Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü, yazarın önceki çalışmalarında da olduğu gibi, okuru alabildiğine özgün bir dil eşliğinde gerçeküstünün atmosferine sokan, karanlık kahramanların karanlık dünyalarda soluk alıp verdiği ya da son nefeslerini verdiği öykülerden oluşan bir kitap. Bora Abdo, edebiyatımızda örneğine pek rastlanmayan zorlu bir kurguyla, olaylar, nesneler ve canlılar arasında sıra dışı bir yolculuğa çıkıyor. Hayli sarsıntılı, herkesin kolayca göze alamayacağı, uçurumu bol bir yolculuk bu.
Varoluşlarından sıyrılmış sağır papağanlar, denizkızları, çeyiz sandıklı travestiler, kuklalar, kötü rüyalar gören ayı oynatıcıları, çarmıha gerilmiş karakalem kediler, hayvan ölülerinden ilaç yapan kardeş katili, ensest yaşlı kız kardeşler, çiğdeci kuşlarının âşık olduğu on iki yaşındaki kambur korkuluk kız, keskin bir çürüme sürecindeki devinimleriyle çıkıyorlar okurun karşısına.
"Bora Abdo, öykücülüğümüzde yeni, benzersiz ve güçlü bir ses. Bundan sonra neler yazacağını merak ettiriyor." -Cemil Kavukçu- (Tanıtım Bülteninden)
1977 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1995-1997 yılları arasında çeşitli dergilerde öyküleri yayımlandı.1997- 2009 yılları arasında yazmadı. 2009 yılında yeniden öykülerine geri döndü.
Notos, kitap-lık, Sözcükler, Sarnıç, Dünyanın Öyküsü ve İzafi dergilerinde öyküleri yayımlandı.2012 yılında Karakış Üçlemesi’nin ilki olan Öteki Kışın Kitabı, Alakarga Sanat Yayınları tarafından yayımlandı. Bu kitapla 2013 Yunus Nadi Öykü Ödülü’ne değer görüldü. Üçlemenin ikincisi, Gerçek Adı Süreyya adında bir roman.
Yine bir psycho ruh edebiyati. Ben mi anlamiyorum acaba edebiyattan? Ruh karanligi ve delikleri ve kuyulari bi' tek bana mi sanat degil? Diger psikotik edebiyat yazarlariyla karsilastirdigimda dili daha iyiyse de kitabi yarim birakmayip bitirmis olmam yine de oldukca tuhaf..
Bora Abdo, son yıllarda merakla yeni eserlerini beklediğim bir yazar. ''üzülme! ne kadar güzel bir dünya ki sonunda öleceğiz.'' diyen ''kir'le başlayıp kor'la biten'' adlı öyküsüyle beni can evimden vuran, cümleleriyle beynime ve yüreğime hüzün sağanağı yağdıran öykücü. Bu kitabı Sait Faik Hikaye armağanına layık görüldüğünde deneysel yazının gücüne de inanmıştım. Klasik öykü anlayışında olanların belki pek hoşlanmayacağı ama yeni ve anlamlı metinlerden hoşlanan okurun kaçırmaması gereken bir kitap.
Yazarın son zamanlarda Hayali'nin Tesadüfleri adlı kitabını da okuyup bitirmiş ve çok beğenmiştim. Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü başka bir delilik hali bence, başka bir katmana geçmiş yazar. Şiirsel, deneysel, imgesel ve atmosfer olarak çok başarılı. Bu havadan kurtulamıyor insan. Karakterler o kadar canlı ki, sokakta görsem tanıyacağım nerdeyse.
"istiyordum ki biri bana benim iklimimden bir rüzgârı sorsun, öteleri nasıl duyuyorum anlatayım sussun, kalbime ve dilime uzak bir sözcüğü söylesin ben düşünmeden"
Değişik. Çok değişik. O kelimeleri yan yana koyunca böyle anlamlı hisler çıkar mı diyor insan önce. Çıkabilirmiş. Ben de böyle koreografiler yapmak istiyorum! Onun yazdığı gibi...
Bora Abdo'nun bu kitabını kullanımada zorla bozguna maruz kaldım. Türk edebiyatının son dönem öykü kitaplarından biri sanmıştım ama bu kitap çok başka. Türk öykücülüğünde bir kopuş, bambaşka bir durak. Müthiş yaratıcı. Öykü yazmak isteyenler bu okuma kitabından öykü yazmasınlar. Biraz iddialı oldu ama gerçekten önemli bir eşik. "Bir sahaftan başka bir sahafa düşmeden katledeceğim hikayenizi."
Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü, Bora Abdo'nun okuduğum ikinci kitabıı. O kadar şiirsel ve o kadar deneysel ki tam da som zamanlarda yazmak istediğim öyküleri yazmış.
"Siz ölülerinizi değil kendinizi yıkayın." Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü