Yirminci yüzyılın en tartışmalı düşünürlerinden Simone Weil, felsefesiyle hayatını iç içe geçirmiş önemli bir simaydı. Hakikat ve adalete yönelen inatçı arzusu onu seçkin akademik çevrelere, fabrikalarda çalışmaya, siyasi aktivizme ve manevi yalnızlığa sürükledi. Özellikle Tanrı-insan ilişkisi üzerine yazdıkları, onu dönemindeki diğer filozoflardan ayırıyordu. Adrienne Rich, onun için şöyle demiştir: “Simone Weil, yüzyılımızın en çok ihmal edilen kaynaklarından biridir.”
Tanrı sevgisi ve bahtsızlık, Weil’in “aşkınlık” üzerine yoğunlaştığı döneminin bir ürünü. Bu özel baskıda yazarın Attente de Dieu kitabından iki makale ve bunları tamamlayacak, çağdaşları ve ardılları olan Emil Cioran, Emmanuel Levinas, Paul Ricœur, Gabriel Marcel ve Witold Gombrowicz’den tanıklıklar yer alıyor.
Simone Weil was a French philosopher, Christian mystic, and social activist. Weil was born in Paris to Alsatian agnostic Jewish parents who fled the annexation of Alsace-Lorraine to Germany. Her brilliance, ascetic lifestyle, introversion, and eccentricity limited her ability to mix with others, but not to teach and participate in political movements of her time. She wrote extensively with both insight and breadth about political movements of which she was a part and later about spiritual mysticism. Weil biographer Gabriella Fiori writes that Weil was "a moral genius in the orbit of ethics, a genius of immense revolutionary range".
Hacmi oldukça küçük olan bu kitap toplam 82 sayfa ve Simon Weil’e ait kısım 68 sayfa. Kitap Ketebe Yayınları’nın Minyatür serisinden çıkmış. Kitabın ölçüsü küçük, fontları büyük ve espasları fazla. Bu haliyle Weil’e ait bölüm yaklaşık 30 sayfa kadardır. Kitap iki kısımdan oluşuyor. Birinci bölüm: Tanrı Sevgisi ve Bahtsızlık adını taşıyor. Weil burada bahtsızlığı açıklamaya başlıyor ve bahtsızlığın fiziksel ıstırap ve düşünceyle ile ilişkisini inceliyor. Bu kısımda kendince kötülük problemine cevap veriyor. Bunun bir mekanik zorunluluk olduğunu ve bu mekanizmanın da Tanrı tarafından kör olarak irade edildiğini savunuyor. Bahtsızlığın insanda Tanrısızlığa sebep olabileceğini de belirtiyor. Her türlü acıya rağmen Tanrıya itaati savunuyor. Bu savunuyu yaparken de Hristiyan ilahiyatına atıf yapıyor. İkinci bölüm, dostluk üzerine. Konuya bağlanmanın olası nedenleri üzerine açıklama yaparak başlıyor ve nihayetinde dostluğun olmazsa olmaz şartının eşitlik olduğunu vurguluyor. Weil’in yazdıkları dışında kitaba “Simone Weil hakkında Tanıklıklar” isimli bir bölüm eklenmiş. Burada beş farklı yazarın, Weil hakkında düşüncelerini içeren kısa yazılar var. Okuması keyifli.