Elimdeki bu hacmi küçük ama kalbime ağırlık yapan,bazen gülümseyerek okuduğum çoğu zaman düşündüğüm “keşke böyle olmasaydı “dediğim bir öykü kitabı. Öyküler kurmacadan çok gerçekleri yansıtmış.mübadeleden sonra Diyarbakırlı Ermenilerin günlük hayatını,aynı mahallede yaşayanların birbirine olan tavrını,kilisesiyle,camisiyle Diyarbakır’ın Hançepenek ilçesininin Gâvur Mahallesini anlatıyor .Diyarbakır’da gavur ,İstanbul’da kürt dediklerleri Mıgırdiç Margosyan o yıllar öyle bir anlatmış ki üzülmememek , neden dememek mümkün değil.
Margosyan mizah yaparak öyle eleştiriler yapıyor kı ;yeri geliyor papazı yeri geliyor camii hocasını eleştiriyor .herkesin ayrı ayrı inandığı tanrıya isyan ediyor .
Çocukken Kendi anadilini öğrensin diye fikri dahi sorulmadan apar topar İstanbul’a yollayan Margosyan…Ne olursa olsun Diyarbakır’dan kopamayan Margosyan … öleceği son güne kadar ezilenin hakkını savunan,kimilerinin gözünde hâlâ gavur olan Margosyan…