Jump to ratings and reviews
Rate this book

Gün Yüzü

Rate this book
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 263 p. Edited by Murat Aydin Doma Ask hüznü tasirken dagarciginda, aski yasadigini düsünenler için her sarki güzel her siir anlamli her renk büyülü ve her yol kutsaldir. Umut ve tutkuyla beslenen sevgi, en siradan anlari bile kutsanmis birer sölene çevirebilme gücüne sahiptir yüreklerde. Peki ya sonra? Hayatin can sikan gerçeklerinin üzerine serilen tozpembe örtüyü aralayip baktigimizda gün yüzüne çikanlar rahatsiz etmeyecek mi bizleri? Kizilay'a baglanan tüm sokaklari merkeze alarak, Ankara ve Ankara'yi içine alan kadim cografyada yasayan bireylerin içinden geçtigi olaylar manzumesi tatli ve kekremsi yanlariyla hayat buluyor sayfalarda. Gökleri ülesen betonlasmanin hüküm sürdügü sehirde kardelenlerin, güvercinlerin, uçurtmalarin pesine takilanlarin; bu dünyada yasanmasi mümkün olan güzellikleri, iyilikleri, renklilikleri çogaltmayi dert edinenlerin; maddenin, görselin, tüketimin ölesiye kutsandigi çaga inat; mananin, muhtevanin, paylasimin yaninda saf tutanlarin yasam öyküleri yazarimiz Ali Bektas'in özgün anlatimiyla "Gün Yüzü" romanindan sesleniyor okurlarina.

263 pages, Paperback

Published January 1, 2021

5 people want to read

About the author

Ali Bektaş

13 books

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
7 (31%)
4 stars
9 (40%)
3 stars
4 (18%)
2 stars
0 (0%)
1 star
2 (9%)
Displaying 1 - 6 of 6 reviews
Profile Image for Mehmet  Bahçeci.
4 reviews2 followers
April 13, 2025
Beğenerek okuduğum iyi bir romandı Gün Yüzü. Genel olarak dram-aşk romanı olsa da hepten kasvetli bir havada ilerlediğini de söyleyemeyiz. Eğlenceli, esprili tarafları da çoktu. Romanın sonu hiç ummadığım şekilde sürprizli bitti ve eminim ki kitabı okıyanların uzun yıllar akıllarından çıkaramayacaklarıı başta Umut olmak üzere, Yıldız ve Handan gibi roman karakterlerini barındırmakta Gün Yüzü. Okuru bol olsun.
Profile Image for Gülcan.
10 reviews
January 30, 2024
Yazarın ilk kitabı olan Gün Yüzü genel olarak Ankara'da geçiyor. Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Umut ve Yildiz 'in yoğun, tutkulu aşklarına şahit oluyoruz. ikinci bölümde ise kahramanımız Umut'un gözünden toplumsal
olaylar, maden faciası, sorumluluklarımız, kaçışlarımız, gördüklerimiz, görmezden geldiklerimiz ve vicdan muhasebesi, Toplumun baskı ve yönlendirmeleri ve daha
birçok konuyu gözler önüne seriyor.
Yazarın şiirsel anlatımını çok beğendim. Aralara
serpiştirdiği şiirler, şarkılar karakterleri daha samimi daha bizden hissettirmiş.
Umut ve Yildiz 'in tutkulu aşklaryla beraber, içsel
hesaplamalar, sorgulamalar, geçmişten gelen kaygı, gelecek için hissedilen korkunun anı yaşamalarına olan etkisi, yüreklerindeki tedirginliği, cesareti ve ürkekliği, özlemi , içsel
sorguları, git gelleri yaşıyoruz. Ve yazarın öyle samimi bir dili var ki biz kahramanın ta kendisi oluyoruz.
Kitabi hemen bitirmek istemedim. Tadına vara vara, yavaş yavaş okudum. Zor oldu, çünkü aynı zamanda merak da ettim. Acaba Gün Yüzü görebilecekler mi?
Kesinlikle tavsiye ederim. Lütfen okuyun. O kadar çok alıntım oldu ki. En azından size fikir vermesi açısından iki
tanesini paylaşacağım
+ Yaşadiklarım sadece öznesi olduklarım değil;
Sokakta gördüklerim, sessizlikte duyduklarımdır.
+ Aşk belki de bir dalgaydı;
Gönle her vuruşunda bir şeyler brakıp, ondan çok seyler götüren.
2 reviews
January 29, 2025
İnsanları mekanın içine çeken hikayeler vardır. Aslında her mekan unutulma kaderini yaşamaya mahkumdur. Unutmadıklarımız mekanı bezeyen anılarımızdır. Özlem duyulan, aranan, istenen hep o geçmiş zaman anılarının mutlu dakikalarıdır. Ali Bektaş’ın romanındaki mekan ise özlenen zamanın güzel bir dekoruna dönüşen Ankara’dır.

