil Meriç'i eleştiriyorum?

Ben sadece bir okurum. Bir kitabı ya da yazarı eleştirebilmek için illa ki fakülte okumaya ya da kitap yazmaya gerek duymayan birisiyim yani. Normalde kurgu eserleri okurken yazarın hayatını kitabın bir ölçüde dışında tutup yorumu da öyle yazmayı seven bir okurum. Fakat bu tamamen bir düşünce kitabı olduğu için mecburen Cemil Meriç’in düşünceleriyle birlikte bu kitabı yorumlamak zorundayım. Hatta zorundayım, çünkü sessiz kalamazdım...

Bu Ülke, gayet verimli ve ufuk açıcı düşüncelerle birlikte başlasa da kitabın sonlarına doğru gidildikçe maalesef Cemil Meriç'in düşüncelerinin freninin boşaldığı ve birden çelişki uçurumunun içine düştüğü bir kitap. Başlarda yapılan sağ-sol ayrımı, ana dili iyi bilmeye yapılan vurgu, kitaplar ve edebiyat hakkında söylenenler, Meriç'in genel kültürünün şahaneliği, dergicilik sektörü hakkındaki düşüncelerini okumak gayet keyifli... Hatta 89. sayfada dili Odysseia destanındaki Penelop'un örgüsüne benzetip hiç yerinde durmadan değiştiğini ve tamamlanmayacağını belirtmesi muhteşem bir benzetme mesela. Peki ya sonra?

Sonrası "dıj güçler", "üst akıl", "bunlar zillet ittifakı", "laiklik elden gidiyeah diyen dayı". Evet, yanlış duymadınız. Bu sitede bu kitap için yapılan incelemelerden bir tanesinde aynen şöyle bir kısım geçiyor: "Cemil Meriç'in kitaptaki fikirlerinin kahvehanedeki dayının fikirlerinden tek farkı, süslü sözleri ve laf arasına sokuşturduğu önemli isimler. Gerisi aynı lakırdı." O kadar katılıyorum ki buna... Şu an "Bu Ülke"nin yaşadığı bütün iç sorunları "dıj güçler" ve "üst akıl" diye bahanelerle Batı'ya yükleyen insanlardan hiçbir farkı yok hatta düşünce yapısının. Hatta o arkadaşın yorumuna bir katkı da benden olsun: Cemil Meriç şu an yaşasaydı bu fikirleriyle arka camında Osmanlı tuğrası bulunan bir Doblo'ya sahip olan Neo-Osmanlıcı biri olabilirdi rahatlıkla.

Sizi öncelikle bu konuda en sevdiğim alıntılardan biriyle tanıştırmak istiyorum. Kendisi faşizmin karşısında cesaretiyle ve başkaldırısıyla durabilmiş gerçek bir aydın olan Miguel de Unamuno'nun Günlükler kitabında geçiyor:

"Ahlaklı olmak ahlakçı olmak; ahlakçı olmak ahlaklı olmak demek değildir. Dini inancı güçlü olmanın, dinci olmak anlamına gelmediği gibi..."

Cemil Meriç bu kitabında ahlaklı biri olmaktan öte, Batı'nın -yani ona göre laikliğin ve Cumhuriyet ile başlatılan Batılılaşma rüzgarının- küfrüne, ahlaksızlığına, zilletine saplanmamak için ahlakçı olmanın gerekliliklerini; bunu yaparken de dini inancı güçlü olup o kendisinin de kitabın başında dediği gibi "her düşünceye saygı" içerisinde bulunmayı değil de dinci olmayı öğütlüyor. Madem böyle dedik, başlayalım Meriç'in çelişkilerini yorumlamaya...

Belki duymuşsunuzdur ya da biliyorsunuzdur. Cemil Meriç hem yaptığı işin yoğunluğundan hem de okuma ve araştırma sevdasından dolayı 38 yaşında gözlerini kaybediyor. "Bu Ülke"deki tedavilerden sonuç alamayan Meriç, tedavi olabilmek için Paris Kenzven Hastanesi'ne gidiyor, o da nafile. "O zaman gözlerini kaybedince neden tedavi olmak için çareyi Paris'e, yani o sürekli gömdüğün Batı'ya gitmekte buluyorsun?" diye sorarlar adama sayın Meriç. Hani Batı her küfrün kaynağıydı, ya hastanede gözlerine şırıngalarla küçük şeytanlar enjekte etselerdi?

Meriç'in çelişkili mantığına göre Batılılar üretti diye hiç araba kullanmamamız, yurtdışından gelecek ilaçları hiç tüketmememiz, cep telefonu almamamız, kendi kültürümüzün tatlısı olan aşurenin içindeki malzemelerde bile artık dışa bağımlı olmamıza rağmen yine de onları Batı'dan ithal etmememiz gerekirdi. Hatta benim de bu incelemeyi Fransız eleştirmen Sainte-Beuve'ün eleştiri tekniğiyle yazmamam gerekirdi. Şükür ki böyle toksik bir zihniyette olmamışız.

Kendisi Jurnal kitabında her ne kadar "Benim bütün kuvvetim mümkün olduğu kadar tarafsız oluşumdan geliyor" dese de kendisinin taraflılığı diğer taraflı tarihçilerden veya düşünürlerden çok daha gizli katmanlarda. Bir kere net değil kendisi. Ben de ne yazık ki net olmayan insanları sevmem. Elbette ki bu durumun, onun değerini okurları açısından düşürmeyeceğini de biliyorum.

Gelelim Cemil Meriç'in bir başka çelişkisine... Kitapta o sürekli eleştirmekten geri durmadığı Batı kültüründeki Yunan mitolojisine ait isimler olan Kirke, Odysseus, Herkül, Prometheus, Homeros, Sisifos, Tantalos gibi karakterler havada uçuşuyor. Normalde bu, Latin ve erken dönem İngiliz edebiyatında yazının Batı'ya ait ögelerle birlikte güçlendirilmesi amacıyla kullanılan edebi bir yöntemdir. Yerin dibine gömdüğün kültüre ait olan saygın isimleri kullanarak anlatımını güçlendirmeye çalışmak da biraz şov bence.

