Turgut Özal, Türkan Şoray, Süleyman Demirel, Deniz Baykal, Güngör Bayrak, Cihat Burak, İlhan Berk, Murat Belge, Bülent Ersoy, Rasih Nuri İleri, Sezai Karakoç, Uğur Mumcu ilk kez bir "insanlık antolojisinde" bir araya geldi.
Doğan Hızlan'ın 99 Yüz'e yazdığı sunuş yazısındaki deyişiyle Cemal Süreyya "Başına konan devlet kuşlarını kovmuş, şiirin korunmasız serçesini baş tacı etmişti...
He graduated from the Political Sciences Faculty of Ankara University. He was the editor-in-chief of the Papirus literary magazine. Cemal Süreya is a notable member of the Second New Generation of Turkish poetry, an abstract and postmodern movement created as a backlash against the more popular-based Garip movement. Love, mainly through its erotic entity, is a popular theme of Süreya's works. Süreya's poems and articles were published in magazines like Yeditepe, Yazko, Pazar Postası, Yeni Ulus, Oluşum, Türkiye Yazıları, Politika, Aydınlık, and Somut.
Aman Tanrım, ne kadar güzel bir kitap. Şairin görüşlerinden ve tespitlerinden bağımsız olarak bile üslup ve teknik olarak parıldıyor. Yazıların haftada bir yayınlandığını göz önüne alırsak içeriğin son derece kaliteli bir imbiklemeden geçtiğini kavrayabiliyoruz. Ekseriyetle politika adamlarıyla dolu dörtte birlik kısmı geride bıraktım henüz. Okunulan her portre, kişi tanınsın veya tanınmasın, müthiş bir merak ve dönemi araştırma hissiyatı yaratıyor. Tüm dünyada 20. yüzyılın en acayip, en tumturaklı, en anlaşılmaz, en çözümsüz ülkelerinin başında Türkiye'nin geldiğine dair tek başına delil olabilecek nitelikte bir derleme.
Türkçe nesrin en güzel örneklerini Cemal Süreya bu portre yazılarında veriyor. Dönüp dönüp okuduğum nadir kitaplardan. Akademik ya da değil, yazı işçiliği yapıyorsanız Türkçenizi tazelemek için başvurabileceğiniz bir "kaynak".
Cemal Süreya, 88 Li yollarda toplumda öne çıkmış isimler ile ilgili değerlendirmelerde bulunuyor. O yılar Özal’ın etkin olduğu zamanlar. Cemal ise eski bir bürokrat. Bürokratik düzende yapılan değişimlerin sarsıntılarını izliyoruz yazılarında. Yazar, kanunların etkisini yitirdiğini, meclisin KHK larla aşındırıldığını, vergi nin bozulduğunu, yazarların artık imlaya dikkat etmediğinizi söylüyor. Yani toplumsal düzeyde her alanda nir bozulma hissediyor. Bugüne ne kadar çok benziyor. Sezai Karakoç’un arkadaşı imiş. Ondan övgü ile bahsediyor Erbakan’ı ağzında banar şekeri varmış gibi konuşan diye tanımlıyor.
Yakın tarihimizi bilmeden bugünün siyasi ve sosyal olaylarına nesnel bakabilmek çok zor olsa gerek. Özellikle bu tarihe o toplumda yaşayan ama topluma da dışardan bakan bir entelektüelin gözüyle bakmak çok daha değerli.
Süreya bu kitabında 99 farklı portreyi inceliyor, bunlar sadece kişiler değil, yer yer sözcükler de olabiliyor. Tabi ki bu sözcükler de bu tanıklığa dahil.
Bu kitap ile birlikte, ilk defa yer yer Cemal Süreya fikirlerine katılmadığım oldu. Yine de Süreya'nın birikimi takdir edilmeye layık...
Ben sanat çevresinden daha çok kişiyi okurum umuduyla başladım, sonu hüsran. Dönemin siyasetine hakim olanlar, siyasete merakı olanlar keyif alacaktır diye düşünüyorum ama hem kişi kadrosu hem de aktarış biçimi beni sarmadı. Daha doğrusu bir kişiden bahsederken onu benzerleri yada tezatlarıyla aktarmaya çalışması bende insan kalabalığına ve kafa karışıklığına yol açtı. Bu nedenle ben Cemal Süreya'yı şiirde sevmeye devam ediyorum.