Nurhan Hanım'ın Maruzatım var kitabını da çok keyifle okumuştum. Duyuyor musun'a başlarken de ona paralel karakterler ve atmosferde geçer mi acaba diye düşüncelerim vardı. Açıkçası çok derinlikli ve beni sarsan karakterlerle karşı karşıya kaldım.
Kapağı okuduğumda hemen çeviremedim sonraki sayfayı; Duymakla alakalı derslerimde çokça tartışırım öğrencilerimle, bazen kızmak, bazen de sorunun benden mi kaynaklandığı açısından sorarım bu soruyu ;
Hey Duyuyor musun!!!
Duyuyorsunuz değil mi çocuklar?
Nurhan Hanım bize kızıyor muydu yoksa soruyor muydu? sonra yine kapakta olan frekans görseline takıldı gözüm ve anladım ne demek istediğini; benim basit ikilemimden farklı, daha bilge bir tavırla kırmadan uyarıyor, işaret ediyor, sessiz cümleler kuruyordu aralarını bizim doldurmamız gereken.
Hey Oradaki, bu kapağın ardında Çiçekler, Tarlalar, İnsanlar, Cenazeler, Tebessümler, Bebekler, Sesler, Babalar ve Anneler var duyabiliyor musun, o zaman çevir bakalım sayfayı.
Küçük bir not olarak da eklemeliyim ki; İçinde bulunduğum durum itibariyle Mukadderat ve Taksirattaki Alper'in iç hesaplaşması beni çok başka yerlere götürmüş olabilir.
Saygılar.