Bir de kitabın bir yerinde "Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmazlaştıranlardır" (s. 97) demiş. Ne alaka abi? Şimdi "Bu Ülke"yi artık yaşanmaz bulan milyonlarca masum gencin suçu ne mesela bu ülkenin yaşanmaz hale gelmiş olmasında? Bu sadece bu dönem için değil, her dönem için yapabileceğimiz bir yorum. Ben bir ülkeyi yaşanmaz buluyorsam o ülkeyi yaşanmaz hale getiren niye iktidar yerine ben oluyorum?

Ayrıca merak ediyorum, acaba kendisi kitapları boyunca Türk aydınlarının eylemsizliğini ve uyuşukluğunu eleştirirken hiç kendi aydınlığını sorguladı mı? Hatta net olayım, Atatürk'ün adını bile ağzına almaya çekinen, kitap boyunca onun adını söylemeye tenezzül bile etmeden onun yaptıklarını gömerek mi aydın olunuyor? "Bu Ülke"de aydınlık sertifikası böyle nankörlük yapılarak mı alınıyor?

Cemil Meriç henüz doğmamışken, Mustafa Kemal Atatürk Çanakkale Savaşı'nda onun iblis olarak gördüğü Batı'dan "Bu Ülke"yi işgale gelenlerle savaşıyordu. Cemil Meriç 3 yaşında daha konuşmayı bile öğrenememişken, Mustafa Kemal Atatürk o yıl Bandırma vapuruyla Samsun'a çıkıp ülkeyi vatan hainlerinden kurtarmanın peşindeydi. Yoksa "Bu Ülke"yi kurtaracak olan düşünce biçimi, Amerikan mandasını savunan ve o sürekli eleştirdiği Batılılarla el sıkışmaya çalışıp çözümü düşmana teslimiyette arayan İstanbul Hükümeti miydi?

Batı'dan "Bu Ülke"yi işgale gelenlerle savaş demişken, Meriç'in bir çelişkisi de bu kitabında Gandhi'nin yaptıklarını ve bağımsızlık savaşını övüp kendi ülkesindeki gelişmelere bu kadar düşman kalabilmesi. Gandhi Hindistan'ı ele geçirmeye çalışan Britanya’dan ülkesini kurtarmaya çalışırken, Atatürk de İtilaf devletlerinin topraklarını bile bölüşerek parçaladığı Türkiye’yi yine aynı düşmanlardan kurtarıyordu zaten. Sanırım benim tanıdığım Atatürk ile Meriç'in tanıdığı Atatürk arasında fark var. O zaman Attila İlhan'ın sorduğu gibi sormak lazım sayın Meriç'e... Hangi Atatürk?

Ona göre laiklik ve Cumhuriyet ile birlikte getirilen yenileşme hareketini savunanlar batan bir gemidelerdir (s. 137), İslamiyet'i unutturmaya çalışırlar (s. 150), İslamiyet'i öldüren tahripçilerdir (s. 176), imana karşı küfrü savunuyorlardır (s. 248), laikliğin yıkılan kartondan setleri içindelerdir (s. 248). Bir Müslüman olarak söylüyorum... Şimdi ne farkı var bunun şu anki kutuplaştırıcı, karşı tarafı salt dinsiz ilan eden ve hepimizin görmekten bıktığı o ötekileştirici zihniyetten?

Üstelik Atatürk’ün yaptıklarını, 20. yy'da ülkemize getirilen Batılılaşmayı o kadar eleştirdikten sonra Batı’nın en ünlü sosyalistlerinden Saint Simon’un düşüncelerini de satır aralarında kullanmaya hala devam ediyor, tam bir canlı çelişki örneği. Bir kere Saint-Simon direkt olarak kralcılığa karşı. Ayrıca toplumsal değişimin ve kurtuluşun, Batı'nın sahip olduğu ilerlemede, endüstride ve Meriç'in sürekli eleştirdiği o entelijansiya yani "aydınlar topluluğu"nda olduğunu düşünüyor. Eğer sen kraldan çok kralcı olursan, Batılılaşmaya sonuna kadar karşı çıkıp hala Saint-Simon'dan bahsedersen üzgünüm ama bu düşünceler arasında bir tutarlılık yakalayabilmek imkansız.

Cemil Meriç'i tek bir noktada anlıyorum. Bir insanın bir -izm haline gelmesi onu insan halinden çıkarıp Tanrılaştırma mertebesine dönüştürebiliyor. Bu kitapta da Kemalizm ideolojisinin eleştirilemez olarak görülen statüsünü eleştirdiğini çok iyi anlıyorum. Yani aslında "Sen kimsin de Atatürk'ü eleştirebiliyorsun?" dokunulmazlığına dokunuyor sayın Meriç. İyi de bu her şeyi silip atmamız, "Bu Ülke" için geçmişte sarf edilen bütün emeklerin görmezden gelinmesi gerektiği anlamına mı gelir? Kutuplaştırmak eleştirmek midir? -izm'ler o kişilerin mi sorunudur, yoksa o -izm'leri -izm haline getiren kitlelerin mi?

Yani şunu demeye çalışıyorum, neden Cumhuriyet'i yüceltirken kendimizi illa ki Osmanlı'yı gömmek zorunda hissediyoruz? Ya da neden Osmanlı'yı yüceltirken kendimizi illa ki Cumhuriyet'i gömmek zorunda hissediyoruz? Osmanlı’nın bize bıraktığı hazinenin değerini Atatürk’ün yaptıklarını gömerek ve lanetleyerek, onu savunanlara "küfr" diyerek mi anlayabiliyoruz sadece? "Bu Ülke"de şu an bir şekilde nefes alabiliyorsak bunda her ikisinin de payı ve mirası yok mu? Doğu, Batı'nın varlığıyla; Batı da Doğu'nun varlığıyla anlam kazanmaz mı?

