Benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu, kitabın adına bakarak çok şey ummuştum fakat beklentimin çok çok altında kaldı.
Taner Timur'un önsüzü ile başlayayım:
Yunan Antikitesi'nden "tarihi referanslarımız" olarak söz etmem kuşkusuz bir çok okuyucuma garip gelecektir. Etnik vurgulu bir kültür egemenliğinin neredeyse Türk olmayan her şeyi "öteki" olarak damgaladığı bir ortamda böyle bir iddia elbetteki şaşırtıcıdır. Fakat, yanlış mıdır?"
Taner bey bu fikri başkası daha önce kimse dile getirmemişçesine bir tutum içinde bir çok okuyucusuna garip gelecek bir tutumdan söz etmiş. Garip olan aksidir oysa. Özelikle hümanizmden bahsettiğini iddia ettiği bir eserin sunuş yazısına "etnik" vurgulu siyaset sokuşturmasını ise itici bulduğumu söyleyebilirim. :)
Kitap 10 bölümden oluşuyor. En sona kaynakça eklenmiş, Uygarlığın beşiğinde yunan halkı, İlyada ve Homeros'un Hümanizmi, Odysseus ve Deniz adlı ilk üç bölümü bir şekilde bitirim. Daha sonraki bölümlerde fark ettim ki kitap daha çok edebi eserler üzerinden ilerliyor. Arkhilokhos, Sapho ve Solon'dan bahsedilen bölümlerden sonra bir anda kölelik ve kadının durumuna geçilmiş. Tam edebiyat üzerinden ilerliyoruz derken bir anda sosyoloji soslu tarihimsi bir yazıyla karşılaştım. Ama asıl felaket insanlar ve tanrılar bölümündeymiş.
Alıntı: Antik ekonomide zenginlik, insanların ambarlara yığdıkları ve doğa ürünlerinin kıt olduğu mevsimde onunla geçindikleri buğday yedeğinden oluşmaktadır. Ölülerin yeraltı tanrısı Plüton Plutos'dan türemiş bir biçimdir: Adı “zenginliğe sahip olan" demektir. Bu zenginlik, yalnızca hükümdarı olduğu birçok ölünün zenginliği değil, öncelikle ambarlarda yığılı tohumların zenginliğidir. Demeter tahıl tanrıçasıdır. Her zaman onun tapınımına ortak olan bir kız vardır ki, çeşitli adlar arasında, daha yaygın olarak “Tohumların Kızı” , Tohum Tanrıçası adını taşır: Kore’dir bu. Demeter ile Kore - “ Buğdayların Anası ile Tohumların Kızı”- Hellen öncesi zamandan beri, Attika köylü topluluğunun, sonra da tüm Atina toplumunun iki büyük tanrıçası olmuşlardır. Ambarların ve ölülerin yeraltı tanrısı Plüton’un Kore’yi cehennem ülkesine kaçırdığı yolundaki söylenceyi biliriz. Zeus’un buyruğu üzerine ve Demeter’in acısını yatıştırmak için, Plüton onu geri vermek zorunda kalmıştır. Plüton onu her yıl geri verir: Attika’daki Eleusis oyunlarında, Tohum Tanrısı’nın aydınlığa dönmesi, sekiz ayı birlikte yeryüzünde geçiren ve dört ay ayrı kalan iki tanrıçanın görüşmesi kutlanır."
Antik Yunan'dan bahsederken tanrı ve tanrıça isimlerinin keyfe keder bir yaklaşımla bazen Antik Yunan'daki isimleriyle bazen de Roma'daki karşılığıyla yazılmasının bir mantığı yok! Ayrıca Persephone'den (Kore) bahsederken tohum tanrısı denmiş, çeviride hata yoksa tanrıça bir anda tanrı oluvermiş. :)
Yine aynı bölümde Poseidon'dan denizler prensi olarak söz ediliyor... Benim için kitap bu bölümü okuduktan sonra bitti diyebilirim, zira konu bütünlüğü ve anlatımda devamlılık adına hiçbir şey bulamadım. Sonrasında konsantre olmak için çok zorlandım.
Alanda onca okumam var, Antik Yunan'a dair bir şeyler öğrenmek isteyene tavsiye verecek olsam bu kitap listemde olmazdı... Konuya hakim olmama rağmen üzgünüm ki verimli bir okuma olmadı.