Jump to ratings and reviews
Rate this book

Fakir Baykurt Üçlemesi #3

Kara Ahmet Destanı

Rate this book
Kara Ahmet bir zeki oğlan. Irazca’nın torunu, Bayram’ın “oğluş”u, Haçça’nın “çocca”sı. Karataş köyünde boy verip serpilen, sonra anasıyla, babasıyla, kardeşleriyle şehre göçüp, ninesini köyde yalnız koyuveren bir kara oğlan. Aklı fikri okumakta. Tek gayesi bir gün kaymakam olmak. Kırmak yoksulluğun, yoksunluğun belini.
Şehre göçer göçmez okula yazılır Ahmet Oğlan. Okulun en birincisi olur. Her şey iyi gidiyor derken, babası başka akıllara uyar, ortaokul lise yerine onu “hoca”ya göndermeyi, İmam Hatip’e vermeyi koyar kafasına. Ahmet direnir annesiyle el ele verip. Ne de olsa Irazca’nın torunudur. Babasına rağmen bitirir ortaokulu liseyi, girer Ankara’da Siyasal’a. Fakülte’de yeşil parkalı “abi”lerle tanışır. Anlar öğretilenler başka, hayat başka. Yoksulların, emekçilerin yanında yer alır, gün olur coplanır, gün olur hapislere düşer...
Kara Ahmet Destanı, bir çocuğun direnerek gün gün nasıl aydınlığa çıktığını anlatıyor; aynı zamanda emekçilerin, yoksulların ve tıpkı Ahmet Oğlan gibi onların yanında umuda yürüyenlerin mücadelesini dile getiriyor.

408 pages, Paperback

First published January 1, 1977

4 people are currently reading
163 people want to read

About the author

Fakir Baykurt

76 books93 followers
Asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt 1929 yılında Burdur’da doğdu. 1948’de Gönen Köy Enstitüsü’nü bitirdikten sonra köy öğretmeni olarak çalışan yazar, 1955’te Gazi Eğitim Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra Sivas, Hafik ve Şavşat’ta Türkçe öğretmenliği yaptı. Demokrat Parti yönetimi tarafından öğretmenlikten alınarak pasif bir göreve getirildi.

1958’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan ilk romanı Yılanların Öcü nedeniyle hakkında kovuşturma açıldı. 1960 yılındaki askeri müdahalenin ardından ilköğretim müfettişliğine getirildi.

1962-63 yıllarında ABD Bloomington Indiana Üniversitesi’nde ders araçları konusunda uzmanlık eğitimi gören Baykurt, Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) ve Türkiye Öğretmenler Dernekleri Milli Federasyonu’nun (TÖDMF) genel başkanlığına seçildi.

1969 yılında Türkiye çapındaki ilk öğretmenler boykotuna katıldığı için bir kez daha açığa alındı ve 12 Mart 1971’deki askeri darbeden sonra uzun süre tutuklu kaldı.

Edebiyata şiirle adım atan Fakir Baykurt, yazın hayatını toplumcu gerçekçi bir yaklaşımla yazdığı kısa öyküler ve köy notlarıyla sürdürdü. Yeditepe, Varlık, Cumhuriyet, Evrensel ve Yön gibi dergi ve gazetelerde çeşitli yazıları çıkan Baykurt, 1955’te öykülerini derlediği ilk kitabı Çilli’yi yayımladı. Bunu, köy yaşamını, köylünün arzularını, sıkıntılarını ve çelişkilerini dile getirdiği hikâye kitapları ve romanları izledi.
Yalın, şiirsel bir dil kullanan yazar, eserlerinde halka mal olmuş deyişlere ve deyimlere de sıklıkla yer vermiştir. Tırpan ile 1970 TRT ve 1971 TDK ödüllerini, Can Parası (1973) ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Kara Ahmet Destanı’yla Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanan yazarın Yılanların Öcü adlı yapıtı 1961’de Metin Erksan, 1985’te Şerif Gören tarafından filme çekildi.

11 Ekim 1999’da Almanya’nın Essen kentinde vefat eden Fakir Baykurt’un cenazesi, 1977’den beri yaşadığı Duisburg’da düzenlenen bir törenden sonra İstanbul’a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü (1958), Irazca’nın Dirliği (1961), Onuncu Köy (1961), Kamlumbağalar (1967), Amerikan Sargısı (1967), Tırpan (1970), Köygöçüren (1973), Keklik (1975), Kara Ahmet Destanı (1977), Yayla (1977), Yüksek Fırınlar (1983), Koca Ren (1986), Yarım Ekmek (1998), Eşekli Kütüphaneci (2000) adlı romanları yanında, onlarca hikâye, şiir ve çocuk kitapları yayımlanmıştır. Kitapları çeşitli dillere çevrilmiş, Türkiye’de ve çevrildiği ülkelerde birçok ödül almıştır.

