Duvar Yazısı, okurların New York Üçlemesi, Cam Kent, Yazı Odasında Yolculuklar, Ay Sarayı gibi düzyazı yapıtlarıyla tanıdıkları Paul Auster'ın şair kimliğiyle de tanışmaları için iyi bir fırsat.
Paul Auster was the bestselling author of 4 3 2 1, Bloodbath Nation, Baumgartner, The Book of Illusions, and The New York Trilogy, among many other works. In 2006 he was awarded the Prince of Asturias Prize for Literature. Among his other honors are the Prix Médicis Étranger for Leviathan, the Independent Spirit Award for the screenplay of Smoke, and the Premio Napoli for Sunset Park. In 2012, he was the first recipient of the NYC Literary Honors in the category of fiction. He was also a finalist for the International IMPAC Dublin Literary Award (The Book of Illusions), the PEN/Faulkner Award (The Music of Chance), the Edgar Award (City of Glass), and the Man Booker Prize (4 3 2 1). Auster was a member of the American Academy of Arts and Letters and a Commandeur de l’Ordre des Arts et des Lettres. His work has been translated into more than forty languages. He died at age seventy-seven in 2024.
Brilliant collection, a true command of the English language on display here. Nearly every poem plays with the idea of words and their power while evoking some rarely felt emotions.
DUVAR YAZISI - SEÇME ŞİİRLER / PAUL AUSTER Bu sefer bir taşla iki kuş vurdum. Hem uzun zamandır okuyamadığım şiir kitabı, hem de zihnimi dinlendirmek için okuduğum birkaç yazardan biri olan Paul Auster eseri okumuş oldum. Auster, New York Üçlemesi, Ay Sarayı, Kış Günlüğü, Yazı Odasında Yolculuklar gibi romanlarında okurlarına, satır aralarında ki şiirsel duyarlığıyla, bir şair olarak hitap eder. 1960 - 1980 arası dönemde yazdığı bu şiirler, usta işi romanlarını şekillendiren metafiziğin kaynağıdır. Bu yüzden, Auster’ın şiirleri, bütün eserlerindeki yapıtaşlarını birbirine kaynaştırır. Bir dönem, Desnos, Tzara, Soupault, Éluard, Mallarmé, Breton, Char gibi Fransız şairlerden fazlasıyla etkilenen Auster, şiirlerinde, madde ile bilinç, yaşantı ile dil arasındaki ilişkilerin sırlarını arıyor, varoluşun karmaşasına, aşk ve benliğin gizemlerine uzanıyor; Amerikan şiirinde eşsiz bir şiir evreni kuruyor, post modern bilince mısralarıyla bir kapı aralıyor. Auster şiirlerinin temel odaklarından biri de dil. Auster şiirlerinde, algının sınırlarını genişleterek, dilin sınırlarını da genişletmek ister. Auster'in şiirleri, çok anlamlı sözcükler, göndermeler içeren bir yapıya sahiptir. Bu çok anlamlılık seçenekleri şiirlerinin de romanları gibi çok katmanlı olmasına neden olur. (Gökçenur Ç. / Çevirmen- 'Dünya Kafamın İçinde, Bedenim Dünyada' başlıklı giriş yazısından) Anladığım kadarıyla Auster şiirleri çevirisi zor şiirler. Anlam ya da akış bozulabilir, mümkündür. Bu da bizi edebiyatçılar arasındaki; şiir çevrilmeli mi çevrilmemeli mi tartışmasına götürür. Ama her dili bilip, orijinalinden okumamız mümkün olmadığına göre çevrilmeli. Kitaba dönersek; Duvar Yazısı (1971-1975), Gözden Kayboluşlar (1975), Betimlemeler (1976), Soğuktan Parçalar (1976 - 1977) ve Esinle Yüzleşmek (1978 - 1979) adlı bölümlerden oluşuyor. 1971 - 1979 arasında yazdığı şiirler. Auster'in biyografisine bakınca bu şiirleri 24 - 32 yaşları arasında yazmış. Genç sayılabilecek yaşlarda bu kadar hüzünlü şiirleri nasıl yazdı? 1970'de İngiliz, Fransız ve İtalyan edebiyatı üzerine aldığı eğitimi tamamlayarak Columbia Üniversitesi'nden mezun olur ve 1971 - 1974 yılları arasında Fransa'da yaşar. O dönemdeki hayatında zorluk görünmese de yazdığı şiirlerde hiçlik, yokluk ve ölüm kavramları oldukça fazla geçmekte. Ben sevdiğim yazarın farklı tarzdaki bu kitabını okuyup, yorumunu yazamadığım dönemde Auster, birkaç yıldır mücadele ettiği akciğer kanserine yenik düştü ve 30 Nisan 2024'te okurlarını derin bir kedere boğarak bizlerden ayrıldı. Ama vedalaşmadan önce son başyapıtı Baumgartner'ı da bizlerle paylaştı. Ölümünden önce almıştım ama ne zaman elim gider okurum bilmiyorum.
Paul Auster'i çok sevmeme rağmen bu şiirleri hiç beğenmedim. Ama sanki Auster'den dolayı değil de çeviriden dolayı çok sıkıcı geldi. Sürü ile devrik cümle sanki başka şeyler anlatır gibi.