Ahmet Rasim (1865-1932) Türk edebiyatının en özgün yazarlarından biridir. Elli yıla yaklaşan yazı yaşamı boyunca keskin bir gözlemci dikkatiyle hep İstanbul'u anlatmış, bu büyük kentin toplumsal yaşamının canlı kesitler halinde ustalıkla yansıtmıştır.
Şehir Mektupları Ahmet Rasim'in şaheseri kabul edilir. 1897-1899 yılları arasında kaleme alınmış fıkra-sohbet-deneme karışımı bu mektuplarda yazar olağanüstü gözlem gücünü ince bir mizahla yoğurarak İstanbul'un her yanını, her yönünü, binbir çeşit insanını anlatır. Şehir Mektupları yüzyıl öncesinin İstanbul'unu tanımak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynaktır.
Ahmet Rasim was born in Istanbul in 1864. He was a graduate of the Darüşşafaka High School. After graduation he worked as a civil servant for a short time.Then he involved in journalism and published books.He also translated some literary work and produced songs.He worked for numerous publications, including Tercüman-ı Hakikat, Saadet, İkdam, Sabah, Malumat, Servet, Servet-i Fünun, Tanin, Hak, and Tasvîr-i Efkâr.
Kitabın önsözüne bakılırsa eski İstanbul'a dair pek çok ayrıntı okuyacağımız yazılıydı. Evet ayrıntılar var, fakat Ahmet Rasim daha çok kendi özeline ilişkin yaZılara ağırlık vermiş şehir mektuplarında. Türk edebiyatında yeniciler ve eski usülcüler tartışmasında safını gelenekçilerden yana seçmiş ve karşı safa dair fazlaca alaycı ve sataşan bir dil kullanmış. Aksi bir adam olduğunu yaşam hikayesini okurken de farketmiştim. Kitaptaki yazılar 1900'lerin başına ait bu arada.
Okurken adeta eski İstanbul’daydım, Arapça, Farsça terkibler, kelimeler yoğunluktaydı muhtemelen mevcut gençlik bu kitabı okuyamaz okusa da anlayamaz 😬 bir de bazı konularda yazar kendine özel yazmış sanırım, şifreli, kapalı ne dediği pek açık değildi.
Çok sevdiğim bir kitap. Yazarın üslubu o kadar harika ki kitap tam anlamıyla akıyor. Ancak şöyle bir aksilik mevcut. Eğer İstanbul'a dair hiçbir şey bilmiyor iseniz kitap oldukça yavan gelebilir. Mesela İstanbul'u karış karış bilen biri olarak yazarın yüz küsür yıl öncesinden çektiği fotoğrafı anbean seyretmek beni fazlasıyla etkilemiş, dolayısıyla kitabı kısa süre içerisinde afiyetle tüketmiştim.
Canına ağırlık gitmesin ama pek sivridilli, pek gıcık adammış Ahmed Rasim :) Mektup denen köşeyazıları çoğunlukla İstanbul'un belediye sorunlarına, sosyal hayatına ve dönemin cemiyet hayatının tanınmış kişilerine ayrılmıştı. Çoğu günlük gel-geç olayları hicvetmek amacıyla yazıldığı için bugünün okuruna pek bir şey ifade etmeyecektir. Sözlük ve dipçe eklenmemiş olduğu için eski sözcükleri anlamak epey güçtü. Döneme özel ilgisi olmayanlar okumakta güçlük çekebilir.
Türk yazar, gazeteci, tarihçi ve milletvekili olan AHMET RASİM 'in ŞEHİR MEKTUPLARI adlı kitabı Mektup tarzında yazılmıştır. Ahmet Rasim, 1864-1932 yılları arasında yaşamış, Türk edebiyatının en özgün yazarlarından biridir. 50 yılı bulan yazı hayatında,Tarih, bilim konularını içeren fıkra, makale, anı, şiir, hikâye türünde kendine özgü bir tarzla kaleme aldığı eserleri geniş bir okur kitlesi tarafından okunmuştur. Dönemin İstanbul hayatının ayrıntıları üzerinde durduğu fıkralarıyla tanınmıştır. Mutlakiyet, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerine tanıklık etmiş bir yazardır. TBMM’de 3.ve 4. Dönem İstanbul milletvekili olarak yer aldı. Türkçenin büyük kalemlerinden Ahmet Rasim'in Milli Eğitim Bakanlığı'nın 100 Temel Eser listesinde de yer almıştır. ŞEHİR MEKTUPLARI, Ahmet Rasim'in ŞAHESERİ olarak kabul edilmektedir. ŞEHİR MEKTUPLARI, Ahmet Rasim’ in mektup adını verdiği kısa metinlerle İstanbul’ u konu edindiği İstanbul'un bütün yönleriyle canlandırıldığı geniş kapsamlı bir eserdir. Ahmet Rasim, olağanüstü gözlem gücünü ince bir mizahla yoğurarak, gözlemlerini yer yer mizansel bir üslupla dile getirirken, 2. Abdulhamit döneminin İstanbul’una tanıklık eder. Döneminin İstanbul’unu büyük bir gözlem yeteneği ile sade ve kıvrak bir üslupla anlatmıştır. İstanbul Şehrinin hem yazarı hem eleştirmeni, hem paparazzisi hem gurmesi, hem seyircisi hem bestecisi, hem de habercisi olan Ahmet Rasim'in Şehir Mektupları, sadece "Nerde o eski İstanbul?" sorusunun cevabı değil canlı ve derin İstanbul'un da karşılığıdır. Şehir Mektupları yüzyıl öncesinin İstanbul'unu tanımak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynaktır. Adeta İstanbul'un fotoğrafını çekmiş ve o zaman ki sesleri yazılarına yansıtmıştır.
