Şehr-i İstanbul, tarihsel süreç içinde pek çok olay yaşamış, devrilen imparatorluklara sahne olmuş önemli bir yerleşim yeridir. Her şehrin bir ruhu olduğu söylenir ki bu durum İstanbul için de fazlasıyla geçerlidir. Mimar Sinan gibi büyük bir ustanın eserleri ile süslediği İstanbul, ne yazık ki yakın zamanda yıkımlara sahne olmuş, pek çok güzelliğini kaybetmiştir. Bu semtlerin başında Aksaray, Laleli, Bayezid, Tarlabaşı ve Beyoğlu gibi muhitlerin gelmesi ise, meselenin vahametini daha da büyük hale getirmiştir. Şehir tarihçisi Önder Kaya bir zamanlar İstanbul'un en güzel köşelerinde yer alan, içleri cıvıl cıvıl olan ama tarihe, bilgisizliğe, beceriksizliğe yenik düşmüş mimari eserlerin peşine düşüyor... Bir kısmı, yazarın baskısı tükenmiş olan “Yarim İstanbul” kitabında yer alan yazılarda birbirinden önemli tarihi eserler ele alınıyor: Ahi Çelebi Camii, Aya Poliektos Kilisesi, Fatih Medreseleri, Acemoğlu Hamamı, Şehzade Aşhanesi, Amcazade Yalısı, Cellat Mezarlığı, Revani Çelebi Camii, Darüşşafaka, Ayastefanos Anıtı, Bayezid Yangın Kulesi, Ayaspaşa Mezarlığı… İstanbul’un kaybolan önemli yapılarının, unutulan kıymetli mirasın hikayesi akıcı bir şekilde dile geliyor.. Yitip Giden İstanbul'u merak edenlerin kaçırmaması gereken bir kitap...
Lisede tarih derslerini büyük bir keyifle dinlediğim kıymetli hocamın kaleminden çıkan bu kitabı okurken onun İstanbul’a olan sevgisini hissetmemek mümkün değil. Ne yazık ki şehrin sokaklarını, ağaçlarını, mimarisini gerçekten görmeden her gün evden işe, işten eve gidip gelen milyonlarca insan yaşıyor İstanbul’da. Yazarın da belirttiği gibi İstanbul’un haline son derece kayıtsız kalan çok büyük bir „İstanbullu“ kitlesi var. Birkaç yıldır İstanbul’dan uzakta yaşıyorum ve şehri her ziyaretimde İstanbul’u kişililksizleştirmeye çalışan politikalar gemi daha bir azıya almış gibi hissediyorum… Belki de tam da bu sebepten bu kitabı okumak bana çok iyi geldi. Fark ettim ki İstanbul, şehre damgasını vurmaya çalışan siyasetçilere rağmen, yüzyıllardır inatla güzelliğini, büyüsünü korumaya devam ediyor.
İstanbulun yok olan yapilari, 19. Yydan itibaren sehir planlama stratejileri, Mecidiyeköyün gercekten eskiden hep dutluk olmasi... Sahil yollarının yapilmasiyla istanbulun suyla iliskisinin kesilmesi, Menderes doneminde carpik kentlesme, Bedrettin Dalan’ın mimari yağmalamaları ve İmar aflariyla carpik kentlesmenin zirve yapmasi... İstanbul’un etnik çeşitliliği, cellatlari, yanginlari, sahaflari, inci pastanesi, emek sinemasi ve cok daha fazlası... İstanbula dair her konuya ufak ufak deginmis yazar. İstanbul’la ilgili herkesin mutlaka okumasını tavsiye edecegim bir eser.
Yazarın daha önce yazdığı yazıları bir araya topladığı bir kitap. Yazılar toplama olunca üslup biraz garip olmuş. Kimi yazılar akademik bir makale havasında, kimi yazılar eleştiri havasında, kimi anı, kimi köşeyazısı tadında. İstanbul'la ilgili konular arasına biraz fazlaca tarih bilgisi sıkıştırılmış, bu haliyle herkese hitap etmeyebilir. Ben severek okudum.