Ankara ciddi duruşu, devleti temsil makamında oluşu, Anadolu’nun kalbine yerleşmesi gibi farklı yönleriyle ismini duyanın zihninde değişik akisler oluşturan bir şehirdir. Ama Ankara’ya yüklenen anlam onun durduğu yerden farklı bir şekilde konumlanmasını da sağlar. Yani edebiyatın bakış açısı onu yeri gelir romantizmin merkezine yerleştirir. Hem neden olmasın ki bazı şehirlerin “Aşıklar Şehri” gibi bir yaftalamaya maruz kaldığı dönemimizde gerçek aşkın bulunduğu yere değer kattığını kim inkar edebilir?

Deyim yerindeyse Ali Bektaş’ın romanı “Gün Yüzü” ilk aşamada Ankara’nın soğuk yönlerini ısıtır. Bir gönül macerasının başlangıcı, gelişimi ve sonucu satırlardan çıkıp okuyanın içini ısıtır. Aşığın kelamı tabidir ki diline yansır. Hani “aşk adamı söyletir” derler ya o minvalden çıkan şiirsel dil okurun dimağında güzel anıları uyandırmaya başlar. Aslında okurun beklediği de budur. Okunan her satırın bazı duyguları harekete geçirmesi istenir. Donmuş anıların hafızanın buzluğundan çıkarılıp görsel bir tahayyül şölenine dönüşmesi için okunan bir aşk hikayesinin serencamı yeterlidir. Çünkü isimler farklı da olsa aşkın işleyişi her yürek için aynıdır. Kaderin çizdiği hayatların çakışması sonrasında gerçekleşenlerin farklılıkları, edebiyat, çok varyasyonlu bir dünyaya çevirse de yüreğin yüreğe bakışı hep aynıdır.

Gün Yüzü, aşkın iç sesini vermeye namzettir. Zira romanın kahramanı Umut duygularını en saf haliyle günlüğüne döker. Günlüğün sayfaları aşkın doğal, arı ve umut dolu halinin güzel bir yansımasıdır. Böylesine saf duyguların kalıp kalmadığı tartışılır. Ama aşk ancak, sevgiye vefa göstermekle, idealize edilen bir boyuta ulaşabilir. Sevginin karşılıklı kayıpları ise platonik melankolileri doğurur. Bu dalgalanmalı ruh halini yansıtmak kolay değildir. Çünkü hayatın değişkenliği aşk grafiğini yolundan saptırabilir. Rastlantısal, hesapsız, garip, görülmemiş değişkenlerin işin içine dahil olması aşkın kimyasının bozulmasına bile neden olabilir. Bektaş gönül dalgalanmalarına kaderle şekil verirken Umut’un ruh halini çok iyi yansıtır. Yazar Umut’un dünyasında geçmişle geleceği anıların yordamıyla çok güzel kaynaştırır.

Her ne kadar gönül, aşk ve zihin bağlamında anlatıcının dili çözülmüş olsa da Umut’un dünyası sadece sevdadan ibaret değildir. Zira içinde bulunulan toplum, aşkı bir dünya fantezisine dönüştürecek kadar yoğundur. Bu aşamada Bektaş; dünyadan kopmayarak, ülkenin olumsuz havasını, yazdığı pasajlara yedirir. Burada yazarın toplumcu yönü öne çıkar ki aydın bilincinin göstermesi gereken erdem de budur. Sosyal bilincin gelişmediği karakterlerin aşka deva olacağını düşünmek ise hayaldir. Bu açıdan Bektaş’ın Umut karakteri okuyanın kendisinde bir şeyler bulacağı bir kahramandır.

