Türkiye kabuk değiştiriyor. Kitle iletişim araçları yaygınlaşıyor. Küreselleşme süreci tüm toplumu etkiliyor... Peki, kültürel kimliğimizin, özbenliğimizin en önemli öğesi olan dilimiz, güzel Türkçemiz bu oluşumların karşısında ne durumda? Feyza Hepçilingirler, akıcı bir dille yazdığı bu kitabında doğrudan doğruya, "Medyatik Türkçe"ye ve "Yaygın Yanlışlar"a değiniyor. Türkçe "Off"u okurken hem eğlenecek hem de bilgileneceksiniz.
FEYZA HEPÇİLİNGİRLER, Ayvalık’ta doğdu. Yüksek Öğretmen Okulu’nu veİstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü’nü bitirdi (1971). Çeşitli lise ve üniversitelerde öğretmenlik yaptı. Yazmaya şiirle başladı (1963). 1979’da Kültür Bakanlığı’nın açtığı Çocuk Yapıtları Yarışması’nda Yanlışlıklar adlı oyunuyla başarı ödülü kazandı. Sabah Yolcular (Akademi Kitabevi 1981 Öykü Birincilik Ödülü), Eski Bir Balerin (1985 Sait Faik Hikâye Armağan), Ürkek Kuşlar, Kırlangıçsız Geçti Yaz (1989 Yunus Nadi Armağan Öykü İkincilik Ödülü ve Balkan Yazarlar Karşılaşması 1991 “Borski Grumen” Ödülü), Savrulmalar (1997 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü), Öykünmece adlı öykü kitaplar yayımlandı. Öyküleri çeşitli antolojilerde yer aldı ve İngilizce, Fransızca, Almanca, Sırp-Hırvatça’ya çevrildi. Uçtu Uçtu Pelin Uçtu adlı çocuk roman, 1985 Sıtkı Dost Çocuk Roman Yarışması Üçüncülük Ödülünü kazandı. Çirkin Prenses adlı çocuk oyunu, çeşitli tiyatrolarda oynandığı ve kitaplaştı. Yazarın Kırımızı Karanfil Ne Renk Solar? adlı roman, dil yanlışlarını işlediği Türkçe “Off” ve Dedim: “Ah!” (Türkçe “Off”-2) ile düşünce yazılarını topladığı Sorulmadan adlı kitaplar da var.
“Bunca sorun dururken dille uğraşmayı gereksiz bulanlar var mıdır, bilmiyorum.Gereksiz değildir; çünkü dildeki bozulma, hem o sorunların göstergesidir, hem de dolaylı olarak neden.Türkçenin bu kadar kötü kullanılıyor olması, bütün işlerin kötüye gidiyor olmasından bağımsız mı? Üstüne titrediğimiz bir anadilimiz olsaydı, başkaca sahip olduklarımızın da üstüne titremez miydik?” Bu tür kitapların yüzü asıktır.Günlük yaşamda fark etmediğim hataların aslında ne kadar çok ve büyük olduğunu kitapta okuyunca fark ettim.Kitabı hem gülerek hem de üzülerek okudum. Okuyan bireyler olarak yazarın da deyimiyle “Türk kaşığıyla Amerikan nanesi yiyenler” zümresinden olmayalım.
Son derece etkileyici, okunması kolay ve keyifli bir kitap. Maalesef bu durum bir tek türkçenin başına gelmemekle birlikte dillerin bu derece bozulması kaçınılmaz ancak oldukça rahatsız edici.
