ogretmenlerimSizler bana salt ders degilCaninizdan can verdinizDaha derslige girmeden sizDuyardik barut kokusunuKurtulus Savasindan sinmis derinizeBilemedik baris tanrilari oldugunuzuNe de alcakgonulluydunuzKiminizin yarasi icinde kiminizin yuzundeBigunden bigune ovunmedinizBir yonutcu gibi yonttunuz bicimlendirdiniz Ugrasa didine bizi insan ettiniz Nasil nasil' yokla hicle enazla yetindiniz Kendiniz icin hicbisey istemediniz Yurdumuzun acisi carpardi yureklerinizde Bir Istiklal Madalyasi yetiyordu sizeBakiyorum da simdiki bizlere utaniyorum Yoksa sizler goklerden mi indiniz Sonra darilip da bize Yine goklere mi cekildiniz Sactan tirnaga bastan ayaga ozveri Ey beni ben yapan ogretmenlerim Anilariniz onunde aglayarak egilir Hic el opmemis dudaklarimla Ellerinizden operim operim operimSayfa 275Baski 2014 Nesin Yayinevi
Aziz Nesin was a Turkish humorist and author of more than 100 books. Nesin was born in 1915 on Heybeliada, one of the Princes' Islands of Istanbul, in the days of the Ottoman Empire. After serving as a career officer for several years, he became the editor of a series of satirical periodicals with a socialist slant. He was jailed several times and placed under surveillance by the National Security Service (MAH in Turkish) for his political views. Among the incriminating pieces of evidence they found against him during his military service was his theft and sale for 35 Lira of two goats intended for his company—a violation of clause 131/2 of the Military Penal Code. One 98-year-old former MAH officer named Neşet Güriş alleged that Nesin was in fact a MAH member, but this has been disputed
Nesin provided a strong indictment of the oppression and brutalization of the common man. He satirized bureaucracy and exposed economic inequities in stories that effectively combine local color and universal truths. Aziz Nesin has been presented with numerous awards in Turkey, Italy, Bulgaria and the former Soviet Union. His works have been translated into over thirty languages. During latter parts of his life he was said to be the only Turkish author who made a living only out of his earnings from his books.
On 6 June 1956, he married a coworker from the Akbaba magazine, Meral Çelen.
In 1972, he founded the Nesin Foundation. The purpose of the Nesin Foundation is to take, each year, four poor and destitute children into the Foundation's home and provide every necessity - shelter, education and training, starting from elementary school - until they complete high school, a trade school, or until they acquire a vocation. Aziz Nesin has donated, gratis, to the Nesin Foundation his copyrights in their entirety for all his works in Turkey or other countries, including all of his published books, all plays to be staged, all copyrights for films, and all his works performed or used in radio or television.
Aziz Nesin was a political activist. After the 1980 military coup led by Kenan Evren, the intelligentsia was oppressed. Aziz Nesin led a number of intellectuals to take a stand against the military government, by issuing the Petition of Intellectuals (Turkish: Aydınlar Dilekçesi).
He championed free speech, especially the right to criticize Islam without compromise. In early 1990s he started a translation of Salman Rushdie's controversial novel, The Satanic Verses. This made him a target for radical Islamist organizations, who were gaining popularity throughout Turkey. On July 2, 1993 while attending a mostly Alevi cultural festival in the central Anatolian city of Sivas a mob organized by radical Islamists gathered around the Madimak Hotel, where the festival attendants were accommodated, calling for Sharia and death to infidels. After hours of siege, the mob set the hotel on fire. After flames engulfed several lower floors of the hotel, firetrucks managed to get close, and Aziz Nesin and many guests of the hotel escaped. However, 37 people were killed. This event, also known as the Sivas massacre, was seen as a major assault on free speech and human rights in Turkey, and it deepened the rift between religious- and secular-minded people.
He devoted his last years to fighting ignorance and religious fundamentalism.
Aziz Nesin died on July 6 1995 due to a heart attack, after a book signing event in Çeşme, İzmir. After his death, his body was buried in an unknown location in the land of Nesin Foundation without any ceremony, as suggested by his will.
Acep böyle bir kitap dünya edebiyatında var mıdır? Ben bilmiyorum tabi ortaya sormak işin kolay kısmı. Çocukluğumda kitaplarını okumuştum Aziz Nesin’in. Sonrasında ayağıma külliyatı geldi. Vakıftan birileri geldi, alır mısın dediler, alırım dedim. 1 koli kitap yani. Nerden başlamalı deyince bana özyaşamını anlatan bu seriden başlanır dediler. Başlamaz olaydım. Çok düşündürüyor, çok kaptırtıyor insanı. Okurken ben Nusret oldum resmen. Evet benim başımdan da bunlar geçti. Geçmese de bu hisin aynısını yaşadım dedim. Yoksulluk, sevgi, kayıp, başarı, mizah vs içinde güldüm ağladım üzüldüm sevindim okurken seriyi. Okuyun siz de lütfen. Hayatının sonuna gelip hayatı tükenmesin diye olmadık anıların detayına giren bu nadide insanı kendinden dinleyin.
Aziz Nesin’in özyaşam öyküsünün son kitabı yazıldığı yaş aralığı itibariyle de adeta bir ihtiyarın hayatına dair tekrar düşülen anılarını dinlemek gibi. İlk iki kitabı okuyup sırası gelince üçüncü kitabı okuyunca adeta bir bilinç akışına şahitlik ediyorsunuz. Aziz Nesin’in hayatına damga vurmuş, yazarlık kariyerine ve kişiliğine etki etmiş olayları özet biçimde tekrar okuyorsunuz. Gençlik yıllarında yazılmış serinin ilk iki kitabında neşeli biçimde anlatılan anılar bu kitapta hüzünlü birer hatıraya dönüşmüş. Kitaba dair en iç burkan detay ise yeri geldikçe bazı anıları serinin dördüncü ve belki beşinci kitabında yazmayı planlaması. Ömrü vefa etseydi ve yaşamaya devam etseydi aziz nesinin askeriyeden nasıl ayrıldığını, yazarlık hayatında nasıl serpilip boy verdiğini dinlemek isterdim. Huzur içinde yat Aziz Nesin.
"Gülmeyen, konuşmayan bir adam da, durup dururken karşısındakinde gizemli bir saygı ve korku yaratır. Bu saygıyla karışık korku büyü gibidir. Gülmeyen, konuşmayan adam bir de gülmeye, konuşmaya başladı mı, o büyü bozuluverir." sf 100
İlk iki kitaptan daha geç yazılmaya çalışıldığı için sanki biraz daha zayıf kalmış. Özellikle son bölümler oğlu tarafından derlendiği için biraz zorlama biraz adet yerini bulsun diye yazılmış sanki. Yine de büyük Ustanın hatırına okunuyor.