Çocuk ve Allah Türk şiirinin en özgün, dil ve yapı bütünlüğü bakımından en sağlam yapıtlarından biri. Türk edebiyatında çok az kitap böylesine kalıcı bir yer edinmiş, neredeyse yazarını aşan bir üne ulaşmıştır. Bin yıllık Türk şiirinin son yüzyıldaki evrensel verimlerinden biri olarak varlığını sürdürüyor Çocuk ve Allah. İnsanın evrendeki yerini, doğanın görkemi karşısındaki sarsılış ve duyuşlarını zengin, çocuksu bir düşgücüyle, şaşırtıcı bir duyarlıkla dile getiriyor şair. Yayımlanışının 70. yılında yerini iyice perçinlemiş bu kitabı, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Toplu Şiirler’inden ayrı, özel bir baskıyla taçlandırıyoruz.
Fazıl Hüsnü Dağlarca was born in 1914, in Istanbul. He graduated from Military Academy, and after fifteen years of service, he left the Turkish Armed Forces in 1950. Between 1952 and 1960, he was employed as an inspector; he retired in 1959 and dedicated himself to composing poetry. However, Dağlarca’s relationship with literature is rooted in his earliest ages. His literary career was launched at age thirteen, as he won first place in a story contest for students.
Fazıl Hüsnü Dağlarca’s poems concentrated on the relationship between the human being and the cosmos, and on the relationship between nature and the supernatural. Yet, the poetry volumes that he published in the 1950s took a different twist and portrayed the relationship between the individual and society, and the relationship between the individual and nature. During the 1960s, social changes that took place in the country caught up with him, and he became increasingly sensitive to domestic and international issues, and aware of national interests. In his poems, he took a stance against exploitation, condemned imperialism, and sympathized with the struggle of abused peoples.
Saire ait okuduğum ilk şiir kitabıydı ve maalesef büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Kitapta yer alan şiirlerin çoğu, ne yazık ki beklentilerimi karşılamadı. Her biri birbirinden bayat geldi bir süre sonra vallahi bunaldım. Cocuk kelimesi görmek istemiyorum bir süre.
Başlangıçta, anlam dolu dizelerle karşılaşmayı umut etmiştim ancak bu umutlarım boşa çıktı. Bazı şiirler, sanki sadece bir deneme süreciymiş gibi, üzerinde çok düşünülmeden yazılmış gibiydi. Belki de kitapta yer alan 100 şiirin 70’i elense ve daha kısa bir derleme yapılsaydı, daha etkileyici olabilirdi. Böyle zaman kaybı.
"boş vakitler" ve "saklambaç" bölümleri en sevdiğim, neredeyse her şiiri işaretlediğim bölümler oldu ama kitabın her satırından aynı tadı aldığımı söylersem de yalan söylemiş olurum. fakat o imgeler neydi öyle, sanki içimden koparılmış gibi, benden alınmış gibi...
Türk şiirinin başyapıtlarından biri bu kitap. Fakat okuması hiç de kolay değil. Anlam arayan okurların epeyce zorlanacağı şiirler. Ama odaklanıp da şiirlerden bir “his” kapabilirseniz bence ne mutlu o şiirsevere.. İkinci yeni akımının şiirleri özellikle de son yıllarda peynir ekmek gibi okunuyor insanlar tarafından. Bence buyursunlar, bu kitabı okusunlar; ikinci yeni şiirleri ki anlamı reddeden, kapalı şiirlerdir, fakat bu kitaptaki şiirler ikinci yeni türünde olmadığı halde daha zor okunmakta. Şair bu kitabı yazarak büyük bir rahatlığa ermiştir kanımca. Arzu ettiği şiirleri özen ve sabırla yazabilmiş; üstelik ince hacimli bir şiir kitabı da değil! Çocuk ve Allah, şiirlerde gerçekten de olan şeyler ama muhafazakar bir beklentiyle okumaya başlarsanız hayalkırıklığı yaşayabilirsiniz. Mistik bir havaya göz kırpan ama asla öyle de olmayan şiirler. Bana kalırsa Dağlarca bu kitaptaki şiirleriyle bir dağın tepesinde bağdaş kurup ateş yakan bir kızılderili konumundadır. Peki övmeme rağmen neden 5 üzerinden 3 yıldız? Çünkü benim tarzıma biraz uzak. Bu denli zorlayıcı şiirlerle karşılaşınca kitabı çok uzun bi zaman diliminde ve gerçekten zorlanarak okuyabildim. Ama hakkını da teslim ediyorum Türk şiirinin bu yüce şairinin!
Şiir kitabını puanlamak, yorumlamak kolay olmuyor. Kimi şiirler bize hitap ederken kiminin de zamanı henüz gelmediği için herhangi bir anlam ifade etmemiş olabiliyor.
Çocuk şiirlerini defalarca okumuştum. İlk defa derin manalı ve belki de maneviyatı ağır basanlardı şimdi okuduklarım.
Arada raftan alıp rastgele bir sayfasını açıp okumak isterim. Şark, Görmek, Allah'a ve Bize Dair en sevdiklerimdendi.
"Eskiden geceler daha karanlıktı Gündüz daha aydınlık. Yok şimdi vaktin sonsuzluğu Lambalarla hülyayı kaçırdık. "
"Başım bir ada sanki denizler gibi bu nur Asırlarca aydınlık, Su olup durulmuştur. Ömrüm bir mısradır ki okuyan yanlış bulur Ve mest eder gönlümü ondaki her imale."
"Geceler ki dağların ruhu, Dolaşır ovalarında sonsuzluğun. Ve bir hatıradır ki çağırır beni yorgun Kuyulardan hayata devam eden Su."
"Bunlar ihtimal hiç okunmayacaktır Günahkâr ölülerin Fatihaları gibi."
"Çocuğum sana yalvarıyorum Ellerin çirkinleşmeden dua et."
"Ruhumuz bir denizdir ki açılmış sükûn için Sessizlik enginlere inen bir kuğu Giden çocukluğumu duyurmaktadır Yıldızların sonsuz çocukluğu."
"Görmek bir kör gibi içinden görmek Ellere değen manzaraları. Ve yine bir kör gibi ellerle yoklayarak Görmek çiçekleri, görmek baharı."
"Sularla ve dağlarla vakitler uyudu, Sükun bulmak isterim uzaktan. Ağaçlar ki gelecek kuşlardan emin, Emin olmak isterim, yaşamaktan." 2016 yılında sevdiğim dizelerin başkaydı, şimdi en çok bu sözlerini sevdim.
ben bu kitabı anlayamıyorum. uğraşıyorum anlayamıyorum, anlayamadığım kadarının doğru olduğunu düşünüyorum, böyle mimari bir kitabın kendinden bir şeyleri hem tekerrür hem de giz içinde verdiği kanısına varıyorum ancak
Dağlarca'dan okuduğum ilk kitap. Sanıyorum kült eseri. Tematik bir bütünlüğü var. Çocuk sahibi olanları daha da etkileyebilir. Yoğun bir manevi, ruhani boyutu da var. Ancak bu alanlara ilgi duymayanları da etkileyebilecek çok iyi şiirler var. Tavsiye ederim. Bundan 70 yıl kadar sonra yayınladığı son kitabını da (İçimdeki Şiir Hayvanı) okuma isteği uyandırdı bende.