---------------------------------------

Fakir Baykurt, who wrote under various pen names such as Osman Akpürçek, Tarik Kirat, Yasar Yalçin, and Mehmet Gazi, was born on June 15, 1929 in the Burdur province of Turkey. In his works, Baykurt deals with the problems and the conflicts that rural folk experience. Yet he is not a mere onlooker, but also an activist who strived to change both society and individuals.

Baykurt claimed that the importance of literature came not from its subject matter, but from the language that it used. His works featured the same natural, plain Turkish that the people used. In his own words, “I have always written with the beautiful words I heard from my mother, from my aunt, and from my villagers. And then they became my own words. I have never been an extreme nationalist, yet when it comes to language I am more king than the king — if such a thing can be measured. In other words, I would sacrifice my life for language. Language is a confidant, and it is the source of my courage. That is where the light is.” Hence, his works featured plain and familiar language that could easily appeal to various groups within society. In his works, he frequently used proverbs, idioms and regional words that he had collected from Turkish folk literature.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
37 (30%)
4 stars
44 (35%)
3 stars
31 (25%)
2 stars
11 (8%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 14 of 14 reviews
Profile Image for Gulen.
408 reviews
August 21, 2014
Sen köyden çıkacak ve okuyacaktın Ahmet, okuyacaktın ki kaymakam olacaktın. Sen köylü çocuğu, emekçi çocuğu; Ahmet, Ayşe, Nurten, Zehra, Feyzullah, Muharrem, Osman, Ömer, Hatice; okuyacaktın, kaymakam, hakim, savcı, öğretmen, avukat, mühendis, doktor olacaktın.

Devrim okumakla olmaz, devrim silahla olur dedin, okulları bıraktın. Kaymakam, hakim, savcı, öğretmen, avukat, mühendis, doktor olmadın, meydanlarda şehit oldun ya da hapislerde, işkencelerde yok oldun.

Sonra başkaları gitti o okullara Ahmet; kaymakam, hakim, savcı, öğretmen, avukat, mühendis, doktor, asker oldular. Sonra başımıza geçtiler Ahmet, 21.YY'da herşey daha da beter oldu.

