Jump to ratings and reviews
Rate this book

Gene Yalnızlık

Rate this book
Gene Yalnızlık Türk Şiirinin ve öyküsünün önemli adlarının seçme eserlerini gençlerle buluşturan Doğan Kardeş Dizisi, iki yeni kitapla deneme türüne çağırıyor okurunu... “Cânım Efendim, Bilseniz ne kadar severim “cânım” demeyi. Ca’yı şöyle uzatarak... Kısaca söylemenin de bir zevki, bir tatlılığı vardır, bilirim, ama “caaanım” demek daha hoşuma gider benim. Nasıl anlatayım? daha bir âşıkça oluyor, hani “âşık” denince bir de şair anlaşılıyor, işte o mânada, daha doğrusu iki mânasıyla birden. Benim durup dururken: “Cânım...” dediğim de olur.

110 pages, Paperback

First published January 1, 2011

7 people are currently reading
83 people want to read

About the author

Nurullah Ataç

42 books23 followers
Türk eleştirmen, denemeci, yazar, şair. Eleştiri ve deneme alanı dışında hemen hemen eser vermeyen sayılı yazar ve şairlerden biridir.

Nurullah Ataç, 21 Ağustos 1898'de Hammer'in Osmanlı Tarihi isimli kitabı Türkçeye çeviren Mehmet Ata Bey'in oğlu olarak İstanbul'da doğdu. Nurullah Ataç'ın babası Mehmet Ata başarılı bir bürokrat idi. İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi'nde 4 yıl okudu. Daha sonra eğitimini İsviçre'de sürdürdü. Babasının ölümünün ardından 1919'da İstanbul'a döndü. 1922 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni sürdürdü tamamlayamadı. Fransızca öğretmenliği ve tercümanlık yaptı. 1945'ten sonra Cumhurbaşkanlığı çevirmeni olarak görev yaptı.

1926 yılında Leman Ataç ile evlendi. Bu evlilikten 1926'da, daha sonra babasının yaşamından kesitler anlattığı kitabı "Babam Nurullah Ataç"ı yazacak olan Meral Ataç Tolluoğlu doğar.

TDK yayın kolu başkanı oldu. İlk şiirleri Dergâh'ta yayımlandı. Fransız, Latin ve Rus klasiklerinden çeviriler yaptı. Gazete ve dergilerde eleştiri ve deneme türünde yazılar yazdı. Eleştiri yazılarıyla Türk edebiyatında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini verdi. Akşam'da tiyatro eleştirmenliği, Hakimiyeti Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Posta, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazetelerinde eleştiri yazıları çıktı. Denemeleri Türk Dili, Varlık, Yedi gün, Ülkü, Seçilmiş Hikayeler dergilerindedir.

Ataç yazı yaşamına tiyatro eleştirisi ile başlamıştır. İlk yazısı 1921’de Dergâh’ta yayımlanan “Türk Tiyatrosunda İlk Göz Ağrısı” adlı tiyatro eleştirisidir. Ataç, tiyatro eleştirisi ile ilgili yazılarını Dergâh ve Akşam dışında Hâkimiyet-i Milliye, Milliyet, Son Posta, Haber-Akşam Postası, Ulus, Son Havadis gazetelerinde ve Hayat, Darülbedayi (Türk Tiyatrosu), Yeni Adam, Ülkü dergilerinde yayımlamıştır. Bu gazete ve dergilerde 1921-1957 yılları arasında tiyatro hakkında yaklaşık 125 yazısı bulunmaktadır ve bu yazıları kitaplarına girmemiştir. Ataç, tiyatro eserleri için yazdığı eleştirilerle Türk tiyatrosu için bir yol gösterici olmuştur. Batılı tiyatroyu yakından tanıyan Ataç, Türk tiyatrosunun ve seyircisinin Batı’nın seçkin oyunlarını oynayacak ve izleyecek düzeye gelmesi için çok çaba harcamıştır. Ataç tiyatro hakkında yazmış olduğu eleştirilerle yalnızca tiyatro sanatı ile ilgili teorik görüşlerini ve Türk tiyatrosunun tarihî gelişimini gözler önüne sermekle kalmamış, aynı zamanda bu sanatın Türkiye'de gelişimine de katkıda bulunmuştur.

