"Or'da Kimse Var mı?" dörtlüsü, azgın iştahların beslediği cehaleti şehvetle bağrına basan Türkiye toplumunun kıydığı bir aydının, Günay Rodoplu'nun öyküsü. Alev Alatlı, "Bu toplumda 'biliyor olmak' mutlak surette bir haksızlığa maruz kalmak demektir." diyor. "Çünkü bilgi borçlandırır, 'anlamak' zorunda bırakır. Cahil, acıma duygusu uyandırır. Yıkıcılığı bağışlanır. Bu, onların lüksüdür. Oysa, aydın, bilgilenmek gibi bağışlanmaz bir suçtan müebbeden mahkum edilmiştir. Bastığı yerde ot bırakmayan cahili vicdanının demir parmaklıkları arasından seyreder." Günay Rodoplu'nun hayatındaki trajik, boyut bilgidir. Hayatını, Lao Tzu ile, Hazreti Muhammed'le, Kropotkin'le, Marks'la, Baudelair'le, Albert Schweitzer'le, Kazancakis'le paylaşmasına bakılırsa bu dünyadan değildir. Ama bu dünyaya dair çok bilgi edinmiş bir insanın sorumluluğu altında ezilir, pasifize olur. Türkiye insanının hoyratlığına yenik düşer. "Ve iyilik buradan çıkar. İyilik, dayatılan haksız, yanlış ve çirkin oyun oynamayı reddetmekten çıkar." "Viva, La Muerte!" Yirminci yüzyılın son otuz yılında Türkiye insanının ortak ruhunu çözümleyen, yer yer belgesel nitelikli dörtlünün ilk romanı." Alatlı "Türkiye bugün okumazsa, yarın mutlaka okuyacaktır." diyor ve sesleniyor, "Or'da kimse var mı?"
Alev Alatli was born in 1944 in Izmir, Turkey. After finishing her high school education in Tokyo she went on to gain an undergraduate degree in Economy and Statistics at the prestigious Middle East Technical University in Turkey. After gaining a Fulbright scholarship, she traveled to America and attended the Vanderbilt University in Nashville, Tennessee where she completed her MA degree in Economics. After this Alatli undertook a Doctorate in Philosophy at Dartmouth College, New Hampshire. Her research interests spread to Religion, religious thoughts and the history of civilisation.
In 1974 she returned to Turkey as a lecturer and an economist for the government. Alatli has also served as co-researcher at California Berkeley University looking at psycholinguistics.
Alev Alatlı (d. 1944, İzmir) Türk yazardır. Liseyi Tokyo, Japonya’da okudu. Ekonomi & İstatistik lisansını ODTÜ, Ekonomi ve Ekonometri Yüksek Lisansını Fulbright bursu ile gittiği ABD, Vanderbilt Üniversitesinden (Nashville, Tennessee) aldı. Bunu takiben, felsefe öğrenimine başlayan Alatlı doktora çalışmalarını New Hampshire, Dartmouth College’de sürdürdü. İlahiyat, Düşünce ve Medeniyet Tarihi üzerinde yoğunlaştı. 1974’de Türkiye’ye döndü, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğretim görevlisi, Devlet Planlama Teşkilatı'nda kıdemli ekonomist olarak çalıştı. California Üniversitesi (Berkeley) ile ortak psiko-dilbilim çalışmaları yürüttü. Cumhuriyet Gazetesi bünyesinde Bizim English dergisini çıkaran Alatlı, daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev aldı.