Profile Image for Rıdvan.
549 reviews93 followers
December 19, 2016
Bu sefer beğenmedim arkadaş.
Çok fazla solcu bildirisi gibi olmuş. Diğer iki kitapta da bu eğilim vardı ancak okuyucuya düşünmesi gerek bu kadar direct verilmez dolaylı yoldan verilirdi. Ancak bu sefer herşey cok ayan beyan anlatılmış. İşçiler, onların sorunları, kapitalizm, sosyalizm, komunizm, eylemler, polis şiddeti, insan hakları..... Herşey o kadar açık seçik anlatılıyor ki, digger iki kitabı okuyanlar iraz hafife alınıyormuş gibi geliyor bana. Yani digger iki kitapta örtülü olarak anlatılan system eleştirisi, okur tarafından anlaşılmamış olabilir, okur hala bazı şeylerin farkına varamamış olabilir bari bu sefer ilk okul çocuğuna anlatır gibi anlatayımda herkes anlasın, gibi bir hava seziyorum.
Bir de şöyle de hissettim;
Diğer iki kitabı yazarken rejim aşırı baskıcıydı, ancak zamanla rejim yumuşadı, demokrasi ilerledi ve yazar üzerinde ki baskı azaldı. Bu rahatlığı tadan yazarda gemi azıya aldı ve üçlemenin bu son kitabında allah ne verdiyse yazdı.
Üstelik digger iki kitapta tadına doyulmayan o Anadolu havasının bu kitapta yerinde yeller esiyor. Köyden köylüden Irazca nineden neredeyse hiç haber yok. Hatta o kadar kaptırmış ki yazar, köyle ilgili bazı havadislerin sonunu getirmemiş. Kitabın lk bölümünde köyden bazı haberler alıyoruz ama sonrasında Ahmet'in okul hayatı ve üniversite yıllarına o kadar kaptırıyoruz ki, köy unutuluyo gidiyo.
Özetle kitap şu;
Şehre yerleşeli 4-5 yıl olmuş. Bayram saçma sapan insanların rüzgarına kapılmış. Dine imana sarmış. Deli gibi namaz kılıyo. Kazaları yetiştirmeye kasıyo. Tabi ilk okulu bitiren çocuklarıda kuran kursuna yazdırıp hoca etmek istiyo. Ama çocukların da Haçça'nın da gönlü yok hocalıkta. Okumak istiyo çocuklar. Binbir kavga dövüşle devam edyorlar okul hayatlarına. Liseyi bitiren Ahmet Ankara siyasal'ı (Mülkiye) kazanıyor ve Burdur'u terkedip Ankaraya gidiyor. Ve öğrenci olaylarna karışıyor. Hapse düşüyor.
Destan nerde? Destan yok. Başlık bile çok iddialı olmuş.
Profile Image for Ezgi.
319 reviews39 followers
June 26, 2024
Kara Ahmet Destanı ile Irazca Üçlemesi’ni bitirdim. Bu roman biraz daha farklı. Baykurt sevmediğim didaktik bir tutumla yazmış. Romanın kurgusu zorlama. Karataş Köyü’nden çıkan ailenin başına gelenlere odaklanıyor bu kitap. Baykurt dönemin bir portresini çıkarmak istiyor. Bunu yaparken ilk romanlardaki bütünlüğü koruyamıyor. Baykurt yaşamı mücadeleyle geçmiş bir yazar. Benim nezdimde tam bir aydın. Demirel hükümetiyle arasındaki problemler de hiç dinmiyor, sürekli sansüre uğruyor. Bu kitapla bunun bir dökümünü yapmış. Köylüyü korkutan Nurcular ile başlıyor genel grevlere uzanıyor. Çok cesur bir tavır kesinlikle. Ama romanın edebiliği ölmüş.
Profile Image for Marla'dan Alıntılar.
363 reviews50 followers
Read
May 25, 2022
"Tanrı, daha yola çıkmadan pes eden yılgın insanların değil, gideceği yere tutkuyla yürüyen kararlı insanların yardımcısıdır asıl."
Profile Image for Karanlık kadın.
123 reviews2 followers
September 3, 2018
Üç ahmet var: çocuk ahmet. Ergen ahmet. Genç ahmet. 👦👨‍💼👨‍⚖ Çocuk ahmet; herkesin imrendiği, anasının ve nenesinin övüncü bir çocukken boz ömer ile cemal'ın cinsel istismarına uğrayıp hayata küstü. 😢Ne olaylara şahit olmadı ki çocuk ahmet?😪 Babasının dayak yiyip hastanelik olması bardağı taşıran son damla oldu babası duramadı köyde. Ninesinin yavlvarmalarına karşı şehre göçtüler. Şehir hayatı iyi geldi çocuk ahmet'e.🤓 Ergen ahmet; derslerinde çok başarılı.🤓 En büyük hayali: kaymakam olmak.🙃 Hastaneyi sağcılar ele geçirdi. Dinci geçinen daşduraklı hilmi babasına rahat vermedi. Babası daşduraklı hilmi' nin gözüne girmek için namaz kılmaya başladı.😠 Annesini,kendisini,kardeşlerini namaz kılmaya zorladı. Ahmetin imam olmasını istedi. Ahmet istemedi. hatip'e vermek istedi ahmet istemedi. Evin tadı tuzu kaçtı.. 😐Ahmet ve şerife sonunda liseye girdiler.😁 Genç ahmet; siyasal bilgilere girdi. Parkeli abilerle tanışması hayatını değiştirdi. Bizim kaymakam olmak isteyen kara ahmetimiz genç bir devrimci olur. 😍

İlk iki kitabını kahkahalar atarak okuyan ben bu kitabı ne yazık ki kahkalar atarak okuyamadım.☺ Amerika'nın 6.Filosu, gençlerin 6. Filoyu protesto etmesi,polisin orantısız şiddeti,kanla pazar,öğrenci kıyımları,😡😠solcu gençlere kominist yaftasının yapıştırılması,grevler,fabrika işgalleri ve faşizm. 😬

