Jump to ratings and reviews
Rate this book

Şiirler

Rate this book
Sabahattin Kudret Siirinin Gok Haritasinda,Geceleri Uykusuz Gemicilere Yol GosterenTakimada Yildizi.Siir Disinda Oyun, oyku Ve Deneme Alanlarinda Da Unutulmaz Urunler Vermis Bu Sessiz Ve Derin Ustanin "Butun Eserleri"ne, 1993 Yilinda, olumunden Hemen once Hazirladigi Son Siir Dosyasi "Batik Kent'le Baslamistik. Ikinci Kitap, Ertesi Yil Yayimlanan "oykuler" Oldu."Siirler 1938-1993","Batik Kent" Disindaki Butun Siir KitaplariniVe Yayimlanmamis Son SiirleriniBir Araya Getiriyor.Sayfa 508Baski 2008 Yapi Kredi Yayinlari

396 pages, Paperback

First published January 1, 1979

2 people are currently reading
9 people want to read

About the author

Sabahattin Kudret Aksal

25 books11 followers
5 Mart 1920’de İstanbul’da doğdu.
1937'de Özel Işık Lisesi'nden mezun oldu. 1943'te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. 1943-1948 arasında İstanbul'da çeşitli liselerde felsefe dersleri verdi. 1950'de kısa bir süre iş müfettişliği yaptı. İstanbul Konservatuvarı Müdürlüğü, belediye yazı işleri müdürlüğü, belediye iktisat müfettişliği görevlerinde bulundu. 1961'de Şehir Tiyatrosu Müdürü oldu. Belediye Konservatuarı Estetik Ve Psikoloji öğretmenliğinden emekli oldu. İlk şiiri 1938’de Varlık dergisinde, ilk öyküsü 1940’ta Küllük dergisinde çıktı. İlk oyunu Evin Üstündeki Bulut 1948’de oynandı. 1940'lardaki yeni edebiyat hareketi içinde yer aldı. Günlük yaşamın, küçük ayrıntıların avareliklerin şairi oldu. Cahit Sıtkı Tarancı etkisiyle hece vezni ve uyak kullandığı ilk dönem şiirlerinden sonra Garip akımı ve Orhan Veli'ye yakınlaştı. 1976 sonrasında ise yalınlığı elden bırakmadan dilde derinlik arayışına başladı. Uyak tekrar şiirinin köşetaşı oldu. Bu dönemde Garip'ten de uzaklaşıp İkinci Yeni havasına girdi. Kendisine özgü bir biçimde insan-doğa ilişkisine felsefe düzleminde yaklaştı. Şiirlerinde kent insanlarının gündelik ilişkilerini, saçmalıklarını, çatışmaya varan tartışmalarını ele aldı. Öykü ve oyunlarında ise psikolojik öğeleri ve biçim arayışlarını öne çıkardı. Çeviriler ve sanat üzerine yazılar yayınladı.19 Nisan 1993'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Mezarı Üsküdar'da Karacaahmet mezarlığındadır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
4 (36%)
4 stars
6 (54%)
3 stars
0 (0%)
2 stars
1 (9%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
Author 2 books461 followers
Read
January 18, 2022
"Var olan önce bugün çoğalan
Geleceği saklayan çekirdek
Ak duvarda koşup giden böcek
Boy attı deniz tomurcuğundan"
(s.148)

Bir önceki yazdığım yorum, kaydet butonuna bastığımda "Recommended" kısmı çok uzun gerekçesiyle kaydedilemedi ve metni de vermedi. Böylece yok oldu gitti. Ben de sıfırdan yazıyorum, sakin olmak gerek.

Öncelikle, bu siteye yorum yazmak pek içimden gelmiyor iki yıldır. Bunun nedeninden kısaca bahsetmek istiyorum. Benim yazdığım yorumlar, bu sitenin Türkçe alternatif versiyonlarında başka insanlar tarafından kendi yorumlarıymışçasına paylaşılıyor. Ödev için kullanmak isteyenler mi dersiniz, sosyal medya hesaplarına kopyalamak isteyenler mi... Şimdi buna kızamıyorum. Çünkü bu insanların taşıdıkları değer yargılarına göre bir eylemin hırsızlık sayılabilmesi için içerisinde cebir bulunması gerekir. Birini dövüp parasını gasp etmek, birinin evine zorla girmek, birinin hayvanı bahçesinden alıp götürmek gibi. Kolayca erişilebilen, açık alanda bulunan bir şeyi; yani bu paylaşımı yapanları "keriz" olarak gördükleri için "kerizin malını yeriz" fikriyle alıp rahatlıkla kendilerine addedebiliyorlar. Başkasının tezini kopya eden, intihal yapan, başkasının müziğini çalan kişiler de bunu hırsızlık olarak görmüyorlar. Oysa en adisinden hırsızlıktır bu. İlham almak başka bir şey, bakarsınız, ilham alırsınız siz de benzerini yazarsınız. Oysa direk metni seçip kopyalayıp başka siteye yapıştırıp altına kendi isminizi koyarken hiç mi gocunmuyorsunuz? Bu bir değer yargısı, etik meselesi.