1955 yılında gut ve şeker hastalığı ortaya çıktı. Eşinin 1955 yılında ölümünün ardından karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları başladı. 17 Mayıs 1957 yılında İstanbul Numune Hastanesi'nde öldü.

Ölümünden sonra birçok yazın ve sanat dergisinde kendisi için özel sayı çıkartılmıştır ve hakkında 2 kitap hazırlanmıştır. Bunlardan ilki 1959'da Tahir Alangu'nun hazırladığı Ataç'a Saygı isimli, O'nun için yazılmış yazıların derlendiği bir kitaptır. İkincisi ise, Türk Dil Kurumunun 1962'de Ankara'da çıkardığı Ataç isimli kitaptır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
37 (45%)
4 stars
27 (32%)
3 stars
12 (14%)
2 stars
6 (7%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 10 of 10 reviews
Profile Image for Damla.
180 reviews74 followers
November 1, 2022
"Gelenek değildir bir toplumun, bir ulusun benliğini yapan. Bir toplumun, bir ulusun benliği, yaşayışına, düşünüşüne verdiği biçimdedir, kendi de ne yaptığını iyice bilmeksizin verdiği biçimdedir."

Döneminin en "baba" eleştirmeni, kültür adamı. Genç yazarlar yeni kitap yayımladığında acaba nasıl yorum yapacak diye merakla kendisine dönülen isim. Bütün bunlara rağmen gel gör ki yazılarında küstahlık kırıntısı bile yok. Kendine en uymayan, en anlamadığı görüşe, düşünceye bile belki ben anlamadığımdan, belki ben şöyle şöyle olmadığımdan diyor. Evet kendi yargıları var, ama başkalarının yargılarını da direkt çöpe atmıyor. Çok candan, çok içten ve çok hoşgörülüymüş.
Profile Image for Selda Ceylan.
83 reviews
October 9, 2017
Tarihi bilen zamanın yeniliklerine şaşmaz,onları kabul eder.
*
Doğum ile ölüm arasındaki yolu acılarla da, zevklerle de zenginleştiren hep sevgi, kendimizden başka kimselerle ilişiğimiz olduğu duygusudur. Yoksa var olduğumuzu bile anlamaz, düşsüz bir uykudan uyanmaksızın geçer giderdik.
*
Sevgi aslında belki hoş bir masal, içimizin çirkinliklerini unutup kendimizi avutmak için uydurduğumuz bir yalandır; kökü özcülüğümüzde, ikiyüzlülük içgüdüsüdür. Olsun; özcülüğümüzü, ikiyüzlülüğümüzü unutturuyor, bizi küçüklükten kurtarıyor. Bunun için duygularımızın en ulusu, birer düş de olsalar gene göğsümüzü kabartan, bize sanki bir tanrılık bağışlayan üstünlüklerin kaynağıdır.
*
Sanat, gerçeğin tıpkısını çıkarmak değildir, buna özenenler sanatın özünü anlamıyorlar demektir.
*
Zavallı insanoğlu ne yaparsan yap, kurtulamazsın o yalnızlıktan, onun duvarlarını delip de başkalarına ulaşamazsın.Bağıracaksın, kendini bildirmek için bağıracaksın, sen de bir takım sesler duyacaksın, ama bir gün bile kendi benliğinden çıkıp başka bir benliğin içinden, o benliğin içinden yaşayamıyacaksın. Başkaları dediğin bir sestir,sadece bir sestir senin için, elini değdir,kollarınla sımsıkı sar, dudaklarını kilitle onun dudaklarına, duyduğun gene senin elin,senin kolların, senin dudaklarındır.
*
Bir kimseye keman çalmasını öğretiyorsunuz, ama sonra eline hiçbir havanın, hiçbir ezginin notasını vermiyorsunuz, neye yarar onun yay kullanmasını öğrenmesi?
*
Daracık yerde oturmaya alışmış kişi bilemez sıkıntıda olduğunu, bilemez genişliğin getireceği rahatlığı.Işığa çıkardınız mı onu, gözleri kamaşır, bu göz kamaşmasının daha büyük bir iyilik müjdesi olduğunu anlayamaz da, bir hastalık, bir yıkım sanır. Bildirmelidir öylelerine daracık, karanlık bir yere sıkışmış olduklarını.Bildirmelidir ya kolay değildir bu, sıkıntıya alışıp da artık o sıkıntıyı duymayan kişiye kendi durumunu sezdirmek en güç işlerden biridir. Bunun için yüreğimizde büyük bir acıma duygusu, aşılmaz gibi görünen engellere aldırmayacak, uğraşmaktan yılmayacak bir acıma bulunması gerektir.

