Atatürk resimlerinden birini seçerek öbürlerinden çok farklı, hatta öbürlerine zıt Atatürk kurguları yapmak mümkün ve kolaydır. Sol Kemalistlerin kurguladığı Kalpaklı Mustafa Kemal, Milli Mücadele dönemindeki sol resimleri kullanan Mustafa Kemal Paşa'dır. Baş Dostu Lenin'dir. Doğan Avcıoğlu'nun kurguladığı Atatürk'tür bu.
Atillâ İlhan'ın "Gazi"si de elbette solcudur, ama daha "Asyalı"dır, Sultan Galiev'le tarihsel duruş beraberliği vardır, o bakımdan Avcıoğlu'nun Atatürk'üne göre Atillâ İlhan'ın Gazi'sinde Müslüman kimliği ve Asyalı vasfı hayli belirgindir.
Necmettin Erbakan'ın "Atatürk yaşasaydı o da Refah Partili olurdu" sözü, Milli Mücadele'de yoğun bir şekilde İslami terimleri vurgulayan, Kuran'dan ayetler okuyan, dualar eden ve Batı ile savaşan Mustafa Kemal Paşa'ya yöneliktir.
Bir de tabii "Alafranga Atatürkçüler"in kurguladığı Atatürk var. Bu terim merhum Atillâ İlhan'ındır.
Peki hangisi, hangi Atatürk? Bu soru yanlıştır. Çünkü... (Tanıtım Yazısından)
1946 yılında Yozgat’ta doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Yozgat’ta tamamladıktan sonar İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Bir süre Yozgat’ta serbest avukat olarak çalıştıktan sonra Ankara’ya taşınarak Hergün gazetesinde köşe yazarlığına başladı. Daha sonra haftalık siyasi haber dergisi Yankı’da yönetici ve araştırmacı olarak çalıştı. 1987 yılında Tercüman gazetesinin genel yayın müdürü oldu. Aynı gazetede köşe yazarlığı yaptı. Akyol 1992 yılından beri Milliyet gazetesinde köşe yazılarını sürdürüyor. CNN Türk televizyonunda siyasi ve kültürel konularda “Eğrisi Doğrusu” programını yapıyor.İngilizce bilen Akyol, evli ve iki çocuk babası…
Taha Akyol'un, Atatürk'ün hayatını ve mücadelesini çeşitli evrelerde birbiriyle tenakuz içinde görünen eylem ve politikaları üzerinden ele aldığı kitabı, Atatürk çalışmaları alanında önemli bir eksikliği kapatıyor aslında... Özellikle Bolşevizm, İslam, Batılılaşma ekseninde ortaya koyduğu muazzam siyasi esneklik ve pragmatizmi daha yakından görebilmek açısından önemli bir başvuru kitabı...
Bu kitapla ilgili herhangi bir şey demek zor, ne desem hiç bir şey dememiş olacagım sanki. 45 yaşındayım, daha ilk kez duydugum gerçekler var ülkemizin kuruluşuna dair. "Lozan şu tarihte şurada imzalandı" yok efendim "Atatürk işte dedi ki ordular hedefiniz akdenizdir ileri gidin" Bu kadar basit değil o işler; birer cümleye indirgenemeyecek kadar geniş ve önemli. Bu kitabın bence orta oğretimde okutulması lazım ve sadece bu konulardan her TC vatandasının sınava tutulması lazım. Hem de 5 yılda bir o sınava tekrar girmesi lazım. TC vatandaşlıgı oyle parayla satılamaz ve öyle boş boş vatandaş olunmaz... Ehil vatandaşlık tezini ileri sürüyorum.
İnkilap Tarihi diye bir ders var ama hamasetle yazılmış resmi tarih soylemlerinden artık vazgeçmek, tarihteki gerçek neyse onu insanlara anlatmak laızm, bu ne milli mücadeleye gölge düşürür, ne Atatürkü küçültür, ne de milli birligimize zarar verir, aksine hersey daha güçlendirir.
Musul gorusmlerinde mecliste yapılan hararetli gorusmelerde mebuslardan biri konusmasını soyle bitirir "Tuna giderse, Rumeli gider; Musul giderse Güneydoğu gider".... 4o yıldır yasadıgımız belanın tohumları malesef 100 yıl once atılmış ama o zamanın şartlarında öyle olmak zorundaymış . Musulu vermeyelim derken, İzmir, İstanbul riske atılabilir mi hiç? (Fuck you you fucking fucked Lord Curzon!! )
Bu kitabı okuyun, sonra bir daha okuyun... derhal. herkes. sonucta "Dakika tehiri caiz değildir" :)
O kadar ince araştırılmış ve dosdoğru yazılmış ki bazı gerçekleri görmek ve bu tarihsel süreci tam olarak anlamak için kesinlikle okunması gereken bir kitap. Çok fazla konuda fikrimi değiştirdi.
Atatürk'ün milli mücadele yıllarındaki iç ve dış politika hamlelerine odağına alan kitapta Atatürk'ün politikalarının dönüşümü anlatılıyor. Tek bir portrenin çıkarılmasının mümkün olmadığı tarihin neresinden bakıldığına göre farklı bir resmin ortaya çıkacağını gözler önüne seriyor. Atatürk kimi zaman doğu idealini Bolşevizmi kimi zaman İslamcılığı savunurken özellikle milli mücadeleden sonra keskin bir batıcı hüviyetine bürünmektedir. Kitap objektif bir anlatımla belgeler ışığında bu resmi gayet başarılı çiziyor. Bugünden bakınca Atatürk'ün çok önemli bir siyasi deha olduğunu gerek ülkenin kurtuluşu gerek kendi iktidarını sağlamlaştırma yönünde çok akılcı ve stratejik hamleler yaptığı anlaşılabiliyor. Şüphesiz günümüz ile kıyaslandığında çok yüksek bir dehanın bulunduğu görülmektedir. Bununla birlikte bütün başarıların tek bir kişiye mal edilmemesi gerektiği, özellikle birinci meclis dönemindeki çoğulcu havanın ve Osmanlı'da yetişmiş subay ve diplomatların başarılarda büyük katkısı olduğuna dikkat edilmelidir. Üstelik çoğulculuktan uzaklaşılarak tek adam rejimine gidilmesiyle vahim hataların yapıldığı ve ülkenin bugüne ulaşan yaralarının açılmasına sebep olduğu muhakkaktır. Kitap objektif duruşu ve olayları akıcı olarak anlatışıyla okumaya oldukça değer.