İkinci bir husus ise sitenin çok küçük bir kesimi yazılan yorumları satır satır okuyor, bunun içinde de çok çok küçük bir kesim bunları tartışıyor, cevaplıyor veya dikkate alıyor. Yani burada insanlar daha çok "yaz/işaretle ve çık" şeklinde kullanıyor gibi geliyor siteyi. Yanılıyor olabilirim bu konuda. Belki de ben asosyalimdir.

Fazla uzatmak istemiyorum bu bahsi. Kitaba dönelim hadi.

"Boşluğa açılan pencerende
Erişilmez güzelsin daima
Bir düşsün aşılmaz varlığın
Sonsuzluğu hatırlatır insana"
(s.593)

25 Ağustos. Kızım Bengi Ada'nın doğmasına 3 ay kaldı. Bu yaz tatilini şiir okuyarak geçirmek istemiştim. Evdeki şiir kitaplarından okumadığım sadece iki tane kaldıydı. Bunlardan biri Aksal, diğeri de Behzad Lav, ona da fırsat olursa önümüzdeki hafta içerisinde yorum yapacağım.

"Bir yerden geldim ben adını bile bilmediğim" (s.195)

Aksal, kendisiyle yapılan bir söyleşide demiş ki:

"Zaman içinde, yüzyıl gibi kısa sayılamayacak aralarla birbirlerini izleyen dönemlerde bile, sessel bir benzeşme gördüm. Öyle ki, aşamalar, yenilenmeler de büyük benzerliklerin yanı başında küçük benzemezliklerde görünüyordu. Şiirin, süregelen, geleneksel sesi vardı. Zamanımıza dek uzanıyordu. Geleneksel sesi yitirmemenin gereğine inandım. O sese eklenecek küçük bir özgünlük pek büyük bir şeydi. *

Şair, kadim bir sesi duymuş okuduklarında, öğrendiklerinde ve yaşadıklarında. Sonra, duyduğu bu sesi daha da güzelleştirip, daha da güçlendirip, ona özgünlükler ekleyerek yeniden bırakmış kendinden sonraya kalanlara. Sahi, onun yapmak istediği özgünlük katkısı küçük iken, yaptığı öyle büyük bir katkı olmuş ki!

Felsefe mezunu şairin şiirlerinde hep ontolojik bir sorgulama var. O başlangıçta sonsuzluğun karşısına yerleştirdiği ölümle hep bir mücadele halindedir. Ona hesap sorar, kızar, öfkelenir. Üzülür yitip gidecek bunca emeğe... Sonra ise bunun yerini mutedil bir kabullenme alır. Şairin zihninde artık ölüm sonsuzluğun bir karşıtı değil gibidir. Sanki sonsuzlukla iç içe geçmiştir. Burada bizim sonsuzluğa bıraktığımız izleri düşünmeye başlar. Artık us, belirsiz bir titreşim ve duygudan oluşmuşuzdur sonsuzlukla iç içe:

"Zaman dışıyım, yokum bir yerde,
Usum, belirsiz titreşim, duygu.
Güneşledim büyüttüm gecede,
Giyindim kuşandım sonsuzluğu"
(s.218)

Eğer zamanın dışına çıkarsanız, ölüm de sizin için bir dert olmayacaktır artık. Şair mücadele hâlinde olduğu ölümü artık böyle yenmiştir.

"Sonsuzun yorganına sarındık
Uyuduk sonsuza doğru."
(s.392)

Şairin varlığı yoklukla ve zamanla iç içe geçmiş bu düşünce aleminde; uzam da kendi içinde derinleşir ve yeni yeni boyutlara kapı aralar. 685. sayfadaki, aynalar arkasında iç içe geçen kadın; uzamın sorgulanışı değil midir?

Bizi bazen tedirgin etmez mi? Bizden sonra yaşanacaklar. Yani, biz öldükten sonra çocuklarımızın, onların çocuklarının yaşayacağı bütün güzel anılar. Veyahut da onların, bizim yanlarında olamayacağımız zor zamanları.
İşte şimdi şair, bizi esas acı verici olan yokluğa karşı uyarır. Bizden öncekinin yokluğu.
Biz daha gelmeden dünyaya, henüz annemiz, babamız ilk nefeslerini almadan önce yaşananlar. Hiç tanımadığımız insanların, hiç görmediğimiz şehirlerin...