Tabiî mesele aşk olur da sözler şiire kaymaz mı? Bektaş’ın yazını aşka dair güçlü bir şiirsellikle akar. Umut’un günlüğüne yazdığı satırlar manzumeyi andırır. Türkçenin aşkı anlatmaya muktedir bir dil olduğu Bektaş’ın sade, açık ve duygu dolu dilinden anlaşılır.

Sonuç olarak, aşk insan hayatının en tatlı evresinde kaçamayacağı bir duygu… Kalbin içinin dışa döndürülmesi her ne kadar kolay gibi gözükse de kendi içerisinde bazı zorlukları taşıdığı malum. Çünkü duygular bireysel bir zeminden neşet ettikleri için kişisel olanı çözümlemek kimi zaman zordur. Bektaş’ın eserinde bir aşığın güzel bir ruh çözümlemesi vardır. Aşk temasının her okura cazip gelmeyeceğinden hareket edilirse, Bektaş’ın güçlü edebi dilini farklı temalarla göstermesi beklenti dahilindedir. Zira bu güzel Türkçe, kurgu ve olay örgüsünden bağımsız okunmayı hak edecek bir lezzet içermektedir.
Profile Image for zafer saraç.
Author 2 books1 follower
January 30, 2025
İnsanları mekanın içine çeken hikayeler vardır. Aslında her mekan unutulma kaderini yaşamaya mahkumdur. Unutmadıklarımız mekanı bezeyen anılarımızdır. Özlem duyulan, aranan, istenen hep o geçmiş zaman anılarının mutlu dakikalarıdır. Ali Bektaş’ın romanındaki mekan ise özlenen zamanın güzel bir dekoruna dönüşen Ankara’dır.

Ankara ciddi duruşu, devleti temsil makamında oluşu, Anadolu’nun kalbine yerleşmesi gibi farklı yönleriyle ismini duyanın zihninde değişik akisler oluşturan bir şehirdir. Ama Ankara’ya yüklenen anlam onun durduğu yerden farklı bir şekilde konumlanmasını da sağlar. Yani edebiyatın bakış açısı onu yeri gelir romantizmin merkezine yerleştirir. Hem neden olmasın ki bazı şehirlerin “Aşıklar Şehri” gibi bir yaftalamaya maruz kaldığı dönemimizde gerçek aşkın bulunduğu yere değer kattığını kim inkar edebilir?

Deyim yerindeyse Ali Bektaş’ın romanı “Gün Yüzü” ilk aşamada Ankara’nın soğuk yönlerini ısıtır. Bir gönül macerasının başlangıcı, gelişimi ve sonucu satırlardan çıkıp okuyanın içini ısıtır. Aşığın kelamı tabidir ki diline yansır. Hani “aşk adamı söyletir” derler ya o minvalden çıkan şiirsel dil okurun dimağında güzel anıları uyandırmaya başlar. Aslında okurun beklediği de budur. Okunan her satırın bazı duyguları harekete geçirmesi istenir. Donmuş anıların hafızanın buzluğundan çıkarılıp görsel bir tahayyül şölenine dönüşmesi için okunan bir aşk hikayesinin serencamı yeterlidir. Çünkü isimler farklı da olsa aşkın işleyişi her yürek için aynıdır. Kaderin çizdiği hayatların çakışması sonrasında gerçekleşenlerin farklılıkları, edebiyat, çok varyasyonlu bir dünyaya çevirse de yüreğin yüreğe bakışı hep aynıdır.

Gün Yüzü, aşkın iç sesini vermeye namzettir. Zira romanın kahramanı Umut duygularını en saf haliyle günlüğüne döker. Günlüğün sayfaları aşkın doğal, arı ve umut dolu halinin güzel bir yansımasıdır. Böylesine saf duyguların kalıp kalmadığı tartışılır. Ama aşk ancak, sevgiye vefa göstermekle, idealize edilen bir boyuta ulaşabilir. Sevginin karşılıklı kayıpları ise platonik melankolileri doğurur. Bu dalgalanmalı ruh halini yansıtmak kolay değildir. Çünkü hayatın değişkenliği aşk grafiğini yolundan saptırabilir. Rastlantısal, hesapsız, garip, görülmemiş değişkenlerin işin içine dahil olması aşkın kimyasının bozulmasına bile neden olabilir. Bektaş gönül dalgalanmalarına kaderle şekil verirken Umut’un ruh halini çok iyi yansıtır. Yazar Umut’un dünyasında geçmişle geleceği anıların yordamıyla çok güzel kaynaştırır.

