“… bir gün bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında. Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yaşamak istemediklerini, nasıl olup da bir ‘yabancı’yı kendi kardeşlerine yeğlediklerini. Biri karga, biri leylek… O kadar farklıdır ki kuşlar, ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine. Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle. Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, beraber yaşamaları beklenenlerin yanında tutunamayanlar.”
Elif Shafak is an award-winning British-Turkish novelist and the most widely read female author in Turkey. She writes in both Turkish and English, and has published seventeen books, eleven of which are novels. Her work has been translated into fifty languages. Shafak holds a PhD in political science and she has taught at various universities in Turkey, the US and the UK, including St Anne's College, Oxford University, where she is an honorary fellow. She is a member of Weforum Global Agenda Council on Creative Economy and a founding member of ECFR (European Council on Foreign Relations). An advocate for women's rights, LGBT rights and freedom of speech, Shafak is an inspiring public speaker and twice a TED Global speaker, each time receiving a standing ovation. Shafak contributes to major publications around the world and she has been awarded the title of Chevalier des Arts et des Lettres. In 2017 she was chosen by Politico as one of the twelve people who would make the world better. She has judged numerous literary prizes and is chairing the Wellcome Prize 2019. www.elifshafak.com
Having lived in many countries and cities, having been accused of representing too much or too little her culture, her background, her language, Elif Safak has a lot to say about the Turk who lives abroad, the woman without a head scarf who is stopped going into a mosque to pray in Turkey [and the woman who gets dirty looks for wearing a head scarf in the US], and my favorite, the writer who has to, somehow, show those foreigners how good/modern/liberal/cultured/great Turks are (Turkey is). Needless to say, I identify very well with Elif Safak and her frustrations with Turks in Turkey as well as outside of Turkey really ring true with mine. My favorite parts are the criticism she brings to the Turks who live outside or Turkey, who are just so busy that they cannot really read many books, but when they do, did she really have to use all those Ottoman words that are hard to understand?! This cracks me up every time... Especially... Well, I'll tell you about a conversation I witnessed at an Ivy-League school. I was, despite my efforts of trying to keep anonymous to all the Turks on campus, at a table with some professors and their wives (first and last time.) They were discussing how Elif Safak was to visit the campus, most likely. Apparently they were all on a first name basis with her. (some of these people are very well-known names in their fields, and certainly "esteemed scholars") One of the wives turned to me and said in Turkish, "I mean, I love Elif, she's a great person, but I cannot read her. No no, I cannot. With all those Ottoman words. Anyway, I don't have much time to read." I smiled and thought of having read Mahrem (the Gaze) with the dictionary, having had to look up some words, for in Turkey I belong to one of many generations deprived of the knowledge of Ottoman Turkish. Though not an easy read for me In Turkish, Mahrem is my favorite of Safak's works. But why read, if it is hard work, right? Right... The conversation then turned to Elif's "questionable" political battles in Turkey, that one of the esteemed profs had tried to convince her to "Just let it go." And the whole time I wondered if his tone was so patronizing when he actually spoke with the writer, too. When I read Med-Cezir, I realized Safak had heard these people say these things, and not just them, but many others. Those who didn't have time to read a book, but thought it their place to criticize Safak's choice of words, those who, with fatherly love and a sense of academic superiority, tried to convince her to keep out of trouble, and the list goes on and on. And in Med-Cezir, having heard all, Safak fights back. From women's rights to religious liberty to the role of the writer, Safak talks about the woes of, well, being Elif Safak.
Elif Şafak'ın köşe yazılarından oluşan Med-Cezir, gerçekten harika bir kitap. Bunu bu kadar harika kılan ise Elif'in kalemi. Onun her kitabını okuduğumda kelimelerle oyunuyorum gibi geliyor, kendisi debunu yapıyor kelimelerle oyunuyor. Yazıldığı dönemdeki, siyasi olaylar, hayranlarının tepkisi vb. gibi konularla ilgili denemeler içeren bu kitabı okumakta yarar var.
Elif Şafak’la "Şehrin Aynaları" adlı romanıyla tanıştıktan sonra "Med-Cezir" ile okumaya devam ediyorum. Yazar, romanı "Şehrin Aynaları"ndakinin aksine, "Med-Cezir"de, anlatım ve dilden çok, fikirlerini ön planda tutmuş.