"Düşünmeyiz
Doğumumuzdan önceki yokluğumuzu."
(s.363)

Ah, dedirtir bu dizelerinde... Çünkü doğacak kızım Bengi Ada için bizler tam da bu yokluk zamanındayız. Bunu düşünmek öyle hüzünlü ki... Yaşadığımız anıların içerisinde yok, belki de fark etmeliydik bugüne kadar onun eksik sandalyesini yemek masasında, sokakta yürürken yanımızda, veya bir deniz şezlongunda. Bengi Ada'yı görmedik. O da fark etmeyecek ondan öncesini, beni şimdi bu zamanda. Bu yokluk zamanında.

Demek ki yokluğu birinin, bir başkasının varlığı olabilirdi.

Havaları sorarsanız hala sıcak Mersin'de. Biraz çıkıp dolaşası gelmiyor insanın. Biraz yüzmek iyi geliyor yine de. Şiirleri düşünüyoruz. Sizler de şiirlerle kalın. Yolunuz Aksal'a muhakkak uğrasın. O sonsuz bir çığlığa bir ses daha eklemiş.

Okuyun, yazın, sevin,
çalmayın kimseden.

Dostunuz, M.B.

25.08.2019 (Bengi Ada'nın yokluk zamanında)
Mersin





*http://www.neokuyorum.org/arsiv-odasi...
Profile Image for Adem Yüce.
160 reviews15 followers
April 14, 2018
Sabahattin Kudret Aksal 1943’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirmiştir. Çeşitli liselerde felsefe dersleri verdikten sonra 1940’ta kısa bir süre iş müfettişliği yapmıştır. İstanbul Konservatuarı Müdürlüğü, Şehir Tiyatrosu Müdürlüğü görevlerinde bulunmuştur. Sanatçı Belediye Konservatuarı Estetik ve Psikoloji öğretmenliğinden emekli olmuştur. 🍁
Çok yönlü bir sanatçı olan Aksal bir röportajda hayatında öykü ve oyunların dönemsel şiirin ise devamlı olduğunu vurgular nitekim ilk şairlik yıllarındaki garip akımı etkisi ve daha sonraki yıllarda içe kapanık tarza yönelen sanatçının bu şiir kitabı 700 sayfa küsürdür. Daha çok kısa şiirleri tercih etmesine rağmen sayfalık mensur şiirleri de bulunmamaktadır.🍁
Sabahattin Kudret Aksal unutulmaya yüz tutmuş bir sanatçıdır ki oyunlarının baskısı tükenmiştir oyunları da bir külliyattır fakat ikinci el haricinde henüz erişmiş değilim kim unutturdu bu sanatçıları eğitim sistemimizin yanında bilinçsiz modern eylemlerimiz unutturdu Edebiyat ve Eğitim fakültelerindeki derslerde hocaların ellerinde bir Aksal şiiri ya da Gazoz Ağacı kitabından bir kesitle girmemesi unutturdu en önemlisi bizim geçmiş ve popüler olmayan kayıp edebiyata yönelik umursamaz ve çaresiz duruşumuz.
🍁

Bir Eskiciyle

Bir eskiciyle gider,
Güleç yüzlü zaman.
Yaldızlı saat gider,
Gider akrep ve yelkovan.
Odaya düşmüş,
Oturmuş orta yerine
Güneş gider.
Gider iskete, saksağan.
Palto gider, giysi,
Servi sandık kokan
Simle işlenmiş gelinlik,
Mangal gider, kilim,
Kilimin gülleri
Bir sıcak gider. 🍁
Profile Image for Karanlık kadın.
123 reviews2 followers
Read
January 27, 2018
Şiirlerin teması; hayat,mutluluk,ölüm ve doğa güzellikleri. Sanatçı mavi rengini çok seviyor, şiirlerinde maviye yer vermiş.

Dili biraz ağır. Ölümden bahsedip durması içimi şişirdi... bay otuzbeş'i pardon cahit sıtkı mı okuyorum sabahattin kudret mi okuyorum karıştırdım. Bay otuzbeş'i pardon Cahit sıtkı'yı okurken de içim şişmişti... Şiire güvenen bir şairmiş. 1938 yılından,1993'e kadar çeşitli dergilerde yayınlanan,şiir kitaplarında yayınlanan ve kitaplara girmeyen şiirleri bu kitapta toplanmış. Vefatından sonra çıkan 'batık kent' kitabını da eklemişler.
Displaying 1 - 4 of 4 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.