Kuş kusan kadınlar, yumurtadan çıkan çocuklar, kelimeleri tükenen bir dil ve sinestezik bir çeviri denemesi...
Büyülü gerçekçi öğelerin ağırlığını hissettirdiği öyküleriyle Tavana Bak, oyunbaz bir ses eşliğinde tekinsiz bir yolculuğa davet ediyor okuru. Topluluk olmanın facialarını, mesafe ve boşlukları merak eden, biçimsel denkliği ve akışı sorgulayan bu ilk kitap, tavana bakarken mırıltıyla anlatılacak öyküleri bulmayı hedefliyor.
“Ve onlara dedim ki, utancınızı size ben vermedim, korkunuzu da. (...) Sizi doğurduktan sonra doktor ya da avukat olsun diye büyüten de başkasıydı, arkanızdan bir kova hayal kırıklığını döken de başkası. Değerlerinizi veren de ben değildim, değersizliğinizi de. Sadece doğurdum sizi, sadece doğurdum ve sonra izledim. Bakmayın bana öyle. Nefreti size ben öğretmedim. Ne borçluyum size ne de sizden alacaklıyım. Tıpkı beni doğurduğunuz gibi, ben de doğurdum sizi sadece. Bir şey beklemeden okudum, üfledim, koydum sizi yola. Çırılçıplak, oracıkta.”
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümlerinden mezun oldu. Yazdığı ve çevirdiği öykülerin yanı sıra kurduğu Kırtıpil, Metin Deneyleri Alanı gibi bağımsız platformlarla edebiyat çalışmalarını sürdürdü. Kültür sanat, yayıncılık ve iletişim alanlarında çalıştı. İlk öykü kitabı Tavana Bak 2022’de İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyor, yazmaya ve çeviriler yapmaya devam ediyor.
Tuzlu Su, Cereyan, Odadaki Fil, Kuş Tutma Pratikleri, Apostrof ('), Yetenekli İntiharcı gibi uzun süre aklınızdan çıkmayacak öykülerin yer aldığı bu kitap, beni ne denli yorduğunu bilmediğim bir yarayı kapattı sanki. Günümüz Türkçe edebiyatına karşı ilgim varla yok arası bir yerde sallanırken Tavana Bak artık sadece Firdevs Ev'in yeni yazacaklarını beklememe değil, çağdaşlarının arasında başka görmediğim cevherler var mı diye merak etmeme de neden oldu.
Kendinize bir iyilik yapın ve bu kitabı okuyun lütfen.
Büyülü 4 bölümden oluşan kendi aralarında ayrışıp size "çoğalma" "eksilme" "denklik" ve "döngü" olarak sunulan bir öykü kitabı Tavana Bak...
Çoğaldıkça kafamız önce sola eksildikçe sağa denkleştikçe zemine döngüye girdikçe tavana bakma ihtiyacı duyumsatacak birçok öykü var. Nedir bu kitabı özel kılıp sana okutacak olan? Biraz çevrene ve hatta kendine dönüp baktığında senden bir insanla o sayfalarda karşılaşabilirsin. Yani sana yabancı değil, aksine samimi ve tanıdık gelecek. Büyülü gerçekçi bir esans var bu metinde lakin bu kez yabancı isimli bir yazar yerine bizden bir kadın yazardan okuyorsun.
Kısa ama doyurucu, uzunca cümleler yerine daha net ve öz kelimeler bir araya toplanmış. Benim için özel bir kalem @firdevsev ve sanıyorum hep öyle olacak.
3.5 / 5 İlk hikayeler çok iyi başladı ama sonlara doğru biraz koptum kitaptan. Ama şunu söylemeliyim Türk edebiyatında hikaye türünde gerçekten çok iyi bir yerde olduğumuzu düşünüyorum. Son zamanlarda okuduğum bütün öykü kitaplarında bambaşka tekniklerle, bambaşka yaklaşımlarla karşılaştım 🫶🏻
Firdevs Ev o kadar özgün öyküler yazmış ki... Kalemine hayran kalmamak imkansız. Tavana Bak öyküleri bir okumayla bitmeyen, zihinde dönüp duran, kendine bir yer arayıp iyice yerleşene kadar okuru huzursuz edecek türden. Okurken de ince bir tedirginlik veriyor ya içten içe, bana göre güzelliği de orada saklı şaşırtıcılığı da.
Bütün öyküleri sevdim evet lakin huyumdur, çok sevdiklerimi özellikle belirtmeden geçemem. Gelelim Tavana Bak'ın beni en çok etkileyen öykülerine.
"Cenin. Cinnet." öyküsüne bayıldım. Love Death Robots yeni sezonları için senaryo aramasın hiç. Buradan harika bir bölüm çıkar. Muazzam bir öyküydü. İnsanın Mother! filmini bir daha izleyesi geliyor.
Sonra "Cereyan" adlı öykü son cümlesiyle ayrı vurucu, öykünün bütününe zaten diyecek yok.
"Tuzlu Su" okurunu resmen bir oyuna davet ediyor, sonunda yok artık dedirten bir oyun bu.
"Örümcek Şairi" nefisti, "İki Nota Arasındaki Mesafe" de öyle.
Bir de kitapta "Dodiyarca Şarkılar" adlı deneysel bir öykü var. Yazılma kısmı ayrı enteresan. Not olarak belirtildiği üzere Firdevs Ev bu öyküyü eşi Berkan M. Şimşek'in meydan okuması üzerine hiçbir kelime tekrarı olmadan yazmış. (Bu arada Berkan M. Şimşek'in çevirdiği Tuhaf ve Tekinsiz adlı kitabı da meraklısına bir kez de buradan tavsiye edeyim.)
Son olarak kurguda tedirgin edici anlatımları, tekinsiz atmosferleri, absürt detayları çok seven biri olarak bu kitaba bayıldım. Yazarı ilgiyle takip ediyorum ve yeni metinlerini heyecanla bekliyorum.
Edebiyatta ısınamadığım ender türlerden biri, sanırım büyülü gerçekçilik akımı. Bunun yazarla bir ilgisi yok, yanlış anlaşılmasın. Hikayelerin çoğuna sirayet etmiş bu tarzı okumakta zorlanıyorum ve daha çok görsel sanatlara yakıştırıyorum.
Yine de seçmem gerekirse "Fantom", "Dönmedolapta Manzara" ve "Yetenekli İntiharcı" öykülerini epey beğendim diyebilirim.
Hikayeleri gerçekten çok güzeldi farklı bir tattı okurken bir şey olacak diye geriliyorsunuz hissettirmeden de olsa. Özellikle dönmedolap hikayesini çok beğendim.