O zaman tekrar en başa dönelim... Ben kimim de Cemil Meriç'i eleştiriyorum? Ben, Osmanlı'nın bıraktığı düşünsel, tarihsel ve kültürel mirasa; Atatürk'ün alın terine, emeğine, silah arkadaşlarına saygı duyan, bu kolektif saygıyla birlikte karanlık yolunu aydınlatan Müslüman ve bir o kadar da hadsiz bir Türk genciyim.
Profile Image for Fırat Koçyiğit.
22 reviews25 followers
August 19, 2014
Hiçbir konuda gerçek fikir ya da çözüm sunmayan, bu eksiğini süslü bir dil kullanımıyla kapatmaya çalışan oksidentalist bir laf yığını...
Profile Image for Carduelis.
218 reviews
December 9, 2025
Kitabı okuyalı bir yıldan fazla oluyor. Elime alıp karıştırdığımda bir sürü bak ve soru işareti notlarıyla dolu. Girişinde doğru bir tespitle; "entelektüel bir otobiyografi" ve " "şuurlu bir kendini sigaya çekme gayretinden kaynaklanan" yazılar denmiş. Yoğun ve zor bir kitap gerçekten, kitapta adı geçen eserler ve kişilerle ilgili en arkada "Kanaviçe" var, otuz beş sayfa:) Okurken sürekli arkaya paslanmak pek hoş bir duygu değil.
Herkese keyifli okumalar.


Karanlıkta kavga olmaz. İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. Istemesek de onlara muhtacız. Kaosu kosmos yapan insan zekası, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş. Ideolojiye düşmanlık, tek izm'e teslimiyettir. Obskúrantizme. Ideolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: Şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru. Ideolojilerin peşine takılanlar pusulasızdırlar. Gemi ya kayalara çarptı, ya batağa saplandı.syf95

Okumak, iki ruh arasında aşıkane bir mülakattır. Her yabancı intiba vuslatın büyüsünü bozar. İster güneş ışıldasın gökkubbede, ister duvarda bir petrol lambası yansın. Pencerede şakıyan kuşlardan bize ne. Re-el olan tabiat değil, kitaplarda görülen rüyadır. Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.syf113

Her meyvede tohum, her canlıda Tanrı. Onun için seviyoruz canânı, çocuğumuz O'ndan bir zerre diye aziz... Sevgin bütün varlıkları kucaklamalı; onu, beni, onları değil. Bütün varlıkları yani Tanrı'yı. Kurtuluş, Kesret'ten Vahdet'e dönüş. Tanrı'nın içinde kaybolmalısın. Ummana dökülen ırmaklar gibi, benliğinden sıyrılmalısın. Ne kalıbın, ne de adın kalmalı. Tanrı nedir diye soruyorsun, Tanrı sensin.
UPANIŞATLARsyf243

"Gerçek kendisini zor teslim eder, çünkü canlıdır, degişkendir. Canlı ve değişken olduğu için de bir kere teslim alınınca sürgit elimizde kalmaz. Bu sebeple gerçekle girişilecek savaşın sonu yoktur. Bu savaşın zaferi sürekliliğindendir."syf250
Profile Image for Metin Yılmaz.
1,072 reviews130 followers
May 29, 2017
Aydın nedir düşünür nedir gibi sorulara çok güzel cevaplar bulabileceğiniz bir kitap. Anlamak için az biraz birikim gerekli mi? Sanki biraz evet biraz hayır. Batı medeniyeti, hıristiyan şiddeti, düşünür görünen ama düşünmeyen, sağ sol kavgalarının anlamsızlığı arasında düşünceleriniz varsa ve bu konularda yer yer desteklenmeye veya evet işte bende bunu diyorum sanki demeye ihtiyacınız varsa Bu Ülke ile Cemil Meriç size bu desteği sağlayacak yıllar öncesinden gelerek. Şaşkınlıkla, büyük bir iştahla bir kaç sefer elime aldım kitabı ve bitirdim. Sırada olan Cemil Meriç kitabına kadar biraz daha düşünmem lazım. Kolay kolay hazmedilemeyecek notlar ve araştırmalar yaptırmasının yanı sıra, sizi, sizinle sorgulamaya itiyor çünkü Cemil Meriç.
Kısacası; okuyun, okutun ama körü körüne fanatik olanlara, bir izm peşinde tüm doğruları o zırvalara bağlayanlara değil, sorgulamayı sevenlere.
Profile Image for Emre Ergin.
Author 10 books83 followers
September 13, 2012
sıradan bir kitapmış gibi geveleyeyim de cehaletimi anlayın değil mi? oldu.
Profile Image for Haktan.
247 reviews6 followers
May 5, 2016
Yaklaşık on yıl önce, sözümona başarılı bir lise öğrencisi olduğum için, iki arkadaşımla beraber bir bilgi yarışmasına gönderilmiştim. Sorulardan biri şuydu: "Bu Ülke, kitabının yazarı kimdir?" soruyu duyduğumuzda arkadaşlarımla birbirimize baktık ve bir süre sonra bir şekilde kararımızı verdik: Oğuz Atay. O gün bizimle gelen sorumlu öğretmen bu sorunun cevabını bilmediğimiz için şaşırmıştı ancak suçu bizde bulmamış olacak ki "Siz de haklısınız" der gibi kendi kendine hayıflanmıştı. Ben de bunu bir suç olarak kabullenmek istemediysem de içten içe bir utanç duyduğumu hatırlıyorum. Her neyse..

Bu Ülke, Cemil Meriç'in genellikle edebiyattan ve yazarlardan yola çıkarak dünya görüşünü ortaya koyduğu denemelerden oluşuyor. Alıştığımızın aksine, bir aydınımız bu kez Avrupa'yı övmekten ziyade eleştiriyor. Ve bunu yaparken de gerici 'aydınlarımız' gibi sığ, fanatik argümanlar kullanmıyor.

