In Constantinople, empires are about to collide, lovers are about to depart, and the world is about to change for ever. Beyazit Akman’s epic, 1453: The Conquest is the first novel to appear in English that tells the story of the era-changing war of 1453 for Constantinople between the Ottomans and the Eastern Roman Empire. Written after five years of archival research in libraries worldwide, the novel is a page-turner based on sound historical research. It is also the first of its kind to expound on the life of the renowned fifteenth century historical character, Ottoman-Turkish Sultan Mehmed II, also known as the Conqueror. Celebrated as a national bestseller in its home country of Turkey, the novel has also helped to revitalize historical fiction and has been an inspiration for TV series and films. The novel also lends a new perspective to the centuries-old debate of Constantinople’s fall versus its conquest..
Beyazıt Akman, 1981, Kastamonu doğumlu. Sekiz yıldır Amerika’da yaşıyor, New York Üniversitesi, Geneseo’da Dünya Edebiyatı ve İslam, Osmanlılar ve Batı Edebiyatları gibi konularda dersler veriyor.
Akman, İngiliz Dili Eğitimi üzerine olan lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ’de üniversite ikincisi olarak yüksek şerefle bitirdi. 2004’te dünyanın en prestijli burslarından biri olarak kabul edilen Fulbright bursuyla Amerika’ya gitti. 2006’da İngiliz Edebiyatı master derecesini aldı ve Illinois State Üniversitesi’nde doktoraya başladı, İngiliz Edebiyatı ve İslam üzerine dersler verdi. 2012’de “Batı Edebiyatı’nda İslam Algısı ve Türkler” konulu doktora teziyle mezun oldu. Shakespeare ve Daniel Defoe’da Türk imgesi hakkında uluslararası akademik dergilerde makaleleri bulunan yazar Amerika’da pek çok konferansta bildiriler de sundu. Genç akademisyen, doktora araştırmasıyla 2010’da Washington’daki dünyaca ünlü kütüphaneler ve müzeler kompleksi olan Smithsonian Enstitüsü’ne özel araştırmacı olarak kabul edildi.
Yazar İmparatorluk serisine Amerika’da; üniversite kütüphanelerindeki kaynaklarla birlikte yerli ve yabancı yüzü aşkın eseri inceleyerek beş yıllık bir araştırmanın ardından başladı. Fatih’i ve Fetih’i anlatan, serinin ilk kitabı Dünyanın İlk Günü büyük bir ilgi görerek yaklaşık elli bin adet baskıyla en çok satan ilk romanlar arasında yer aldı.
Halen İngilizceden Arapçaya, Bulgarcadan Çinceye pek çok dilde çevirileri devam eden epik, Türkiye’de tarihi yapımlara da esin kaynağı oldu. Akman’ın üç yıllık bir araştırmanın ardından yazdığı ikinci romanı Son Sefarad Türk ve Dünya edebiyatında daha önce hiç işlenmemiş bir konuyu ele alıyor. Asırlarca bir sır gibi saklanmış Sultan Bayezid’in hikâyesi beş yüz yıl sonra bile İslam ve Batı, ve dinlerarası kardeşlik gibi pek çok konuda da günümüze ışık tutuyor. Yerli yabancı yüzü aşkın kaynağın araştırılmasıyla yazılan Son Sefarad hem Endülüs’e yakılan bir ağıt, hem de 21. yüzyılda bile eksikliği hissedilen bir insanlık dersi sunuyor.
After watching “The Magnificent Century” tv series and “Rise of Empires: The Ottomans” on Netflix I have been consuming any literature, audiobooks, documentaries, etc on ottoman history. I came across the English translations of “1453 The Conquest and 1492 the Gates of Heaven” and I have found exactly what I look for in historical fiction. The writing style is unique and gives the reader all aspects of the event in question with characters from various perspectives. Not only are these novels engrossing, but they bring the reader back continually. In my view, the best books are those that give the reader a kernel of an unexplored idea and this kernel prompts the reader to continue their learning through this kernel of unheard of ideas, philosophies, historical characters, cultures, and truisms. I anxiously await the English translations of his other works, in particular “Othman Khan: The Birth of an Empire.”