This entire review has been hidden because of spoilers.
348 reviews2 followers
June 17, 2025
“…tarihi bilen zamanın yeniliklerine şaşmaz, onları kabul eder.” (12)

“…Schiller: “İnsan bir devletin yurttaşı olduğu kadar bir zamanın da yurttaşıdır” diyor. (13)

“Çok kullanılan her söz, ağızdan ağıza geçtikçe anlamında az çok değişiklik olacağından karanlıklaşır; o kadar ki gün gelir, hiçbir şey dememekle bir olur.” (21)

“”Klasik” Lâtincede “yüksek sınıftan, soy eser” demekmiş. … “Zamana dayanmış olan eserler.” (21-22)

“…zevki olan adam yalnız kendisine öğretileni beğenmekle kalmaz, daha ilk karşılaştığı şeyde de, yenide de güzellik olup olmadığını sezer.” (22)

“Bir kendimiz için yaşamaktan, öz tasalarımızın çemberinden kurtuluruz.” (25)

“”Bütün bunlar gene bir doğruyu söylüyor, ancak yazar gerçeği bir düşle örtmüş. Kaldırın o örtüyü, arasından bakın, gerçeğin ta kendisini, çırçıplak doğruyu bulursunuz,” diye düşünürüm.” (33)

“Yeniye kötü kötü bakıyorlar, mânâsı yokmuş, güzel değilmiş, düşünmekten, çalışmaktan kaçınan kimselerin ne yaptıklarını bilmeden ortaya attıkları şeylermiş.” (37)

“…yeni bir zevkin kendini tattırmak için istediği emeği ağır bulup korkan kimseler…” (37)

“…alay edenler dahi şairde bir çeşit kutsallık bulunduğuna inanırlar, açıkça söylemezler, gene de inanırlar.” (44)

“…ben, bu ülkede ilkokulla uğraşmadan önce, bir aydınlar sınıfı, yüksek aydınlar sınıfı kurulmasına çalışılmasını isterim. Biricik doğru yol budur. Ama bütün doğrular gibi bunu da anlıyan azdır.“ (56)

“Onlar da dönüp dönüp arkalarına bakmaz artık, büğünden hoşlanır, yarından umutlanırlar. Kim bilir, bu umutla belki ömürleri de artar.” (66)

“Hani Arap yazısiyle yazdığımız günler de “hı” derdik, bir harf vardır, işte onu “kh” ile gösteriyorum bizim öz dilimizin seslerindendir o, İstanbul uşağı onu söyliyemiyor diye kaldırıverdiler.” (75)

“V. Günyol, Ataç’ın aşırılığını, donup kalmak korkusu, kendini durmadan aşmak isteği ile açıklar.” (109)

