Nermin Yıldırım’ın sürükleyici romanı, karakterler iç içe, biraz Netflix popüler dizisi gibi. Edebi yön açısından zayıf bulduğumu söyleyebilirim ama okuduğumdan da pişman olmadım. Behiye karakterinin hayal ürünü olması biraz sıradan geldi, gerçek olsaydı belki de kitabı daha çok sevecek, feminist bir yön bulacaktım. Yine acıların romanına bağladı en sonunda.
Suad/ Behiye ve Rıdvan üçlemesinde Rıdvan’ın bu hikayelere nereden bağlandığı da yine eksik kalmış. Aynı zamanda kitap onun tarafında gereksiz bir gerilimle ilerliyor. Kalfa, Eliz ve Karin yan karakterler iyi oluşturulmuş.
Bir de Kordelia ve saç metaforu hoştu.
S163 “Ona göre saçlar akla ve kalbe tutulan aynalar gibiydi. Mesela kafamız karışıksa, aklımızdan geçenler yüreğimizi acıtıyorsa, o kafayı çevreleyen saçtan da hayır gelmezdi. Bu durumda kesilmesi elzemdi. Akdi takdirde ne saç düzelir ne de sahibi hafiflerdi. Ama mutluysak, aklımızla yüreğimiz arasında bastıkça gıcırdamayan, sağlam köprüler kurmuşsak, o zaman saçlarımız da canlanıp ışıldardı. Kafamızın dışı daima içiyle bağlantılıydı.”
İlginç bilgiler:
-İspanya’ya gelen gazeteci ve savaşan katılan Eric Blair’in George Orwell maslahını kullanması. (Doğru mu emin olamadım)
-Katalanca’nın İspanyolca ve Fransızca karması olması
-İspanya’da bombaların yaktığı Guernica ile aynı dönemde bombalanan Dersim