Sosyal medyaya bomba gibi düşen haberin ilk kaynağı, hale sebze taşıyan bir kamyon şoförüydü. Adamcağız kasabaya sabaha karşı girdiğini, meydandaki kavun heykelinin dibinde bir karaltı fark edince durduğunu, uykusuzluktan hayal gördüğünü sandığını, kamyondan inip karaltının yanına gidince ödünün patladığını ve derhal karakolu aradığını anlatıyordu hararetle. Görüntüsü sosyal medyada yayıldıktan az sonra polis telsizinden tuhaf bir anons yükseldi.
“Burada yatan kuyruklu bir şey var!”
Hiçbir şey göründüğü gibi değil ya da her şey tam da olması gerektiği gibi… Aslıhan Kocabal’ın öykülerini okurken, hangisinin akla daha yatkın olduğunu kestirmek güç. Hatta öncelikle, akla yatkınlık meselesini bir çözüme kavuşturmak gerekiyor. Üzerinde durduğumuz zemin stabil değil!
Gerçeğe Aykırı Beyanlar‘daki öyküler, Türkiye’de örneğine sık rastlamadığımız şekilde grotesk unsurlar da barındıran dikenli bir demet!
Gördüğüm en iyi erkek karakter yazımlarından birine şahit oldum. Öncelikle bunu not düşmek istedim. Aslıhan Kocabal toplumsal yazınla korku, gerilim, fantazya türlerini bir eden nadir ve kuvvetli kalemlerden biri. Öyküleri beğendim ve 2023 senesi biterken ilaç gibi geldiler. Anlatıma hakimiyet, dil konusundaki kıvrak ve kuvvetli kalemi, kurguları önceki kitabına göre daha da güçlü, sesi daha yüksek, hatta bazı öykülerde sarhoş edecek kadar yakanızdan çekip gerilime savuruyor. Başarılarının devamını, yeni kitapları, öyküleri için bizi bekletmemesini diliyorum.
Gerek üslubu, gerek dili ve gerekse bütünlüğü itibariyle etkileyici bir eser. Öykülerin her biri kendi içinde bir dünya yaratıyor ve anlatıcının göz alıcı atmosferinde dikkat çekici bir yer ediniyor. Böylece parçalı görünümün yerini mozaik bir estetik alıyor. Kalemine sağlık.
Okuduğum en sıradışı öyküler olabilir. Anlatım dilini, işleyişini çok beğendim. Öykülerde ne bir eksik, ne bir fazla bulamadım ama yine de çok kısa geldi, çabuk bitti, üzüldüm. Ileride daha uzun öykülerini okumak ümidiyle.
Aslıhan ışıltılı görünen hayatlarımızın üstündeki örtüyü usulca çekip içimizdeki karanlığı ustaca ortaya çıkarmış. İnsanı yormayan dili, akıcı üslubu ile tüylerimizi diken diken eden öyküler anlatıyor. Daha ilk öyküde beni öyle içine çekti ki! Karanlık Adam'ın sesini duymayan var mı aramızda ya da Pembe Dosya'daki künt cisim darbenin sesini işitmeyen? Kalemine sağlık Aslıhan, unuttuğumuz onca şeyi ince ince hatırlatan bu muhteşem öyküleri herkes okumalı!
Fantastik kurgu okumayı çok severim, bilirsiniz. Bu öyküler de oldukça akıcıydı. Kısa olmalarına rağmen hemen içlerine girebildim. Tam korkunç, tuhaf şeyler yaşanırken kendini gösteren mizahi dil de beni güldürdü. Karakterlerin haşin, karanlık, kötü olmaktan korkmayan ve arzularını takip eden insanlardan/varlıklardan oluşması çok hoşuma gitti. Mitolojik ögelerin kullanımı da gözümden kaçmadı. Genel olarak keyifle okuduğum bir kitaptı.