Bu kitabın benim için zor yanı denemeler sırasında bahsi geçen bir çok isme ve görüşe hakim olmayışımdı. Kitabın sonuna konan kanaviçe kısmı faydalı olsa da hem okumayı zorlaştırıyor hem de her konuda yardımcı olamıyordu. Daha açık bir dille, Cemil Meriç'i okumak pek kolay değil. Yine de, hem düşünce dünyanızı hem okunacaklar listenizi hem de kelime dağarcığınızı genişletmek isterseniz Bu Ülke'yi okuyabilirsiniz.

Not: Kitabı okumaya niyetli olanlar için tavsiyem okumaya doğrudan denemelerden başlamalarıdır çünkü henüz yazarla tanışmadıysanız uzun biyografi kısmı biraz anlamsız olabiliyor.
Profile Image for maudlin.
7 reviews3 followers
March 10, 2013
Çağdaşlaşmak nedir? Neye göre belirlenir? Peki biz çağdaş mıyız? Çağdaşlaşmaya çalışırken nelerden, kimlerden esinlenmişiz ya da neleri bize yutturmaya çalışmışlar ? İşte bu soruların cevaplarının özetini aktarıyor Cemil Meriç.


Kitabı okurken aklınıza bir çok kişi,olay,kitap vb. takılacak, bir kısmının açıklamalarını kitapta bulabilirsiniz ama yetinir misiniz bilmiyorum. Bir de önerim kitabı tam anlamıyla anlamak için bilmediğiniz sözcüklerin anlamına mutlaka bakın.
Profile Image for Özgür Baltat.
184 reviews19 followers
August 4, 2014
Ne olduğu ne anlatmak istediği tam belli değil. Tumtutaklı betimlemeler, benzetmeler, aralarda edebiyattan, kültür tarihinden önemli isimler. Derin bir fikri mi anlatmak istiyor da ondan mı kelimelere bu kadar yüklenmiş, değil. İsimler kalabalık ama düşünceler ve çıkarımlar zayıf, olanlar da benim düşüncelerime uymuyor zaten. Yazar ve beğenenlerine tabi ki büyük saygı duyuyorum, ama kendi adıma bir daha önünden geçmeyeceğim bir yazar Cemil Meriç.
Profile Image for Adem Yüce.
160 reviews15 followers
March 13, 2019
"Ben hayatımın delikanlılık çağından bu yana kadar düşüncelerimde hiçbir temel değişiklik
yapmadım. Yani soldan hareket ettiğim de, sağda karar kıldığım da yanlış bir değerlendirmedir.
Hiçbir zaman sol da olmadım, sağ ela.
Böyle bir sınıflama sokaktaki adanı için geçerli olabilir. Ömrünü düşünceye adayan,Eflatundan
Marx'a kadar her düşünce adamını sevgi ve saygıyla selâmlayan, bütün dinlere, bütün
mezheplere saygılı bir kimsenin herhangi bir kilisede barınabileceği nasıl düşünülebilir?.."
(Somut, 2.12.1983) "Başladığım noktadan çok fazla derleyemedim. Az çok bildiğim birkaç yabancı dil yardımıyla,
dünyanın irfan bahçelerinde elli yıldır dolaşıyorum. Gördüklerimi çağdaşla- rımla görüşmek ve
tattığım zevki onlara da tattırmak başlıca emelimdir. Hayatımı iki kelime hülâsa eder: öğrenmek ve öğretmek..." "... Sağcı ve solcu gibi sınıflandırmaları hiçbir zaman benimsemedim. Bunlar hakikati kapamaya
yarayan uydurmaca mefhumlardır. Bilhassa sosyal sınıflara ayrılmamış bir ülkede sağcı solcu ne
demek?" "... Bugüne kadar Türk aydınlan arasında diyalog kurulamamıştır, ama geleceğe yönelen
birtakım teşebbüsler vardır. Meselâ Cumhuriyet Ansiklopedisi, çeşitli ufuklardan gelen aydınlar
arasında bir diyalog kurmak arzusundan doğmuştur. Tarih ve Toplum dergisi için de aynı şeyleri
söyleyebiliriz. Yani, eğilim, aydınlanır fildişi kuleden çıkıp, düşüncelerini birbirlerine
aktarmalarıdır. Gerçekleşmesini cân-ı gönülden istediğim bir rüya bu."
Profile Image for Smand.
56 reviews105 followers
February 2, 2015
Gerçekten inanılmaz. Cemil Meriç'in kitaptaki fikirlerinin kahvehanedeki dayının fikirlerinden tek farkı süslü sözleri ve laf arasına sokuşturduğu önemli isimler. Gerisi aynı lakırdı. Her satıra sinmiş ilim, aydınlanma ve Batı medeniyeti düşmanlığı da cabası.
Profile Image for M..
132 reviews
March 16, 2015
Anlamak için 100 kitapta bir kez yeniden okumam gerektiğine karar verdim. Emeğine sağlık, güzel kitap olmuş üstadım. Dört yıldız. Çünkü bir yıldızı kendimden kırdım.
Profile Image for Hacı Demir .
74 reviews6 followers
December 10, 2022
Kitabın Adı :Bu Ülke
Kitabın Yazarı: Cemil Meriç
Tür : Deneme
Sayfa Sayısı : 341
Yayınevi :İletişim Yayıncılık

Türk yazar, çevirmen, düşünür ve sosyolog olan Cemil Meriç'in Türkiye’yi anlama üzerine bir deneme türünün modern Türk edebiyatındaki en muazzam örneklerinden biridir.

Kitap, Millî Eğitim Bakanlığı'nın tavsiye ettiği 100 Temel Eser arasındadır.