Türkçe “Off” . Her şeyden(“her şey” tahminim, ayrı yazılıyor; paranoyak oldum) önce Türkçe “Off” çok “offansif” olmuş. #feyzahepçilingirler Türkçenin yanlış kullanımını medyadan seçtiği örneklerde gösterirken titiz, ironik ve eğlenceli değil bence; siyasi, ideolojik ve alaycı. Birçok kişiyi(“birçok” kesin bitişik) -belki de haklı olarak- eleştirmiş ve kitabın dizin kısmına, dikkat edilmesi gereken yanlışdan çok yanlışı yapanmış gibi, onların isimlerini eklemiş. Hal böyle olunca kitapta ismi geçenlerden bazıları cevap haklarını kullanıp karşı saldırıya geçmişler. #savaşay #müjdatgezen #şiaryalçın bu isimlerden bazıları. Yazar da 10. baskıda bu olumlu ve olumsuz eleştirileri toplayıp kitabın sonuna bir bölüm eklemiş: Tepkiler, Eleştiriler, Yanıtlar. Ancak, burası dahi “ofansif”. Bölüm “... Sözün kısası, anlatımımda hata bulmalarından korkmuyorum. Haklılarsa, yanıldığımı söyleyip özür dilemeye hazırım; ama haksızlarsa... Yanlış yakaladığını sanıp heyecana kapılanların yanıldıklarını kanıtlamak kadar keyifli ne olabilir”le “start” alıyor. Kitabın bazı konularda kafamı karıştırması bir yana -çünkü kafa karışmadan doğrunun bulunamayacağına inanıyorum- benim dikkatimi Türkçe kadar bu atışmalar da çekti. Diyorum ki “Hocam, dikkatimi dağıtıyorsunuz!”. . Kitabın ikinci cildi “Dedim Ah”ı okumamaya karar verdim. Çünkü bazen parmak kaldırıp soru sormak istiyorsunuz ama duyan yok. Ayrıca, kitap yazarın 1990’lı yıllardaki gazete yazılarının toplanmasıyla oluşmuş. Sistemli bir akış yok. . Ama öğrendiklerim çok. Mesela, özne insansa ve çoğulsa yüklem de çoğul olurmuş. Anneler bilir.✖️Anneler bilirler.✔️Özne insan değil ve çoğulsa yüklem tekil olurmuş. Çiçekler açarlar.✖️Çiçekler açar.✔️ Türkçede sessiz harfler yanına “e” ünlüsü getirilerek okunurmuş. CHP: cehape✖️cehepe✔️ KDV: kadeve✖️kedeve✔️ Fazla mal göz çıkarırmış. ÖSS sınavı✖️”S” zaten sınavı demek değil mi? GAP projesi✖️”P” orada “projesi” için durmuyor mu? Nerede yanlış yapıyorum demeye başlamıştım ama sorunu buldum sanırım! Ağızdan çıkanı kulak duyacakmış. -Seni seviyorum. -Ben de.✖️(Yani, ben de beni seviyorum.) -Ben de seni.♥️ . #everestyayınları #kitap #kitapönerisi #kitaptavsiyesi #kitapkurdu #kitapyorum
Lisansta 1.sınıfta, “Zaten senelerdir Türkçe dersleri görüyoruz, ne gerek var?” diyerek aldığım Türk Dili dersi bana bu kitabı kazandırdı. Hem de yine “Zorunlu kitap okumak mı olur bu yaşta? Kendi kitabımı neden kendim seçemiyorum ki?” diye isyan ederken... Evet ergenliğimin doruklarındaymışım. Zaten dilin kullanımı konusunda hassas bir insandım. Hatali kullanımları düzeltmek bazen insanları kırsa da sessiz kalamazdım. Hem de dili doğru kullanmaya özen gösterirdim. Feyza Hepçilingirler ne kadar haklı olduğumu Türkçe Off’taki farklı örnekler üzerinden tekrar gösterdi. Bir cümlede bir kelimenin eksikliğinin yarattığı anlam farkını, bu anlam farkının günlük yasamdaki etkilerini ve felsefedeki etkilerini düşünmemi sağladı. Türkçe Off’u özellikle 10. sınıfta felsefe - dil ilişkisini konuştuğumuz öğrencilerime israrla tavsiye ederim. Feyza Hepçilingirler bu kitapta, dilin kullanımı