Ağaların buna cımbıldak muhtarda dahil Sırtını demokrat partiye ve adalet partisine dayayıp zenginleşmesi.😡😠 Kitabın solculuk bildirisi olduğunu söyleyenler var. Beğenmeyenler var. Bende diyorum ki; diğer iki kitabına nazaran iyi olmayabilir, vasat bulabilirsiniz ama ilk iki kitapta anlatılan çocuk ahmetti. Burda anlatılan genç bir devrimci ahmet. 😁😍 Ve seri bitti. İrazcam benim dertli irazcam..😍 seni unutamayacağım...😢 Seni dostlarınla ve düşmanlarınla köyünde bırakıyorum. Umarım dediğini yapar, o cımbıldak iktidar yalakası muhtarın yeni evini yakarsın. Yaparsın sen🤣
Profile Image for Özlem.
48 reviews2 followers
June 16, 2021
Bu üçleme ile ilk kez Fakir Baykurt okudum. İlk iki kitabı çok çok severek okudum ama bu kitap beni şişirdi maalesef. Fakir Baykurt çok kıymetli bir yazar, okuduğuma da fazlasıyla memnun oldum. Ama bu kitap çok didaktik ve serinin diğer kitaplarından kopuktu. Karakter gelişimi gibi değil de değişimi gibi olmuş. Haçça da Bayram da bambaşka insanlar olmuşlar, garipsedim. Irazca çok kıyıda kalmış.