Bu eser, Cemil Meriç’i yakından tanıma fırsatı elde ederken, düşüncelerinden, izlenimlerinden, duygularından, anılarından oluşan, kendini anlamak ve anlatmak için kaleme aldığı, yayımlanmış ya da yayımlanmamış yazılarının kronolojik bir sıra içinde derlenmesinden oluşmuştur. Bu Ülke adlı eser, ülkemizin trajedisini anlatan önemli bir denemedir.
Profile Image for sleen.
29 reviews1 follower
March 12, 2022
okul icin falan olmasi umurumda degil, bu lanet kitabi ben zorla okudum ya yorum yapmak zorundayim. evet kabul, adam guzel duz yazi yaziyor ve kendine ozgu bir stili var. ama bir insanin dusuncelerine ben hic bu kadar ters oldugumu hatirlamiyorum. diyor ki iste herkeste de bir bati aski var. tamam bunun o kadar iyi bir sey olmadigini biliyorum zaten. ama kendisi yabanci kelime kullanimina bu kadar laf ettikten sonra gidip millattan onceden kalma arapca kelimeler kullaniyo???? resmen kitap boyunca adam kendisi ile celisiyor. dedigi bir sey digerini tutmuyor ki bu kitap hakkinda genel bir tez cikarmak acisindan oldukca zorlayici. belli topluluklara karsi hakaret durumu da cesitli yerlerinde kitabin bulunmakta. ek olarak da zaten cumhuriyet dusmani gibi bir sey, ya da en azindan benim algim bu sekildeydi. kisacasi sevmedim, zaten analiz yapilmadigi surece okunabilen ve anlasilabilitesi olan bir kitap oldugunu asla dusunmuyorum. onermiyorum, almayin. zaman ve para kaybi. tsk👍🏻
Profile Image for Kerem.
15 reviews
December 22, 2012
"Bu Ülke" Cemil Meriç'ten okuduğum ilk kitap.

Temelde 3 bölüme ayırabiliriz sanıyorum; Birincisi bir otobiyografi; kendisini, aşırılıklarını, zaaflarını, çocukluğunu ve yazma/okuma ile olan ilişkisini müthiş bir açıksözlülükle anlatıyor.

İkincisi; çoğunlukla tanzimat sonrası dönem Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyetin ilk yıllarında edebiyat, politika, kültür (irfan?) ve olan biten herşeyin Avrupa ile ilişkisini üzerine birçok kısa yazı. Avrupa, Doğu-Batı, arada kalmışlık, dinler üzerine yazılar. Son bölümde ise çok daha şiirsel...

Cemil Meriç FRP'ci olsaydı Chaotic Good olurdu. Çok hiddetlenebiliyor, sağa-sola-kendine-batıya herkese saldırıyor bazen, ama yazın hep iyi. Hatta şiir ve düzyazı arasında kendine has, o inanılmaz referanslar ağından süzülmüş müthiş bir dili var.

Okuması bu kadar zevkli yazarla az karşılaşılır diye düşünüyorum.

Profile Image for Özgür Özer.
109 reviews6 followers
September 28, 2017
Bu Ülke’ye iki verebildim. Daha yüksek bir puan vermek mümkün olmadı. Biraz demode geldi. Batı karşıtlığı abartılı. İlk Ötüken tarafından yayınlanmış. Milliyetçiler çok sahip çıkmış kitaba. Sonunda bir yorumlar bölümü var, orada görülüyor. Sıkıcı olmaması için okumaya denemeler kısmından başlamak tavsiye ediliyor. Böyle yapmak benim hiç aklıma gelmedi, en baştaki biyografi kısmından başladım. Ezel’deki Ramiz Dayı gibi. Her sayfadan beş on vecize çıkar. O kadar etkili anlatımı var yani. Cemil Meriç’in bundan başka birkaç kitabını daha okuyabilirim.
Profile Image for Murat Gonul.
223 reviews
February 17, 2019
'Tarih eserleri iki defa oynarmış: önce trajedi, sonra komedi olarak.'

'Itır, gülün sesi; ışık, sonsuzun. Geceleri ölüm konuşur karanlıklarda.'
Profile Image for Yunus Emre Tekin.
15 reviews
December 6, 2015
-Buchner, Nordau ve Marx, beni mistisizmden öylesine soğutmuşlardı ki, vaaza benzeyen her düşünceye kulaklarımı tıkıyordum.

-Mahkemede Marksist olduğunu haykırdığı zaman tek işçinin elini sıkmış değildi. Sadece namuslu olmak, ‘korktuğu için sustu’ dedirtmemek istiyordu.

-Her Büyük Adam Kucağında Yaşadığı Cemiyetin Üvey Evlâdıdır

-Tarihi yaratan, fertle kalabalık arasındaki anlaşmazlık… Fert cemiyetle kaynaştığı zaman tarihi yoktur…

-“Ben putperest değilim, kitaba tapmıyorum; içindeki ses, içindeki ışık, içindeki sevgi, içindeki ruh, içindeki çile, içindeki göz yaşı, içindeki tecrübe, içindeki Tanrı çekiyor beni.”

-Hayatım bir trajedidir. Birinci perde evleninceye kadar geçen zaman: yıldızsız, allahsız, cıvıltısız, katran gibi bir gece. Vıcık vıcık ıstırap. Birkaç şehri fethe yeten bir enerji yeldeğirmenlerine saldırmakla harcanır. İkinci perde izdivaçla başlar. Daha büyük, daha derin, daha uzun acılar. Fakat vahaları olan bir çöl bu ve göğü yıldızlarla dolu: çocuklarım, kitaplarım…”

-İlham perilerinin iltifatı hiç kimseye kavgadan kaçmak imtiyazını vermez.

-Eskiden Batı aforoz edilirdi, şimdi Doğu aforoz ediliyor. Daima aforoz, daima duvar, daima husumet. Bu lanet çemberini nasıl yıkacağız?

-Hint’ten tesamuhu öğrendim, düşüncenin gökkuşağını bütün renkleriyle sevmeyi öğrendim. Peşin hükümlerin mahpesinden kaçmayı, hakikatin çeşitli yönlerine eğilmeyi, hayatın her tecellisine saygı beslemeyi öğrendim.

-“Politika ve aksiyon adamlarının en zayıf yanı, düşünce adamını küçümseyişleridir. Beyinle kol, nazariye ile aksiyon el ele vermedikçe, toplum sıhhate kavuşamaz.”