Her ne kadar gönül, aşk ve zihin bağlamında anlatıcının dili çözülmüş olsa da Umut’un dünyası sadece sevdadan ibaret değildir. Zira içinde bulunulan toplum, aşkı bir dünya fantezisine dönüştürecek kadar yoğundur. Bu aşamada Bektaş; dünyadan kopmayarak, ülkenin olumsuz havasını, yazdığı pasajlara yedirir. Burada yazarın toplumcu yönü öne çıkar ki aydın bilincinin göstermesi gereken erdem de budur. Sosyal bilincin gelişmediği karakterlerin aşka deva olacağını düşünmek ise hayaldir. Bu açıdan Bektaş’ın Umut karakteri okuyanın kendisinde bir şeyler bulacağı bir kahramandır.

Tabiî mesele aşk olur da sözler şiire kaymaz mı? Bektaş’ın yazını aşka dair güçlü bir şiirsellikle akar. Umut’un günlüğüne yazdığı satırlar manzumeyi andırır. Türkçenin aşkı anlatmaya muktedir bir dil olduğu Bektaş’ın sade, açık ve duygu dolu dilinden anlaşılır.

Sonuç olarak, aşk insan hayatının en tatlı evresinde kaçamayacağı bir duygu… Kalbin içinin dışa döndürülmesi her ne kadar kolay gibi gözükse de kendi içerisinde bazı zorlukları taşıdığı malum. Çünkü duygular bireysel bir zeminden neşet ettikleri için kişisel olanı çözümlemek kimi zaman zordur. Bektaş’ın eserinde bir aşığın güzel bir ruh çözümlemesi vardır. Aşk temasının her okura cazip gelmeyeceğinden hareket edilirse, Bektaş’ın güçlü edebi dilini farklı temalarla göstermesi beklenti dahilindedir. Zira bu güzel Türkçe, kurgu ve olay örgüsünden bağımsız okunmayı hak edecek bir lezzet içermektedir.
Profile Image for Gökçe Ünver.
7 reviews1 follower
November 16, 2025
Keyifli bir Ankara romanıydı. İsim tamlamalarının çok fazla kullanılması ilk başta beni rahatsız etmiştir. Lakin kitabın içeriği hakkında konuşacak olursam resmen çocukluğuma dair birçok anımı canlandırmayı başarmıştır bu roman. Meybuzlar, arkadaşlarla sohbetler, pasajların içerisinde istediğin her şeyi bulabileceğin dükkanlar, esnaf, Ankara sokakları, ilk aşklar...
Bunların yanında şehrimin acılarına da değinmeden geçmemiş yazar. Çok üzücü bir sondu. Keşke yazar bize Yıldız'a ve Handan'a ne olduğunu söyleyebilse, en azından aklından ne geçtiğini.
En son bu kitaba dair sözlerimi de yine kitap içinde geçen kısa bir sözle tamamlamak isterim. "Söz az, hüzün çok. Cevap yok, soru bol. Hayat çözülmesi zor bir bulmaca; yolu bulduk derken kaybolduğumuz, kazandık diye sevinirken kahrolduğumuz garip bir yolculuk."
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Hilal Yılmaz Şener.
16 reviews
February 7, 2025
SOnu gerçekten şaşırtıcı olan bir kitaptı. Başarılı bir sonu olan, toplumsal ve küresel sorunlara değinen bir edebi ürün. Ancak karakter gelişimi olmayan bir eser olduğunu düşünüyorum. Bazı olaylar normal hayatta olamayacak kadar hızlı ilerliyor. Bu yönlerini çok sevmedim. Romantiklik olarak gösterilen bazı duyguların romantiklikten ziyade bağlanma problemi yaşayan birinin duygularını yansıttığı görüşündeyim. Yine de Ankara'yı tanımak için güzel bir eser.
Displaying 1 - 6 of 6 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.