Akıcı bir kitap olduğunu söyleyemeceğim lâkin nasıl dediğinden ziyade ne dediği mühim derseniz güzeldi. Çok doğru tespitleri var, meselâ; "bir milyondan fazla yüksekokul öğrencimiz var, eğitimimiz yalan, yüzbinlerce camimiz var, müslüman olduğumuz yalan; milyarlarca liralık matbaalarımız var, gazeteciliğimiz yalan; hükümetimiz var, iktidar olduğu yalan; metrelik cetvellerimiz var, yüz santim olduğu yalan; kilogram kullanırız, bin gramı doğru tartabildiğimiz yalan; dünyanın en eski uluslarındanız, tarihimiz yalan; NATO’nun en büyüğü ordumuz var, ülkemizi savunabileceğimiz yalan, cumhuriyetiz, demokrat olduğumuz yalan; konukseverliğimiz ünlüdür, birbirimizi sevdiğimiz yalan… daha sayayım mı?" "Ben, sizin dilinizi, sizi öğreneyim, bizimkilere anlatayım diye öğrendim ve çok da emek verdim. Size, bizi anlatmakta yardımcı olmak için değil. Bunu gerçekten istiyorsanız, yani bizi, bizim medeniyetimizi, ayrıca parantez içinde söyleyeyim, epeyi iyi bir medeniyettir, hakçası, bize asırlarca çok iyi hizmet verdi, öğrenmeyi gerçekten istiyorsanız, siz zahmet edeceksiniz, tıpkı bizim ettiğimiz gibi. Ayrıca yabancı dil öğrenmeyi size de tavsiye ederim, hele hele orta doğu ile ilgileniyorsanız, şarttır diyebilirim. İnanın hiçbir çeviri aslının yerini tutmuyor."
’Or’da Kimse Var mı? ‘’serisinin ilk kitabı , ben seri olduğunu bilemeden , 5. ve son kitabı ( Beyaz Türkler Küstüler ) ilk olarak okumuştum , neyse başa dönerek hatamı telafi ettim sayılır…
Alev Alatlı herhangi bir zümreye , ideolojiye yaranma kaygısı olmadan yazmış. Tabi şöyle vahim bir durum var; bu kitap ilk olarak 1992 yılında yayınlanmış , 2015 Türkiye'sine hiç uzak değil desem...
Gerçek olayların ve kişilerin de romanda geçiyor olması ile aslında ne kadar küçük hataların toplumda kopmalara yol açtığını ispat ediyor adeta. Alev Alatlı , çok süper bir romancı olmayabilir ama piyasada gezinen ‘’ aydıncık ‘’ , ‘’aydınımsı’’ kişiler arasında hemen sıyrılabilecek birikimde, bu belli bir şey… .Her ne siyasi / ideolojik kesime yakınlık hissediliyor olursa olsun yada apolitik olsun fark etmeksizin, Türk halkının yıllardır içinde debelendiği kopukluk , ayrımcılık, köşeyi dönme tutkusu ile baş gösteren ilkesizlik ve bunun gibi bir çok toplumsal deformasyondan rahatsız olan , her ‘’okuyan’’ bireyin es geçmemesi gereken bir gözlem romanı ‘’ Viva La Muerte ‘’
Kitapta çok beğendiğim kısımlardan 2 tane öne çıkan paragraf ;
***** “bir milyondan fazla yüksek okul öğrencimiz var, eğitimimiz yalan, yüzbinlerce camimiz var, Müslüman olduğumuz yalan; milyarlarca liralık matbaalarımız var, gazeteciliğimiz yalan; hükümetimiz var, iktidar olduğu yalan; metrelik cetvellerimiz var , yüz santim olduğu yalan; kilogram kullanırız, bin gramı doğru tartabildiğimiz yalan; dünyanın en eski uluslarındanız, tarihimiz yalan; NATO’nun en büyüğü ordumuz var, ülkemizi savunabileceğimiz yalan, cumhuriyetiz, demokrat olduğumuz yalan; konukseverliğimiz ünlüdür, birbirimizi sevdiğimiz yalan… daha sayayım mı?”
