Wiersz jest wyzwaniem rzuconym czasowi, smierci, zapomnieniu, poeta zas to ktos obdarzony talentem utrwalania w slowie - badz w materii wyobrazni - chwili przeszlej, jakiegos doznania, przezycia, wzruszenia, przelotnie ujrzanej twarzy, zapachu, linii ciala. Poezja jest zatem sztuka "uterazniejszania" przeszlosci, sprawiania, by znikniona juz chwila przetrwala w wiecznym nunc stans.
Constantine P. Cavafy (also known as Konstantin or Konstantinos Petrou Kavafis, or Kavaphes; Greek Κ.Π. Καβάφης) was a major Greek poet who worked as a journalist and civil servant. His consciously individual style earned him a place among the most important figures not only in Greek poetry, but in Western poetry as well. He has been called a skeptic and a neo-pagan. In his poetry he examines critically some aspects of Christianity, patriotism, and homosexuality, though he was not always comfortable with his role as a nonconformist. He published 154 poems; dozens more remained incomplete or in sketch form. His most important poetry was written after his fortieth birthday.
فکر میکنم با توجه به حساسیتهای زبانی نویسنده و تلاش او برای ترکیب زبان یونانی رسمی و زبان مردمان کوچه و بازار، مترجمِ اشعارش باید رویکرد زبانیِ متهورانه و حتی بازيگوشانه ای نسبت به آنها داشته باشد. اما محمود کيانوش در اینجا زبانی ساده و معمولی را به کار گرفته است، و حتی شاید بتوان گفت که به لحاظ زبانی، محافظهکارانه عمل کرده است. به نظرم تنها با جسارت و زبان اکسپريمنتال بیژن الهی است که میتوان به سراغ ترجمه کاوافی رفت.
اما روی همرفته، انتخاب اشعار این مجموعه و همچنین مقدمهی آنرا دوست داشتم.
"Belki yepyeni bir zulüm olacak ışık Kim bilebilir neler getireceğini?" (s.43)
Bu kitabı keşfetmem çok ilginç bir isim benzerliği sayesinde oldu. Barbarları Beklerken isimli nefis kitabı yorumlamak için aradığımda haberdar oldum. İlgimi çekti, geçtiğimiz hafta okudum. Hemen beni çarptı. Bir çok yerini not aldım. İskenderiyeli'den bahsetmeme gerek var mı? Biliyorsunuz pek çoğunuz onu. Büyük şairi anlatan tek bir kelime sorsanız Akdeniz derdim.
"Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler bulamayacaksın Bu kent peşini bırakmayacak. [...]" (s.55)
bu şiiri bağlamından koparıp tekrar tekrar okuduğumda bana insanın nereye giderse gitsin kendini götürdüğü gerçeğini hatırlattı. Hiçbir zaman kaçmak mümkün değil belki de başka şeylerden. Can Yücel'in nefis şiiri "Başka Türlü Bir Şey" ile tezat mı oluşturuyor acaba? Ne demişti hatırlayalım;
"Başka türlü bir şey benim istediğim Ne ağaca benzer ne de buluta Burası gibi değil gideceğim memleket Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava" (C.Y.)
Düşünüyorum da... Belki de çelişmiyor. Çünkü Kavafis aynı şiirde "Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam / hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma" diyerek geçmişini mekansallaştırıyor. Hiçbir şehirde bundan kurtulması mümkün değil çünkü geçmişi de kendini takip ediyor ve baktığı her yerde gölgeler misali onu takip ediyor. Oysa Can Yücel, tam da bu noktada bir kurtuluşun ışığını yakıyor. Evet başka türlü bir şey derken tam da "başka türlü" bir yaşam, başka bir insan olmak. Başka, çok başka... Kopup atmak geçmişi. İşte Kavafis'in sen bir başka ülke istedin geçmişinden kurtulmak için ama bir başka şehir yok geçmiş yakanı bırakmayacak demek istediği şiirinde, kurtuluşun tek yolu; bambaşka bir insan olmak.
İnsan, yolculuğa çıktığında demek ki, kendisini geride bırakmalı.
Ve yolculuk öyle bir yolculuk olmalı ki; "Bırak, yıllarca sürsün bu yolculuk, daha iyi yaşlanıp demir attığın zaman o adaya, yolda kazandığın bunca şeyle zengin, İtaki'den zenginlikler beklemeyesin". (s.56)
Mükemmel değil mi? Yolda kazandığın şeyler seni vardığın kente muhtaç etmemeli. Böyle bir yolculuğa çıkmalı. Yakında yazmayı planladığım romanım için bunlar besliyor zihnimi. Benim romanım da bir yol romanı olacak.
"Dilediğin gibi değilse yaşamın, hiç olmazsa çalış elden geldiğince: kirletme onu kalabalığında yeryüzünün, koşuşturmalarla, konuşmalarla." (s.67)
Bu sözler öyle iyi geldi ki! Çünkü çok gürültü var, çok koşuşturma. Herkes dedikodu yapıyor, herkes eşya için çıldırmış vaziyette. Şair, öyle iyi anlıyorum ki bu söylediklerini. Yalnızca bir liman lazım. Seslerin sustuğu, gürültüsüz, sakin. Huzurlu. Sakin huzurlu. Yeryüzünün kalabalığından öyle bıktım ki! Ve son olarak; Bir şarkı önerisi: The Whiskey Charmers - Straight and Narrow
Η συλλογή περιλαμβάνει άπαντα τα "κανονικά" ποιήματα του ποιητή και αρκετά από τα αδημοσίευτα. Ωστόσο, δεν περιλαμβάνεται κάποιο από τα αποκηρυγμένα του. Η μετάφραση είναι πολύ καλή.
"Leur tristesse fut immense lors de leur séparation. / Eux ne le voulaient pas; c'étaient les circonstances. / Les nécessités de la vie qui ont obligé l'un deux / à s'en aller au loin - New-York ou Canada. / Leur amour n'était certes pas ce qu'il avait été; / son attrait s'était progressivement atténué; / son attrait s'était incontestablement atténué. / Se séparer, pourtant, eux ne le voulaient pas. / C'étaient les circonstances. - A moins que le Destin / n'ait agi en artiste et les ait séparés avant / que leur passion ne s'éteigne, avant que le Temps ne les change; / l'un demeurant pour l'autre à jamais celui qu'il était : cet élégant jeune homme âgé de vingt-quatre ans."
Hieno kokoomateos hienolta runoilijalta. Tuomas Anhava oli oikeastaan suomentajana ja esseistinä parempi kuin runoilijana. Kavafisin tuotanto ei ole laaja mutta painava se on. Ei se määrä vaan laatu. Nimirunon "Barbaarit tulevat", "Akhielleuksen hevoset" ja muutaman muun ovat suomentaneet myös Mnner ja Junkola, ja kaikkien suomennokset ovat erinomaisia.
Le grand poète grec d'Alexandrie, que le juré du prix Nobel de littérature, à l'instar de Virginia Woolf, Franz Kafka et autres, reconnaîtra avoir manqué de reconnaître