Ahmet de başka bir karakter gibi, aradan geçen süredeki değişimlerini özümseyemedim. Çok da keyifle okuyamadım maalesef.
Profile Image for Büşra.
25 reviews13 followers
November 14, 2014
İnsanın içine işleyen bir serinin son ve bence en güzel kitabı.
Profile Image for Halil.
7 reviews
February 19, 2025
Üçlemenin zayıf kitabı. Fakir Baykurt kalemi güçlü bir yazar. Ama üçlemenin ilk iki kitabına göre metin daha zayıf. Üç kitabın aslında anlatmak istediği şey aynı ama ilk iki kitap bunu edebiyatın güzelliklerine sığınarak yapıyor. Bu kitap mesajını çok fazla bağırıyor.
7/10
Profile Image for G. İlke.
1,292 reviews
February 5, 2021
Köy romanı olarak başlayınca öyle biter sanıyor insan. Oysa bir köy romanı sadece bir köy romanı mıdır? Malı az olanı, çok olanı; toprak ağası, yoksul ırgatı; partiden sırt almış muhtarı, Allah'ına sığınan Irazca'sı yok mudur? Olmaz mı, hem de nasıl vardır! Kara Ahmet gibi çocukluğundan beri önce "ezilen köylü", sonra da "ezilen şehirli" olan akıllı bir genç, büyüdüğünde bu sömürge düzenine elbette karşı duracaktır. Kurulu düzen sadece zengine yarıyorsa, yoksul çocukları okutmanın anlamı ne? Ha, madem okudular, madem bu sistemin sadece zenginlere çalıştığını öğrendiler, o zaman emekçilere, haklarını terleri kurumadan almaları gerektiğini anlatacaklar. Birleşmeyi, direnmeyi ve çarkı çeviren suyun kendileri olduğunu, onlar olmazsa çarkın dönmeyeceğini anlatacaklar. Tüm insanların eşit haklara sahip olması gerektiğini, memleket toprağının toprağın gerçek sahibi olan köylülere eşit paylarla satılmasını / dağıtılmasını istemenin "komünistlik" değil, vatanseverlik olduğunu anlatacaklar. Anlaşılmayacaklar tabii, olsun. Hep anlatılmalı sus payı verilip unutturulmaya çalışılan bu gerçekler, kuşaklar boyunca... Bin kişide bir kişinin gözünde bir kıvılcım oluşsa yeter, o kıvılcım büyür bin göze ulaşır, küflü düzen yanar da insansever düzeni küllerinden doğurur. Fakir Baykurt, mutlaka okunması gereken yazarlardanmış. Bu seriyi gerçekten çok ama çok sevdim, yıldızlı tavsiyemdir. =)
Profile Image for James.
351 reviews5 followers
October 14, 2012
Hayatınızda hiç köy romanı ve sosyal gerçekçi roman okumamışsanız bu üçlemeyi mutlaka okuyun. Yılanların Öcü ve Irazca'nın Dirliği ile birlikte enfes bir üçleme. Türk edebiyatının en en güçlü kadın karakterlerinden Irazca'yı tanıyın. Çok yaşa Baykurt.
Profile Image for Kerem.
414 reviews15 followers
September 29, 2014
Irazca'nin torunu Kara Ahmet'in koyun yoksulluklarindan binbir savasimla baslayip sinirsiz bir okuma istegiyle sehre ve de en sonunda hak mucadeleleriyle cezaevlerine uzanan yasam oykusu. Ulkenin carpik curpuk yapisini da guzelce gozler onune yatiran, bugun biz niye burdayiz sorusuna da cevap verebilecek bir kitap. 70'lerin atmosferinden bir nefes almak isteyen herkes icin hizla bitirilecek Baykurt'un sade diliyle yazilmis enfes bir roman...
97 reviews2 followers
November 13, 2023
Romanın ilk yarısı, şehre göç eden ve Irazca'yı köyde bırakan Bayram, Haçça ve çocukları Şerife, Osman ve Ahmet'in, şehirdeki hayatına odaklanıyor. Bayram ve Haçça, hastanede iş bulmuş ve şehirde hayatta kalmaya çalışmaktadır. Çok başarılı ve akıllı olan Ahmet'in maddi zorluklara karşın okuma isteği ve çabası, Haçça'nın manevi desteği de olunca, Ahmet ortaokul ve liseyi başarı ile bitirir. Ankara Siyasal'ı kazanır. Bu süre zarfında Ahmet, Irazcayı köyde ziyaret eder, Irazcanın da tetiklemesi ile muhtarın ahırını yakar, kısa bir süre İstanbula gidip orada işportacılık yapar ve köye döner. İlk 2 seride ana karakterlerden biri olan Irazcanın, serinin son kitabındaki rolü epey sınırlı.
Ahmet'in Ankaraya gelişi ile 1960 Türkiye siyasi panoramasına kısa bir özet geçiliyor: TİP, öğrenci olayları, sol grupların kendi içlerinde bölünmesi, DEV-GENÇ, ilk sendikaların kurulması (DİSK, TÖS,..), altıncı filoyu protesto ettiği için polis tarafından kaldığı öğrenci yurdunun penceresinden atılıp, öldürülen Vedat Demircioğlu, Yıldız Teknik'in önünde nöbet tutarken camiden çıkan nurcuların katlettiği Battal Mehetoğlu...
Ahmet her ne kadar annesini hayal kırıklığına uğratmadan okumak, kaymakam olma hayalini gerçekleştirmek ve üniversitede de başarılı bir öğrenci olmak istese de; yaşadığı ortam/koşullar gereği ve kendisinin de sınıf mücadelesine kayıtsız kalamaması sonucu; parkalı abilerinin yanında eylemlere katılmaya başlar. Ara tatilde ailesinin yanına gitmeyip, diğer arkadaşları ile birlikte doğudaki köyleri ziyaret eder, köylerdeki durumu (köylülerin ezilmesi, toprak ağalarını) raporlar.
Gecekonduları yıkılanlara destek için, yıkımı durdurmaya çalışırlar. Bu sırada tutuklanır ve savunması siyasi bulunduğu için hapse atılır.
Roman şimdinin gözüyle incelendiğinde didaktik ve düz bir olay örgüsüne sahip olsa da, zamanını bu kadar net ortaya koyması açısından çok çok değerli. Enstitü mezunu yazarların gözünden o yılları hala capcanlı bir şekilde okuyup anlayabiliyoruz. Oysa şimdinin Türkiyesindeki siyasi olayları bu şekilde kurgu ile anlatan ve gerçek olaylara da bağlantı kuran bir edebi roman okumak (ve bu böyle bir eserin yazılması) ne kadar zor, hatta imkansız.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Metin Tiryaki.
158 reviews11 followers
February 1, 2021
Fakir Baykurt Anadolu insanını, köy yaşamını en iyi anlatan yazarlardan biri. Kara Ahmet Destanı da yine bir köyde geçen Kara Bayram ve ailesinin başından geçenleri anlatan Yılanların Öcü üçlemesinin son kitabı. İkinci kitaptan 16 yıl sonra yazılmış olması ilk iki kitaptan koparmış biraz hikayeyi, ayrıca kitabın yarısından sonra hikayeden iyice kopup sağ sol olaylarına girmiş. Sonuç itibariyle Fakir Baykurt kitaplarından okuduğum en zayıf kitaptı.
Profile Image for Baran Şahin.
40 reviews
March 10, 2021
Yer yer çok keyifli ve güçlü anları olsa da serinin en zayıf halkası. Kör göze sokulan parti ve sol propagandası kitabın hızını kesiyor.
Displaying 1 - 14 of 14 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.