**** ''Edison , dünyanın en zengin adamlarından biri olarak öldü ama insanlığa ışık hediye etti. Türkiye’de bu ara dönem , kişinin yasal , siyasi ve ekonomik özgürlüğünü tattığı , yaratıcılığını sonuna kadar zorladığı bir dönem hiç yaşanmadı. Biz , ’’daha ne oluyoruz ‘’ diyemeden , feodal otoriteden ,yirminci yüzyılın ''Altın Buzası’nın'' emrine atladık! Türkiye ’li akılla kavranamayan tutkularının kölesi oldu. Güce , paraya , şöhrete duyduğu , ‘’insanlığı’ ile ‘sonsuzluğu ‘ile temasını koparttı, arka planının , kültürünün kendisine sunduğu sayısız niteliklerini bir yana bıraktı, sadece bu tutkularını ilan etti ama en azından son üç yüzyılda ‘’şunu da insanlığa ben hediye ettim’’ diye övünebileceği hiçbir şey yoktur! Ne bir ideoloji , ne bir felsefe , ne bir din ne bir coğrafya keşfi , ne bir makine ne bir enerji kaynağı!''
“Bir milyondan fazla yüksekokul öğrencimiz var, eğittiğimiz yalan; yüzbinlerce camimiz var, Müslüman olduğumuz yalan; milyarlarca liralık matbaalarımız var, gazeteciliğimiz yalan; hükümetimiz var, iktidar olduğu yalan; Türkçe konuşuruz, birbirimizi anladığımız yalan; metrelik cetvelimiz var, yüz santim olduğu yalan; kilogram kullanırız, bin gramı doğru tartabildiğimiz yalan; dünyanın en eski uluslarındanız, tarihimiz yalan; NATO’nun en büyüğü ordumuz var, ülkemizi savunabileceğimiz yalan; Cumhuriyetiz, demokrat olduğumuz yalan; konukseverliğimiz ünlüdür, birbirimizi sevdiğimiz yalan… Daha sayayım mı?
‘Ritüeller ülkesi’ olduğumuza katılıyordum. Hep …miş gibi, rencide olmuş gibi, bıçak kemiğe dayanmış gibi, isyan edermiş gibi, inanırmış gibi, hatta eğlenirmiş gibi yaptığımız doğruydu. Kim daha iyi …miş gibi yaparsa o kazanıyordu.
Hilal de yenildi, Komünizm de .Hazinelerimizi gün ışığına çıkarmayı beceremedik, kaybettik. Ve biz, batılılaşamazsak yok olacağız. Ben, ilkel komünizmin üstünde parlayan Hilal‘den yanayım. Tabii, üzerine biraz da Konfiçyüs ekersek!! Aman Tanrım, ne saçmalık!
ich bin hicht böse…! “
Or’da Kimse Var mı ? serisinin ilk kitabı olması hasebiyle merak etmiştim. Kitap, 20. yy Türkiye’sinin son otuz yılını anlatıyor olsa da, günümüz Türkiye’sine de projeksiyon tutan çok güzel tespitler var. Kitap klasik Alev Alatlı tarzı. Kimi yerlerde malumata boğuluyor ve okurken yoruluyorsunuz. Günay Rodoplu ve Şafak Özden’in kibele sendromu temalı gayrimeşru ilişkisinin uzun uzun anlatılması da içimi şişirdi. Bu kadarına gerek var mıydı diye düşünmedim değil.
Alev Alatlı anlaşılmak istenildiği kadar anlaşılan bir yazar. Objektifliği, Bilgi ve kelime dağarcığının genişliği okurken hem hayran bırakıyor hem de kendinizi sorgulatıyor. Eğer üslubuna alışkın değilseniz belki yadırgarsınız ama çabuk alışırsınız. Ayrıca bir eliniz tarih kitaplarında ve TDK’da burada ne demek istemiş derken bulacaksınız. Ben bu seriyi tamamlaya gönül vermiş biri olarak naçizane demek isterim ki kesinlikle okuyun ve alev hanımı tanıyın. Ülkemizde olan biteni dünya düzenini anlamak adına at gözlüklerimizi bize çıkardığı için sonsuz teşekkürler.