-Evet kitap da, kültür de bütün sevgililer gibi kıskanç, koparıyor insanı, realiteden koparıyor. Ama asıl realite onlar değil mi? Yahut realitenin kalan parçası.

-Avrupa’yı tanımamak gaflet; Avrupa’yı tanıyan ülkesinden kopuyor.

-Gerçek sanat ayırmaz, birleştirir.”

-Tanzimat’tan beri hazır elbiseye meraklıyız, hazır elbiseye ve hazır medeniyete… Tefekkür kılıçla fethedilmez, bir parça kendi kafamızla düşünmek ne kadar güç.”

-“Düşünce dünyasında hiçbir fetih nihaî değildir. Hepimiz birer Sizifos’uz.

-“Münakaşada zafer, mağlup olanındır, yenilmek zenginleşmektir. …Münakaşa
hakikati birlikte aramaktır…

-Sağ ve Sol… Anladım ki, bu iki kelime, aynı anlayışsızlığın, aynı kinlerin, aynı cehaletin ifadesidir…”

-Sol’un kadir naşinas davranışı beni ister istemez gericilerin, kucağına değil, yanına itti.

-Sağ okumuyor. Boşuna bağırıyorum. Sol diyalogtan kaçıyor, küskün:

-Benim bütün kuvvetim mümkün olduğu kadar tarafsız oluşumdan geliyor. Yani, hükümlerimi tayin eden ihtiraslarım değil…

-Sol-sağ… Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit. Toplum yapımızla herhangi bir ilgisi olmayan iki yabancı.

-Gerici, ilerici… Düşünce hürriyeti bu mülevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, düşünce hürriyeti ve düşünce namusu.

-Argo, kanundan kaçanların dili. Uydurma dil, tarihten kaçanların… Argo, korkunun ördüğü duvar, uydurma dil şuursuzluğun. Biri günâhları gizleyen peçe, öteki irfanı boğan kement. Argo, yaralı bir vicdanın sesi; uydurma dil, hafızasını kaybeden bir neslin. Argo, her ülkenin; uydurma dil, ülkesizlerin.

-İzm’ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri. İtibarları menşe’lerinden geliyor. Hepsi de Avrupalı.

-İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru. İdeolojilerin peşine takılanlar pusulasızdırlar.

-Slogan ilkelin, budalanın, papağanın ideolojisidir.

-Türk aydını, Kitâb-ı Mukaddes’in Serseri Yahudisi*… Hangi Türk aydını? Kaçanlar ne Türk, ne aydın. Bu firar bir Kabil kompleksi.

-Yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçince her mukaddesi unutuverir. Büyük bir milletin duyguları ölçülü, düzenli, devamlıdır.

-Umumi kütüphaneler resmî ziyafetler kadar pahalıya mal olsa idi hükümetimizin daha çok iltifatına mazhar olurdu şüphesiz. Kitaplar bileziklerin onda biri kadar etse beyefendilerimizle hanımefendilerimiz arada bir okumak hevesine kapılırdı belki.

-Düşünmez ki kitabın tek değeri okunmasındadır.

-Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülakattır.

-Okurken bir başka düşünceyle temas halindeyiz, ama tek başımıza mıyız, insan fikrî bakımdan çok daha güçlü. Konuşma, bu gücü dağıtır.

-Şüphelerimizi, tereddütlerimizi arzın ve zamanın bütün büyük zekâları çözemezse, dar bir coğrafyanın ve hasis tesadüflerin karşımıza çıkardığı bir insan nasıl çözebilir?

-“Okuma zihnî hayatı uyandırmalı, yerini almamalı onun.

-Ama, yine de birçokları için okuma bir hastalık. Böyleleri incelemek, düşünmek, dinlemek, eğlenmek için okumaz; okumak için okur

-Kitap kapanır kapanmaz içindekiler unutulur. En büyük zevkleri kitap değiştirmektir.

-“Okuma delisi birçok şeyleri anladığını vehmeder. Başkalarının sözleriyle yetinmek, her konuda başkasının anlayışına, başkasının fikirlerine başvurmak, alışkanlıkların en kötüsü. “Kitapta okudum, gazete yazıyor” gibi sözler iradenin ve kişiliğin yokluğunu gösterir.

-tercume başka bir iklimde, başka bir çağda doğan düşüncenin kendi toprağımızda dirilmesi.

-şairin kanıyla imzalanmayan hicviyeler, asırların mahkemesinde imzasız bir mektup kadar itibarsızdır.

-irfanı tâbiiyet değiştiren aydınlarımız yeni Tanrılarına evlatlarını kurban ederler. Cevdet Paşa’nın* torunu Katolik rahibesi, Fikret’in oğlu Protestan papazı olur. Halûk bir “cins isim”dir artık; tarihten kaçanların ismi.

-Bâkî’leri, Galipleri, Hâmit’leri yetiştiren bir şiiri, Yunân-ı kadîme bağlamak, ummanı ırmağa bağlamaktır.

-Servet-i Fünûncular’ın bütün beldelerde sevgilileri vardır, çabuk unutulan sevgililer. Zerdüşt de bunlardan biri.

-Evet, bir imparatorluk parça parça yıkılırken ulemây-ı rüsum İran’ın “filozof-u tabiîsi” uğruna her fedakârlığı göze alıyor, her zillete katlanıyordu.

-şairlerimizin terennüm ettiği bu Zerdüşt, Avrupalı bir Zerdüşt’tür. Ve Zerdüştpereset ulemâmızın tek amacı vardır: İslâmiyet’i unutturmak.

-Her ıstırap mukaddestir.

-“Katıksız demokrasi ayak takımının despotizmidir”, diyor Voltaire.*

-İslâmiyet bir kanun ve nizam hâkimiyeti (nomokrasi)dir. Fikir hürriyetini, insanı insana saldırtan bir tecavüz silâhı olarak değil, bir ikaz, bir irşat vasıtası olarak kabul etmiştir.

-Osmanlı barbardı, İslâmiyet gericilikti, biz Hititler’in, Sümerliler’in çocuğuyduk vs.

