Çizgi romanın sanatsal varlığı artık yüz yılı aşmış bir tarihe sahip. Çoğu Batı ülkesinde çizgi romanın sanat olarak kendine özgülüğü tartışılmıyor bile, ama ülkemizde bu sanat kolu ucuz, okunup atılan, "yoz" ürünlerin kaynağı, az okumanın göstergelerinden biri sayılıyor. Okullarda, evlerde çizgi roman okuyanların kulaklarının çekildiği, çizgi romanların yasak sayıldığı ve açıkça ayıplandığı bir çocukluğu hemen hepimiz az ya da çok yaşadık. Oysa çizgi roman, bütün sevimliliği ve kendine özgü mizahıyla hiç de saldırgan olmayan sayısız özellikler ve örnekler içeriyor. Bu haksız eleştirilere "hep" muhatap kalmış çocuklardan biri olan Levent Cantek, bu kitapta, popüler kültürün en önemli ifade araçlarından birinin hikayesini anlatıyor. Türkiye'de 1930'larda Baytekin'le (Flash Gordon) başlayan çizgi roman serüvenini yerli-yabancı birçok çizer ve kahramanın üzerinden anlatarak, günümüz mizah dergilerine kadar getiriyor.
Çizgi romanın popülerliğinin, kitlelere ulaşabilme avantajlarının nedenlerini, toplumsal değişmelerin onu nasıl etkilediğini, kahraman olgusunun, iyilerle kötülerin mücadele ettiği o yapay evrenin oluşumunu ve gündelik hayatla içiçe geçmişliğini bulabileceksiniz bu kitapta. Fakat o esnada... smack! (Tanıtım Bülteninden)
1969 Ankara doğumlu. Bilkent Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Lisans eğitimi aldı, Gazi ve Ankara Üniversitelerinde Gazetecilik yüksek lisans ve doktorası yaptı. Çizgi roman ve mizah ile ilgili çalışmalarıyla tanınıyor. Kültür tarihi ile ilgili çalışmalar yapıyor. Kitapları: Türkiye’de Çizgi Roman (İletişim Yayınları, 1996/2002), Markopaşa, Bir Mizah ve Muhalefet Efsanesi (İletişim Yayınları, 2001), Karaoğlan, Erotik ve Milliyetçi Bir İkon (Oğlak-Maceraperest, 2003), Çizgili Hayat Kılavuzu (der. İletişim Yayınları, 2002/2004), Çizgili Kenar Notları (der. İletişim Yayınları, 2007), Cumhuriyetin Büluğ Çağı (İletişim Yayınları, 2008)
Her şeyden önce, üzerine düşündükçe Levent Cantek'in bu kitaba harcadığı emek aklımı başımdan alıyor. Bu kadar uzun bir dönemin tarihçesini yazmak; yüzlerce, binlerce dergiyi okuyup verileri değerlendirmek, dergilerin, isimlerin ve tarzların iniş ve çıkışlarını tespit etmek inanılmayacak kadar zor bir iş. Hele de bu konuda yazılmış rehber niteliğinde başka kaynaklar yoksa.
Cantek ilginç ama akla yatkın bir yola başvurmuş kitabı yazarken. Her dönemin siyasi ve ekonomik çözümlemesini yaparak, karikatür ve çizgi romanların gelişimini bu temel üzerinden değerlendirmiş. İnsanı yer yer "ben şu anda tam olarak ne okuyorum?" diye şüpheye düşürse de bu temele de ihtiyaç olduğu aşikar.
Çalıp çırpmalar, telif ödemekten kaçmak için okurlarını "aman bu öyküyü okuduğunuzu kimseye söylemeyin" diye uyarmalar, solcu geçinip çizerlerin sigortasını bile yapmadan üç kuruşa çalıştıranlar, her biri kendini müesses bir medya organının hamiliğine teslim eden ve birbirini de bununla suçlayıp bel altı vuranlar derken, kitabın adı Türkiye'de Çizgi Romanın Karanlık Tarihi olsa belki de daha yerinde olurmuş. Ruhum karardı desem yeridir ama okuduğum için de çok mutluyum.