Büyük Fransız şairi Louis Aragon'la yarım yüzyıla yaklaşan bir yaşam ve kavga arkadaşlığının yanı sıra, Elsa Triolet (doğumu 1896), Nazi işgali ve direniş yıllarının olaylarını konu alan romanlarıyla ün kazanmış, savaş sonrası yıllarında da insanın ve toplumun daha genel sorunlarını işleyen başarılı romanlar yazmıştır. 'Gün Doğarken Bülbül Susar' Triolet'nin son romanıdır. Yazarın ölüm tarihi olan 1970 yılında yayımlanmıştır. En çağdaş anlamıyla dopdolu bir yaşamın son basamaklarında, geriye acıları ve mutluluklarıyla bütün bir geçmişe bakışın romanıdır bu. Bir parça kederli, fakat her şeyi olduğunca kabullenen, şiirle, yaşam üstüne derin gözlemlerle yüklü bir roman. Sinema kurgusunu andıran, akıcı, dinamik, çağrışım ilmekleriyle örgülü başarılı anlatım da, romanın içeriğiyle bütünleşmektedir.
Yüz elli sayfalık bu büyük kitapta ulaşılandan daha kesin ve açık bir başarı bilmiyorum... Her sayfasında zekâ pırıldıyor ve bir yüreğin çarptığı işitiliyor. Roger Giron (France Soir)
Elsa Yur'evna Triolet (September 24 1896 - June 16, 1970) was a French writer.
Born Ella Kagan (Russian: Элла Каган) into a Jewish family of a lawyer and a music teacher in Moscow, she and her sister, Lilya Brik received excellent educations; they were able to speak fluent German and French and play the piano. Elsa graduated from the Moscow Institute of Architecture.
Elsa enjoyed poetry and in 1915 befriended the aspiring futurist poet and graphic artist Vladimir Mayakovsky. When she invited him home, the poet fell madly in love with her older sister Lilya, who was married to Osip Brik. Elsa was the first to translate Mayakovsky's poetry (as well as volumes of other Russian-language poetry) to French.
In 1918, at the outset of Russian Civil War, Elsa married the French cavalry officer André Triolet and emigrated to France, but for years in her letters to Lilya Elsa admitted to being heartbroken. Later she divorced Triolet.
In the early 1920s, Elsa described her visit to Tahiti in her letters to Victor Shklovsky, who subsequently showed them to Maxim Gorky. Gorky suggested that the author should consider a literary career. The 1925 book In Tahiti, written in Russian, was based on these letters.
In 1928 Elsa met French writer Louis Aragon. They married and stayed together for 42 years. She influenced Aragon to join the French Communist Party. Triolet and Aragon fought in the French Resistance.
In 1944 Triolet was the first woman to be awarded the Prix Goncourt.
She died, aged 73, in Moulin de Villeneuve, Saint-Arnoult-en-Yvelines, France of a heart attack.
In 2010, La Poste, the French post office, issued three stamps honoring Triolet.
Esrik, bu kitabı tanımlamak istediğimde aklıma gelen ilk kelime. Gece boyunca yarı uyur yarı uyanık hallerin, düşler ve sayıklamaların arasında geçen ve sabahın gelişiyle sonlanan bir öykü. Betimlemelerle kurulan bir atmosfer. Arkada dönen bir cinayet de var, zihnimde pek bir yere koyamadığım. Şiirsel bir üslubu var. Bazı cümlelere, imgelere hayran kaldım. Bu kitabı yazan kadın ne güzel biri dedim hatta. Yaşlılık ve ölüm çok güzel işlenmişti. Görmezden gelmek, düşüncemin hatta yapabilsem hayatımın dışına itmek istediğim kavramlardı bunlar. Şimdi onları kabullenmeye biraz daha açık olduğumu görüyorum.
Ne var ki kaygısı bir türlü dağılmayan oldukça hüzünlü bir atmosferdi bu. Zaman zaman yazarının dünyasının sadece dinleyebileceğim, girip dokunamayacağım bir dünya olduğunu düşündüm bu sebeple. İçimde bulduğu karşılıktan ötürü bu sesin bana ağırlık verdiği oldu. Dokununca acıyan ve kendini hatırlatan bir yara gibi tıpkı. Nitekim prangamızı gittiğimiz yere biz sürüklüyoruz. İçinden çıkabileceğimiz halde dönüp dolaşıp o çaresizliğe saplanıyoruz. Tutunduğumuz hatıralar tekrar tekrar deştiğimiz yaralar olmasa keşke.
Encore un nouveau style d'Elsa Triolet que je n'avais pas découvert et j'ai beaucoup aimé. Dans une nuit de retrouvailles de vieux ami.es d'enfance on alterne entre rêve éveillé et méditation d'insomnie. Ça se rapproche du style de Marguerite Duras, avec une ambiance un peu lourde, le temps s'étire et l'intrigue se tisse autour de plusieurs cadavre sans que ça soit glauque ou policier. Un peu du genre " Ah oui il est mort, je suis vraiment fatiguée je n'arrive pas à dormir, Ah encore un cadavre ", c'est une lecture de soir d'été.
Étonnante et sublime découverte de Triolet à travers cet exode onirique. Une alternance entre séquences d'un dîner entre anciens camarades, et rêves qui se diffusent parmi toutes ces réalités. Être une artiste dans une époque profondément archaïque et misogyne. Le ton ponctuellement anti-fa, est tout aussi ravissant.
Cet ouvrage est une expérience essentiellement recommandable !!
Un petit peu difficile de se mettre dedans at first, mais petit à petit, une fois en immersion dans le récit, tout devient assez poétique et dépaysant. Un joli livre, une jolie aparté, une belle lecture finalement.
j’avais envie d’aimer et j’ai aimé, l’écriture est douce et surréaliste donc évidemment c’est un bon livre. mais il y a quelque-chose qui fait que je n’ai pas été entièrement séduit. peut-être qu’en le lisant plus tard, je changerai de regard