Memet Fuat’ın denemelerinden sonra okudum ve açıkçası Fuat’ın üslubunu daha çok beğendim. Ataç sürekli tartışma, saldırı halinde. Bir şeyleri ateşli savunurken kendiyle çeliştiği yerler oluyor. Başkalarını kibirlenmekle itham ederken kendi de yeri geldiğinde benzer bir tavır takınıyor. Yaşı ilerledikçe daha karamsarlaşmış Ataç. Kişisel denemeyi kopyalıyormuş hissi verdi biraz. Yeni alfabe hakkındaki düşünceleri nelerin eksik kalmış olabileceğini gösteriyor. Türkçeye yeni kelimeler kazandırmaya çalışması anlaşılır fakat bu kelimelerin çoğu fazlaca garip duruyor ve zaten tutmamış. Türkçenin geçtiği yolları görüyorsunuz bir önceki yüzyılda yazılanları okudukça. Ataç önemli bir eleştirmen, deneme yazarıymış. Onun görüşlerinin Türk Edebiyatını ne kadar etkilemiş olduğu düşünülürse daha farklı davransaydı edebiyatımız daha farklı bir yol izler miydi acaba? Mesela, İkinci Yeni şiirlerini ben de çoğunlukla bir yerden sonra anlamsız kelimelerin yan yana gelmesi olarak görüyorum. Şairin aklında ne var bilinmez ama okuyucuya anlatamıyor. Bugünün gençleri bu şiirleri okumaktan daha da uzak. Ataç yeniye vurgun olduğu için sonuna kadar desteklemiş bu şairleri. Onun da bu şiir türünün devam ettirilmesine katkısı göz önünde.

İmla, noktalama ve dilbilgisi yönlerinden merhaleler atlamış Türkçe. Her şekilde yeniyi tutarken geçmişten faydalanılabileceğini yadsıyor.
Kitabın ilk yetmiş sayfasındaki denemelere tarih düşülmemiş. Anlamı bilinmeyecek bazı kelimelere açıklama düşülse daha iyi olur. Divan şiirinden dizelerin de günümüz Türkçesine çevirisi eklenebilir.

gözü çekmek, gönenmek, tilcik (sözcük), iç göz, hafifsemek, betine gitmek, muhammesi, günülemek (çekememek)
Profile Image for Bihter İyidir.
289 reviews16 followers
December 27, 2018
Kitabı büyük bir keyifle hatta zaman zaman kahkahalar atarak okudum. Alaycı, sivri dili, sorgulayan bakışı, yazılarının bir yandan çok evrensel bir yandan alabildiğine kişisel oluşu bende hayranlık uyandırdı. Türk edebiyat tarihinin -kendi istediği ölçüde yaratıcı ya da sanatçı olamamış olma kaygısına rağmen- büyük değerlerinden biri. Önümüzdeki günlerde hediye olarak sıklıkla bu kitabı seçeceğim sanırım:)

