Peride Celal adını geçen yaz seyrettiğim 1969 yapımı, başrollerinde Fatma Girik ve Ekrem Bora'nın oynadığı Şahin Tepesi isimli filmde gördüm. Filmin başında at nalı büyüklüğünde harflerle yazılmış "eser Peride Celal" resmi bir anlığına akıp geçti önümüzden. Sonra ben Peride Celal'i araştırdım. Pek çok kitabını sahaflardan topladım. 1916 yılında doğan yazarın eserlerini 2 döneme ayırıyorlar. Ilk dönem eserleri daha çok piyasaya yönelik aşk macera romanları olarak değerlendiriliyor. Henüz onları okumadım, o yüzden diyenlerin yalancısıyım. Ikinci döneminde daha toplumsal gerçekçi romanlar yazmış. 1991 yılında Orhan Kemal roman ödülünü alan Kurtlar romanı yazarın en önemli eseri olarak geçiyor okuduğum kaynaklarda. Romanın öyküsü yazarın kendi hayatından izler taşıyormuş. Romanın baş kahramani 60 dan sonra 70 'den önceki yaşlarda bir kadın yazar. Sene 1978. (Peride Celal'in doğum tarihini göz önüne alırsak 62 yaşında bir kadın) Ihtilalin ayak sesleri her yerde duyulmakta. Yazar yakın zamanda kocasını kaybetmiştir. Beraber oturdukları evden taşınmak için eşyalar toparlamıştır. Demokrasiye kast edenlerin ve onlar için çalışanların yani kurtların ulumaları her yerdedir. Hatta en yakınlarının arasındadır. Yazar kendi kendisiyle bir iç hesaplaşma şeklinde sanki koca bir ömrün muhasebesini yapmaktadır. Kendi hayatının, duygularının arasında gezinirken hayatına değen dostlar, eski sevgililer, akrabalar, kocası, çocukları öyküye bir yerlerden dahil olurlar, sonra çıkarlar, bir daha girerler. Yazarın bir taraftan yazmayı planladığı, notlarını aldığı, üzerinde çalıştığı 2 romanı vardır ve o romanların kahramanları da yazarın beyninin içindedir. Yazarı bırakmazlar, kendi kaderlerinin peşindedirler. Yazarın hayatı, roman kahramanlarının hayatı, kahramanlarının hayatlarında kendinden ve çevresindekilerin hayatlarından izler hepsi birbirinin içine geçer. Kim kimdir bazen birbirine karışır. Bazen kendine itiraf etmekten korktuğu gerçekleri kahramanlarına giydirir yazar. Tüm bunlar topu topu 24 saatte yaşanır. Yazar bu düşüncelerin pençesinde yorgun ve bitkin düşerken bize de koca bir hayatın remini çeker. Yetmez yanında da henüz yazmadığı, kafasında evirip çevirdiği iki romanını da anlatır. O da yetmez bir taraftan da ülkenin içinde bulunduğu siyasal atmosferi anlatır. Bir de bunları 700 sayfada verir okuyucuya. Okumaya ilk başladığımda kitapta bölüm aralarının olmaması çok garibe gitmişti. Ama sonra anlatılanın uç uca eklenen, durdurulamayan bir düşünceler zinciri olduğunu fark ettiğimde neden bölüm olmadığını anladım. Bence romandaki yazar karakteri de çok çok isterdi, beynindeki sesleri susturup, düşüncelerine bir es verip, kitabı bölümlere ayırabilmeyi.
Kurtlar gerçekten etkikeyici bir roman. Okumaktan büyük keyif aldım. Insan içindeki otobiyografik kısımların ne olduğunu merak ediyor doğrusu.
Peride Celal'le tanıştığıma çok memnunum.