Millî Mücadelemizin Avrupa’dan görünüşü, İstanbul’a Doğru, Millî Mücadelemizin İstanbul’dan Görünüşü, Ankara’da, Yunan Taarruzu ve Sakarya Harbi, İzmir’de Görüşeceğiz başlıkları altında toplanmış anılar demeti.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, (d. 27 Mart 1889, Kahire, Mısır – ö. 3 Aralık 1974, Ankara). Türk romancı, gazeteci, şair, diplomat.
Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en ünlü romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış; daha sonra ferdiyetçi düşüncelerden uzaklaşarak toplumcu edebiyatı kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir.
Milli Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür. Milli Mücadeleden itibaren Atatürk’ün yakın arkadaşları arasında yer almış; TBMM II., IV., XII. dönemlerde milletvekiliği yapmıştır.
Kadro Dergisi’nin kurucularındandır. Derginin devrin yöneticileri ile fikir ayrılığına düşüp Kemalizm’i değiştirmekle suçlanarak kapanmasından sonra diplomat olarak yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuştur.
Anadolu Ajansı’nın kurucularındandır; ömrünün son yıllarında ajansın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır.
“Genç Anafartalar kahramanının, Sevres Muahedesini kılıcının ucuyla yırtarak Anadolu yaylalarında mukaddes harbi açtığını duyduğum gün kendi kendime: "Ne güzel bir ölüm fırsatı!" demiştim. Fakat kader, bir siperin çukuru içinde masum bir köylü çocuğuyla üst üste düşüp göçmek şerefine beni lâyık görmedi.”
“Galip devletler, şimdi de Osmanlı saltanatının idam hükmünü vermek ve yerine getirmekle meşguldüler. Osmanlı saltanatı, onlar nazarında öbürlerinden daha ağır bir cezaya lâyık görülüyordu Çünkü, yüzyıllardan beri yarım sömürge durumunda geri bir Şark memleketi olduğunu unutup "Düveli Muazzama" ile boy ölçüşmeye kalkışmıştı. Çünkü, o büyük devletlerin siyasi ve iktisadi boyunduruğundan kurtulmak teşebbüsünde bulunmuştu ve nihayet, çünkü, Osmanlı saltanatında hâkim unsuru teşkil eden Türkler Müslümandılar. Ta Ortaçağ'dan beri nice Haçhı akınlarına ön safta hep bu unsur karşı koymuştu. Şu halde, her seyden önce Türk Milleti'ni kökünden kazımak, yahut onu artık bir kere daha kımıldanamayacak kadar ezmek lâzımdı. Garp devletleri böylesine büyük ve tarihi bir misyonu ancak uzun vadeli bir imha sistemiyle başarabilirlerdi. İşte, bunun içindir ki, Almanya'nın, Avusturya'nın, Bulgaristan'ın hemen hiçbir bölgesini askeri işgalleri altına almadıkları halde Türkiye'de silahla zaptedilip yerleşmedikleri hayati nokta bırakmamışlardı ve memleketimizi ateşten, demirden bir Engizisyon çemberi içine almışlardı.”
Yakup Kadri'nin özellikle eski yazılarından alıntılar yaptığı kısımlar kulak kanatıyor. Hele ordu hücuma geçince İnönü'nün daha önce kendisine söylediği "İzmir'de görüşürüz" sözüne atıfla yazdığı bir yazı var ki... Fakat işgal İstanbulu, Ankara sıkıntısı, Anadolu köylüsüne dair yazdıkları Erken Cumhuriyet aydınını anlamak için önemli. Yaban romanının işaretleri Gediz kaymakamı ile ilgili yazdıklarında görülüyor mesela.
Kulak kanatma konusuna değineyim. Bu aynı zamanda Yakup Kadri'nin Milli Mücadele Hikayeleri'ni okuyamamamın da nedeni. Yakup Kadri vasat bir yazar olduğu için olacak, yazarlığı bayağı dallandırıp budaklandırmalar, vıcık vıcık duygulanmalar, hamasetle yükselmeler olarak anlıyor. Bu nedenle de eli ne kadar yükseltebilirse o kadar iyi bir yazar olacağı fikri ile yazıyor, yazmış ne yazık ki. Sonuç yazdiklarının bir kısmını okurken yaşanan derin bir başkası adına utanma duygusu. Ancak "data" gözüyle okunuyor bir yere kadar.
Milli Kurtuluş Tarihimiz her yurttaşın okuması araştırması gereken bir konu; bu konu içinde YKK'nın kitapları elbette en önemli ve değerli kaynaklardan. Her yurtsever'in okuması gereken bir anı derlemesi.