II. Abdülhamit döneminin İstanbul'u anlatılıyor mektuplarda. Gazeteci olan yazarın anı, deneme tarzında yüzden fazla eseri var. Cumhuriyet döneminde milletvekilliği de yapmış. Mangala dizilip, pişmesi heyecanla beklenen kestaneler, sahurda Beyazıt meydanından ''bum!'' diye atılan top, Bakırköy Belediye Bahçesi'nde kırmızı kına çiçekleriyle şebboylar, Frenk olmayıp da Frenklik hevesinde bulunanların gittiği lokanta Spotnik, kuşların sanki insanların orada bulunuşundan hoşlanıyormuş gibi öttükĺeri Göķsu, patlıcan mevsiminde çıkan yangınlar, Kalamış, Bakırköy sahillerinde deniz hamamları, yeni bir alet olan velosipet merakı, tarifelerine hiç uymayan şirket-i hayriye vapurları, Kadıköy'e işleyen 5 numaranın istop ederken çıkardığı ''oooh!'' sesi, matmazel Amelya'nın kantoları ve daha bir çok şey tatlı tatlı anlatılıyor.
Gazete yazıları konusunda, Haşim'den çok daha okunaklı olduğunu düşünüyorum. Yine de eski zaman davalarında bazen o kadar kendi kendine konuşurcasına yazmış ki hiçbir şeyin anlaşılmadığı zamanlar olmuyor değil. Serveti Fünun 'Dekadanlar'ına ne çok giydirmiş. Ama Rumların yaşam biçimi olsun, bütün o eski zamanın hibrit lügatını duyumsamak, hissetmek ve o kelimelerle geçmişte gezintiye çıkmak için hoş zamanlarda geliyor. Enerjik bir dili var, o anlaşılmayan kendi içine konuştuğu vakitler saymaz isek.. Evet Rasim yazarken bazen kendi içine pısıp anlatıyor bazen de başını kaldırıp karilerine sesleniyor, benim sezdiklerim bunlar.
Yazar gündelik yaşamınından ufak kesitlerle hem kendi hayatını hem de dönemin İstanbul’unu anlatmıştır. Yazarın anlattığı İstanbul’da gündelik yaşam içerisinden aktarılan insan, esnaf, şehir, tüccar potreleri ve anlatımları çok detaylı ve tanımlayıcıdır. Burada en önemli etken yazarın kelime bilgisinin çok yüksek olmasıdır. Yazarın kelime bilgisinin yanında kitabın yazıldığı dönem nedeniyle anlaşılması zor bir dil içermektedir.Bu aynı zamanda okuyan için zorluk çıkarmaktadır.
Yazarın gazeteci olarak İstanbul’da gezmeyi, eğlenmeyi seven insanları gözlemlemeyi sevmektedir. Kitabı okurken İstanbul’da geziyor, eğleniyor, şehrin güzel yerlerini keşfediyoruz.
Günlük gazete yazılarından derlenmiş, birçok şeyden bahsederken aslında hiçbir şeyden bahsetmeyen, dil ve içerik olarak kıymete değer bir şeyler ortaya koyamayan, neden meşhur olduğunu anlamadığım kitap...
Eski ucube dilin en ağdalı kullanımı ve ıvır zıvır konular üzerine kurulumuş olup genel anlamda pek te bir şey söylememesi sebebiyle değeri düşük olsa da bir klasiktir.
İstanbulun 1800 lerin sonundaki şehir hallerini merak edenler için okunabilir. Ahmet Rasim'in köşe yazılarının derlemesi. Özellikle şu yanı çok iyi diyebileceğim hiçbir şey bulamadım maalesef.
ahmet rasimin gazete köşe yazılarından oluşan ii. abdülhamit döneminin şehri ve yaşam tarzının araştırılabileceği kaynak bir eserdir. Mektupların çoğu malumat gazetesinde yayınlanmıştır