Popüler kültür eleştirmenlerine inat, en son romanı İskender’in facia mertebesindeki kapağına rağmen en sevdiğim yazar Elif Şafak olmaya devam ediyor. Satırlarında ve anlattığı yaşanmışlıklarında kendimden parçalar buluyorum. Göçebe bir yaşantı benimsemesini anlattığı her satır benim için bir ayna görevi üstleniyor gibi. Ruhaniyeti, Sufi duruşu ona her seferinde daha hayran olmamı, hatta bir noktada ona kıskanmama neden oluyor.
Her ne kadar Elif Şafak’ı tanımam Araf isimli romanıyla da olsa ben sanırım onun en çok denemelerini seviyorum. Bana daha içten geliyor, satırlarda kendini saklama telaşı olmadan, içten, iyisiyle kötüsüyle kendi hayatından ipuçları veriyor okuyucularına. Firarperest’i daha çıktığı ilk hafta alıp bir çırpıda okumuştum. Şimdilik Med-Cezir isimli deneme kitabından onun denemeci kimliğini keşfetmeye çalışmanızı tavsiye ediyorum. Ağırlık olarak ele aldığı konuların başlıcaları: Kadın olmak/Kadın Kimliği, Feminizm, Yabancılık/Göçebe yaşam, Şehir/İstanbul…
"Yurtdışında bulunmak, hele hele yaşamaya kalkmak demek, tek kişilik ordu misali yek vücudda milyonları barındırmaya zorlanmak demek. Yurtdışına çıkan her ferd, “ayaklı ulus” halinde dolaşma ihtimaliyle yüzleşmek durumunda. Mesele özünde bir “temsil” meselesi. Aslolan kişiliğiniz yahut bireyselliğiniz değil, hangi kolektiviteye ait olduğunuz, yani temsil etmekle yükümlü tutulduğunuz milliyet. Aslolan illâ ki “aidiyet”."
"Yazmak Tanrılaşmaktır. Tanrı kadar yalnızlaşmaktır. Kitap yalnızlık ister. Yazarından da okurundan da."
Med-cezir - Elif Şafak
This entire review has been hidden because of spoilers.
Köşe yazılarından oluşuyor. Kitapta geçen bazı konulardaki görüşlerinde yanılmış olduğunu, o da zaman içinde görmüştür diye umuyoru. Ve onun kaleminden çıkan her şeyi okumayı seviyorum galiba. Bugüne kadar beni hiç yanıltmadı.
Elif Şafak romanını okuyabilmek için gerçekten en başta Şemspare'yi ve ardından Med-Cezir'i okumak gerekiyor ki yazarın yazınındaki inceliğin kaynaklarına, yazma sürecindeki ruh haline erişilebilsin. Bu kitap sadece Elif Şafak'ı ve onun edebiyata dair düşüncelerini içermiyor, aynı zamanda günümüz olaylarına akademik ve sorgulayıcı bir yaklaşım da getiriyor. "Med ve cezir'in karşıtlığıydı benim edebiyatımı var eden, her kelimede, her cümlede her ayrı bölümde zehri bile isteye koklayıp, panzehirimi de kendim yaratmaktı. Yapmak kadar yıkmaktı da edebiyat, kaçınılamazdı hem de bundan, sonu görünür olsa bile. Karşıtların bir araya gelmesiyle oluşur bir kitap, sürükler beni heyula dehlizlerinde, oradan oraya, son noktayı koyduğumda mütereddit, asosyal, gececil ve kadıncıl köklerimden kaçar hızla sosyalleşmeye normalleşmeye uğraşırım. Eylemlerim bile karşıttır, bu karşıtlık var eder beni, işte böyle biter bir kitap." Birçok cümlesiyle etkileyici, kesinlikle tavsiye ediyorum, kaç tane cümlenin, pasajın altını çizip defterime not aldım hatırlayamıyorum bile, o yüzden iki gün sürdü kitabın bitmesi. Umarım Şafak, bu kitabıyla bazı meşum ön kabulleri yıkmayı başarmıştır.