Ve yayınevi için bir dipnot; yazar pek çok denemesinde beyitler kullanıyor, ne yazık ki benim bu beyitleri anlayabilmem için okumamın orta yerinde kitabı bırakıp google’da arama yapmam gerekti pek çok kere. Editörün bu beyitleri sayfa altlarında ya da kitap sonunda bir dipnotla günümüz Türkçe’sinde belirtmesi okunurluk kokaylığı açısından hoş olabilirdi.
Profile Image for donna Q.
142 reviews26 followers
January 25, 2023
Deneme turunun hayraniyim. Yazarin karsisindakiyle konusur gibi yazmasi, benim yazarla mihabbet ediyor gibi issetmek paha bicilmez bir keyif. Nurullah Atac malum Turk Edebiyati'nin ilk ve en onemli temsilcisi. Bu kitabi kendisiyle tanismak icin sectim. Ne iyi etmisim. Nasil da icten bir yazini var. O espri yapiyor ben guluyorum: elestiriyor hak veriyorum filan.. Keske, tek keskem, ayni donemde yasasaymisiz da guncel konular hakkindaki yazilarina daha fazla katilabilsem daha fazla dahil olabilseydim. Bir yazisinda elestiriyor kendini, ben sair olmak istedim olamadim, madem sair olamiyorum ben de elestireyim dedim diyor. Doneminde cokca saygi gormus anlasilan bazen dilinden de anlasiliyor mutevazi ama vakur. Baska bir yazisinda da buyuk yazarlar gelecege kalir. Ben kalamayacagim biliyor diyor. Kaldiniz azizim, biz sizi keyifle okuyoruz hala. O kadar cok yaziniz var ki, bugun hala bizlere hitap eden, zaman geciyor, cag degisti ama bazi fikirleriniz hala baki, hala guncel, hala okumak sizi buyuk keyif...
Klasik, Sevgi Uzerine Sozler, Yeni Yazi ve Gelenek en sevdigim yazilari oldu. Her birine o kadar katildim, o kadar aaa ben gibi dusunuyor dedim ki anlatamam. Ama Yeni Yazi'nin yeri baki... Harf Inkilabi ile hem gunluk hayatimiz, hem edebiyatimiz hatta tarihimiz-kulturumuz buyuk degisim-donusume girdi. Icimde olanlari, benim dile getiremediklerimi dile getirmis. Bu yalnizca yazara hak vermek degil, okurken icsellestirdim, kendi kendimle konusuyor gibi, icerde bir yerlerde olan ama soyleyemedigim seyleri kelimelere dokuyor gibi..
Cok sevdim, cok hak verdim, bezen elestirdim resmen Nurullah Atac'in kose yazilarini yasadim..
Profile Image for Zuhal Aksulu.
68 reviews1 follower
September 29, 2018
"Dört yanımız yalnızlıkla çevrilmiş. Fuzuli "Yetti bî-kesliğim ol gaayete kim çevremde / Kimse yok çizgine girdab-i beládan gayrı" diye yakınıyor, asıl yılınç olanı kimsesiz kalınca duyduğumuz ürperme değildir, birçok insanlar arasında, bizi sevenler, bize doğru eğilmiş olanlar arasında, birdenbire kavradığımız o giderilmez yalnızlığımızın verdiği ürpermedir." (S.79)
208 reviews
August 13, 2022
“Dünyayı karanlıktan, sakat düşünceden, yavuzluktan kurtaran okul değildir, büyük düşünürlerin, bilginlerin, şairlerin yazdıkları kitaplardır.”

“Beni içimin karanlığında bırakın, siz aydınlıklar içindesiniz.”

“Geleneklere bağlanmak, topluma güvensizlikten gelir.”

“Can bu! kıymetli olmasa da tatlıdır

“Boş bir gurur ama varsın boş olsun! Ona boş, buna boş derseniz yaşamanın tadı mı kalır?”

“Sevgi de kendimizi avutmak içindir. Seveceğiz, sevmeye inanacağız ki sevilelim.”

“Sevgi insanın gene en ulu duygusu dur. Daha doğrusu en güzel, en kutlu yalandır.”

“Sevgi aslında belki hoş bir masal, içimizin çirkinliklerini unutup kendimizi avutmak için uydurduğumuz bir yalandır.”

“Bütün o hikmetlerle, büyük büyük düşüncelerle dolu şiirler unutulur, küçük bir aşk şiiri gönüllerde yer eder.”

“Bir zamanlar Fransa’da hayattan bir dilim yazmak isteyenler vardı, hiçbirinden bir şey kalmadı.”
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for irem.
92 reviews1 follower
February 13, 2023
ah okuması inanılmaz zevkliydi. uzun zamandır kitap okuyamadığım bu günlerde bana ilaç gibi geldi. kendisi eserlerine "samimi" denmesinden hoşlanmasa da gerçekten yakın bilgili bir arkadaşım ile muhabbet eder gibi hissettim. gülerek düşünerek altını çizerek okuduğum bir kitap oldu. çok güzel geldi günlerime :’)
Profile Image for Zehra.
10 reviews
August 3, 2019
Aşırı samimi bir dilde yazılan bir deneme. Okudukça Nurullah Ataç'ın yazım tarzı sizi kendisine çekiyor.
Displaying 1 - 10 of 10 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.