ve iletişime etkisi üzerine güzel bir sorgulama yapıyor. #okuyorum #bookstagram #everestyayinlari Daha fazlasi için → #KitapÖnerisi #OkuYorum #HaftanınKitabı #FelsefecininKitapları #OkuyarakYasa #OkudumBitti #KitapKurdu #KitapYorum #KitapBenim #Bookstagram #BookLovrt #InstaBooks #KitapSevgisi #KitapYurdu #KitaplarİyiKiVar #KitapOkuyorum #KitapAlışverişi #KitapTanıtımı #Kitapkolik #KitaptanSözler #kitapdelisi #felsefecininkitaplığı #NihanHocanınKitapları #Felsefe #KitapTavsiyesi
Feyza Hocanın bu kıymetli kitabını ilk okuduğumda çiçeği burnunda, yeni atanmış bir öğretmendim. Altını çize çize, heyecanla ve çok gülerek okumuştum. Türkçe yanlışları üzerine yazılmış bu kitap o yıllarla ilgili şahane bir kara mizah örneği aynı zamanda. Yıllar sonra yeniden okuduğumda ise bir noktada tutucu buldum Feyza Hocayı. Her yeni söz ve durumun saptanmış kurallara uygunluğu bir dedektif gibi denetlendiğinde, Türkçe'nin zengin anlatım olanaklarına kavuşmasına da engel olunuyormuş gibi geliyor. Bu ülkede başka hiçbir dil konuşulmuyormuş gibi davranılması da ayrıca üzücü
Tavsiye ediyorum diyip, ukalaliga gerek yok, tavsiye meselesi degil, tartismaya acik da degil, mutlaka kutuphanelerde bulunmasi gereken bir yapit! Hatta zamansiz bir basyapit!
Yazarın, Türkçe yanlışlarını derlediği kitabında, kendi yaptığı yanlışların belirtildiği yazılara yer vermesi güzel, ancak bu yazılara verdiği cevaplar son derece yetersiz kalmış.
Kitap aslında çok iyi niyetle yazılmış. Türkçe yanlışlarına dikkat çekmek amacıyla yazar, şurada burada gördüğü hataları not almış, bir kitap oluşturacak kadar çok veri biriktirmiş.
Kitabın sonunda listelediği eleştirilere bakılırsa epey tepki de almış aslında. Demek ki tek eleştirem ben değilmişim. Okur, Feyza hanımı yanlış avcılığı yapmakla suçlanmış; kendisi de ancak bu şekilde, tanınmış kişilerden canlı kanlı örnekler vererek konuya daha fazla dikkat çekebileceğine inandığını söyleyerek kendini savunmuş. Ben her iki tarafa da hak verdim.
Kızdığı ve dikkat çekmeye çalıştığı Türkçe yanlışları, benim de çok kızdığım ve bunca yıl geçmesine karşın hâlâ yapılan yanlışlar. Bu yanlışlar yapılmayı sürdürüyorsa demek ki biz okullarda dilimizi çocuklarımıza iyi öğretemiyoruz.
Ama sanırım kitabın sevemediğim yanı, yazarın tarzıydı. Verdiği örnekler, savunduğu şeyler çok beylik, çok popülist, -herhalde bu örneğe çok kızardı ama- "tribünlere oynayan" türdendi.
Muazzam. Öğretici, hatırlatıcı hem de eğlendirici. Çıktığı zamanı hatırlıyorum, bayağı gündemdeydi. Derslerde yardımcı kitap olarak da kullanılıyormuş sanırım. Çok geç okumuş oldum ama zaten gazete yazılarından takip ediyordum o dönemde.
Sadece dilbilgisi ve dil kullanımı açısından değil, yaşı itibariyle o dönem popüler kültürünü, siyasetini hatırlamak isteyenlerin de okuması gereken bir kitap. Hele o "'Şeref' konusuna, kurşuna endeksli iğrenç bir boyut getirerek kendi şerefsizliğini perçinleyen hatun" yok mu:)) İlahi! Sırf onun yanlışları ve anlatım bozukluklarından oluşan bir kitap bile oluşturulabilirdi. Bu arada, şimdikinin haltları hakkında böyle şeyler yazılıyor mu?