-Hayvanî’yi yani biyolojiği ilâhîleştiren bir inanan, bütün kavimlere kucağını açmış bir camiadan iltifat görmesi beklenemezdi.

-dinsizlik, Batının yükselen sınıfları için ne kadar hayırlıysa, bizim için o kadar meşumdur; onlar için ilerleyiş; bizim için çözülüş ifade eder,

-Sakson köleleri boyunlarında bir tasma taşırlarmış: efendilerinin adı yazdırmış bu tasmaya. Aydınlarımız da onlara benziyor; her biri bir şeyhin müridi.

-“Her şahıs tasavvurlarını kendi lisanı üzre kurup da sonra başka lisana tercüme ettiği gibi, her millet vak’aları kendi tarihine göre tertib edip, öteki tarihleri ona kıyasla bulur… Yani her millet kendi tarihini muhafazaya mecburdur” diyor Cevdet Paşa.

-Tanrı, ihtiyar bir oyuncakçı; insan hoyrat bir çocuk. ‘Yaratanın elinden çıkarken her şey güzel, insanı elinde her şey yozlaşır.”
-Kanun(oldurmeyeceksin), eski Yunan’dan beri “büyük sineklerin yırtıp geçtiği, küçüklerin takılıp kaldığı bir örümcek ağı” Avrupalı için.

-Fransız, bu mânâda(öldürmeyeceksin) Rus’tan daha medenidir, daha medeni, yani daha tehlikeli.

-Raskolnikov, sarsıntı geçiren bir toplumda yapayalnızdır, Dosto gibi. Kafasında bulanık düşünceler, aç ve yan uykuda. Sanki bir kâbusu yaşamaktadır. Aylarca tereddüt eder. Ezilen gururu uzun zaman yaralı bir yılanın ıslığı gibi uğuldar içinde: güçlüsün ve güçlü, engel tanımayandır.

-Suç, kötü ve tabiat dışı bir içtimaî düzene isyandan ibaret. Çevre her kötülüğün kaynağı. Demek ki, toplum akla veya tabiata uygun bir düzene kavuşunca suç falan kalmaz.(Suç ve Ceza’dan)

-Yeni bir hakikatin, yeni bir düzenin müjdecisi olmak isteyen, bir kelimeyle söyleyecek sözü olan herkes suç işlemek zorundadır.(Suç ve Ceza’dan)

-Şiddeti yokeden şiddet, yalanların en alçakçası değilse vehimlerin en şairanesi. Her kavganın ezelî mazereti: son kavga olmak.

-Avusturyalı hekim çağdaş insanın kulağına, “Canavarsın” diye fısıldıyor, “canavar ve hasta. Dertlerinin kaynağı annene duyduğun itiraf edilmez şehvet, babana beslediğin hayvanca kıskançlık.”

-Cinayete ses çıkarmayan, caninin suç ortağıdır. Her zorba yiğitlikten dem vurur. Tehlikeyi görünce sıvışan, kuşatılınca teslim olan sahte bir kahramanlık.

-“İnsanın elinde yozlaşmış her şey”, doğru ama her şeyi düzelten de insan değil mi? Peygamberler de, veliler de kahramanlar da insan.

-Hayatın kanunu tezat. Çatışmasız toplum beraber otlayan, beraber geviş getiren adsız bir sürü.

-Büyük adam, kucağında yaşadığı toplumun üvey evlâdı dünkü, yarınki, ötelerdeki bir toplumun çocuğu. Marx, avukat Marx’ın oğlu olmaktan çok Rousseau’nun, Saint-Simon’un, Hegel’in çocuğu.

-Tecrübe, harem ağalarının silâhı. Büyüklerin bu koltuk değneğine ihtiyacı var mı? İsa tecrübesiz. Saint-Just tecrübesiz olduğu için ulu. Tecrübe, bayağılığa alışmak ve bayağılaşmak.

-Birçok kitapları, okumuş olmak, hattâ okumuş görünmek için okuyoruz. Birçoklarını da çevremizden kaçmak için.

-Bir adamı tanımak için düşüncelerini, acılarını, heyecanlarını bilmemiz lâzım, hiç değilse. Hayatın maddî olaylarıyla ancak kronoloji yapılabilir. Kronoloji: aptalların tarihi.

-Mü’minlerin saadetini gölgeleyen tek ıstırap, inanmayanlara karşı duyulan merhamet olmalı.
Profile Image for Emir.
148 reviews2 followers
Currently reading
April 15, 2024
Kahramanlık, hatada ısrar etmemektir.
Profile Image for Vedat Hayri Adivar.
248 reviews6 followers
March 19, 2019
Insanin kendisini tanimasi yetmez, baskalarina da tanitmasi gerek...
Yasayanlara saygi borcluyuz az cok, ölenlere tek borcumuz kalmistir: Hakikat...
Bizi helak eden ne ahlaksizlik, ne bencillik, ne kafamizin agir islemesi. Felaketimizin kaynagi kültür yoklugu...
Profile Image for Sertac Inceler.
68 reviews2 followers
April 14, 2020
Cemil Meriç çok okumuş, öğrenmiş ama bilgilerini kitapta tam oturtamadığını düşünüyorum. Bu kitabı dijitalde okumamın da buna etkisi olabilir.
Daha önce okuduğum GOG kitabına benzer bölüm bölüm sosyolojik, tarih ve ideolojilerin ucundan geçip gitmiş. Toplu bir konu bütünlüğü göremedim.
Eğer bölümleri kısa kısa yazmasaydı zaten çok karmaşık devam eden bir kitap olabilirdi.
Kitapta bana hitap eden çok fazla anektod var.
Kitabın bana en çok katkı sağlayan tarafı Celal Sılay'ı (Cellini) bana tanıştırmış olmasıdır. Bugüne kadar tanımadığım için de üzgünüm.
"ne kadar kelime bulmuş insan aklı sudan, topraktan doğduğu halde.
ben kime harcayacağım bu kadar kelimeyi, şu daralan istikbalde."
Profile Image for Ahmet Kaya.
84 reviews
July 23, 2017
Batı eleştirisinin çoğu noktada haksız olduğunu düşünsem de beğenmememin asıl sebebi kitabın denemeler şeklinde olması ve bölük pörçük olması bu yüzden de kitaba bağlı kalmayı zor hale getirmesi. Daha fazla şey bekliyordum ama bu ünlü kitap beni hayal kırıklığına uğrattı.
Profile Image for Aysel Ciğerlioğlu.
40 reviews3 followers
March 2, 2023
1. Kendinden olmayanı yargılayıp reddeden üslubu yüzünden pek beğenmedim.
2. Bilinç akışı bir deneme gibi ne okuyorum ben hissi
3. Kitap sonuna kadar konan dipnotlar, her sayfada arka sayfalara gitme zorunluluğu…
Profile Image for Gökhan Kantar.
66 reviews1 follower
February 13, 2018
Cemil Meriç bir derya. Yüzlerce sanat/düşünce insanını not aldım araştırdım yalnızca bu kitaptan çıkarak.

