Bilsin cihan ki ben bu cihanın Bir ülkünün mehabetinin zirvesindeyim. Dünya denen mezellete dalsın her isteyen; Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim. Herkes bir özleyişle yaşar... Ben de öylece Altaylar'ın ve Tanrıdağ'ın çevresindeyim. Merdanelikle şöyle bakıp ayrılıklara Son menzilin hüzün dolu kaşanesindeyim. Artık veda zamanına pek fazla kalmadı; Yorgun ve kimsesiz ölümün bahçesindeyim...
Türkçülüğün öncülerinden olan Nihal Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. Deli Kurt adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. Ruh Adam’daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. Ruh Adam’ın devamı olarak Yalnız Adam’ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisinin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri Yolların Sonu adı ile kitap halinde basılmıştır.
Gerçek bir milliyetçi ve vatanperver bir şair, yazar. Deli Kurt ve Ruh Adam romanlarını okuduktan sonra şiirler yazdığını duyunca aldığım bir kitap. Çok beğendim arkadaşlar. 100 sayfanın ilk 50 sayfası sizi alıp uçurur. Milliyetçilikle ilgili çok güzel şiirleri var. Son 50 sayfa ise mükemmel aşk şiirleri ve dörtlüklerden oluşuyor. Aşırı milliyetçiliği göze batmasın, çok mükemmel dili var. Kafiyeler, ses uyumları, hece sayıları tam bir gerçek şair.
Ben etkilendim, okumak isteyene tavsiye ederim. Kısa, sürükleyici ve akıcı bir şiir kitabı.
"Bilsin cihân ki ben bu cihânın nesindeyim: Bir ülkünün mehâbetinin zirvesindeyim. Dünyâ denen mezellete dalsın her isteyen; Ben ırkımın şeref taşan efsânesindeyim. Herkes bir özleyişle yaşar... Ben de öylece Altaylar'ın ve Tanrıdağ'ın çevresindeyim. Merdânelikle şöyle bakıp ayrılıklara Son menzilin hüzün dolu kâşânesindeyim. Artık vedâ zamânına pek fazla kalmadı; Yorgun ve kimsesiz ölümün bahçesindeyim."
" Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize. Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden İtler bile gülecek kimsesizliğimize. ...
İster düşün... Kendini ister hayale kaptır Uzar, uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların. Bakarsın aldanmışsın, gördüğün bir seraptır Sevimli bir hayale açilirken kolların..."
“Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!”
Nihal Atsız’dan beklemediğim bir şiir performansı. ‘Geri Gelen Mektup’ şiirinin hikayesi de kendisi de çok romantik.
“Vaktiyle bir Atsız varmış deseler ne hoş, anılmakla hangi ruh olmaz ki sarhoş!”
Her savaş barutla veyahut kılıçla yapılmak zorunda mıdır? Akılları fethetmek için kalem ve kağıt kullanılamaz mı? Hüseyin Nihal Atsız, Türkçülük ve Türk ülküsünü benimseyerek yayma konusunda işte tam da bu yolu kullanan modern tarihin en büyük isimlerinden biri. Kendisini anlatmaya kelimeler yetmez, burada da şiir devreye girer…
Birbirinden güzel ve ruhu coşturan şiirlerinin toplandığı “Yolların Sonu” eseri, Türk tarihine merak duyan her bireyin kütüphanesinde bulunması ve tek solukta bitirilecek kadar akıcı olmasına rağmen akla geldikçe açıp tekrar tekrar okuması gereken bir başyapıt. Okuduğunu benimseyip bu büyük isimlerin peşinden gidenlere ne ala…
Atsız Beğ'in şiirleri heyecan ve coşkuyla okunuyor. Her şiiri ayrı bir güzellikte. Okurken dalıp o şiirin güzelliğine gidiyorsunuz. Romanları kadar şiirleri de bir o kadar güzel ve verimli. Sevdiğim şiirlerinden olan Selâm şiirinden bir kaç dize bırakıyorum.
<> derlerse ne hoş! Anılmakla hangi bir ruh olmaz ki sarhoş?
Okurken tüm şiirleri içime işledi resmen.. Bir farklıydı şiirlerini okumam, bana okuyunca dan dan dan yapan şiiri ise “Kahramanların Ölümü” oldu. Okunması gereken şiir kitaplarından.