İnternetin vs olmadığı bir dönemde okudugu binlerce kitabı, araştırdığı binlerce konuyu kendi süzgecinden geçirmesiyle oluşan bu eser tek kelimeyle muhteşem.

Kitabı okumak içinse TDK dahi yetersiz kalıyor. Bu kadar eskimiş Osmanlıca kelimeyi kullanması ile bas-ü badel mevt hayali nasıl olabilir ? Öztürkçe'leşmeye karşı dahi olsa, bu kadar eskimiş kelime ile gelecekte yeniden doğuş hayalini kendisi bir bakıma bilerek kesmiyor mu? Hoş bunun da cevabını kendisi veriyor kitapta.

Görüşlerinden katılmadığınız olabilir, Cemil Meriç'İn kitaplarını küçük görmek için tek neden bu olursa, ne zavallı bir yaklaşım olur bu.

Bu toprakların çok değerli bir düşünürü olan Cemil Meriç ile bu kitap ile tanıştıgım için çok mutluyum. Kültürden İrfana ve Umrandan Uygarlığa ile devam edeceğim.

Yalnız Kadir Mısıroglu ve Rıza Nur'u bir yerde referans vermiş. O kısımda bir irkildim. Bir inceleyeceğim bunu.
Profile Image for Bengü Güven.
142 reviews8 followers
December 23, 2021
Çok sevdiğim iki yazarın dinlediğim Podcastslerinde alıntılar yaptığı ve okunmasını tavsiye ettiği bu kitap benim için tam bir ters köşe oldu. Her türlü fikire saygım var ancak cumhuriyet devrimlerine karşı olan bir yazarın kitabının gerçekten severek dinlediğim, okuduğum ve ciddi anlamda donalımlı olduğunu bildiğim bu iki yazar tarafından önerilmesi beni çok şaşırttı.

Cemil Meriç’in dili çok ağır, çok fazla Arapça, Farsça kelime kullanarak yazılmış bir eser. Yazarın, eserlerini Dil devrimi olmadan okunmanın ne derece zor olduğunun; hatta yazarın eserlerini, dil devrimine karşı olmasının kendi kitaplarının okunabilirliğine kendi döneminde dahi engel olduğunun bile ne yazık ki farkında olmadan yazdığı aşikar…
1 review
June 10, 2020
Kitap, özellikle kendini yenilikçi, reformcu veya devrimci olarak tanımlayan herkes için büyük bir zihin sınavı. Çünkü Cemil Meriç özellikle bu insanları toplumdan kopmuşlar olarak adlandırıyor.

Ama kitabı okumakla görülüyor ki kendisi de muazzam olarak gördüğü ve öve öve bitiremediği Osmanlı kültüründen kopmuş birisi. Kitabı okurken sanıyorsunuz ki dünyadaki en iyi özellikler bizde toplanmıştı da derdimiz tasamız yokken bütün bunlardan vazgeçmeye karar verdik bir anda.
Profile Image for Alphan Lodi.
330 reviews1 follower
January 28, 2025
“Bir millet değil, bir yığın. Yığını kolayca kandırabilirsiniz, duyguları hiçbir temele dayanmaz. Yığın düşünmez, maruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Kendini yığın haline getiren bir millet payidar olamaz.”
6 reviews
March 26, 2020
Başlarda sıkıcı gelse de okudukça daha iyi anladığınız ve sizi derin düşüncelere itecek kitap.
Profile Image for Damla Tantekin.
3 reviews17 followers
May 14, 2020
Hem yazarı, hem onun satırlarını güzel tanımlayan bir alıntı: Ruskin kitapları ikiye ayırır: Geçici olanlar, kalıcı olanlar. Geçiciler faydalı veya tatlı bir konuşma: Seyahatnameler, hatıralar. Kalıcı kitap sohbet değil, yazıdır. Birkaç sayfaya sığdırılmak istenen bütün bir hayat. Ebediyete yollanan mesaj. Kimsenin söylemediği ve söyleyemeyeceği gerçek. Yazar, o birkaç sayfayı kaleme almak için gelmiştir dünyaya. Mümkün olsa taşa kazır fikirlerini.
Profile Image for Rüçhan.
376 reviews7 followers
May 3, 2020
Bu Ülke, Cemil Meriç ile tanışma kitabımdı. Altınızı çize, sindire sindire okumaya çalıştım. Ne kadarını özümseyebildim bilmiyorum. Bir kez okunup, rafa kaldırılacak bir kitap değil; orası kesin. Bir süre sonra bir kez daha okursam bambaşka bir şey okuyor gibi hissedeceğime eminim.

Çok dolu, çok yoğun bir kitap. Meriç, yıllarca edindiği bilgi birikimini sıkıştıra sıkıştıra bir zip dosyasına hapsetmiş sanki. Her satır bir dosya. Açınca içinden binlercesi çıkıyor. Tek satırı böyle olan kitabın tamamı ise bir derya. Deep Web, derin İnternet...
Displaying 1 - 30 of 124 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.