Jump to ratings and reviews
Rate this book

Amsterdam

Rate this book
“Saksıdan koparılmak. Bu sözü nereden hatırlıyorum? Ölümünden sonra şifreli deri çantasında bulduğum mektupta babam benim için söylüyordu. Zarfın üstünde adım var, yuvarlak damgadaki tarihte on yaşındayım. O zamanlar annemle yaşadığım eve postalanmış ama elime geçmemiş. Muhtemelen bana vermemişler. Babam, bunun olacağından endişeyle mektubun ve zarfın bir fotokopisini almış, bir gün bulacağım umuduyla çantaya bırakmış. Neden beraber yaşadığımız onca sene kendisi çıkarıp bana vermedi ya da bahsetmedi, bunu istedi mi, bilmiyorum.

Sadece vermedi. Bir gün öldüğünde bulacağımı düşünmüş olmalı. Belki de böyle bir mektubun varlığını unuttu. Bilmiyorum. İşte o mektupta beni böyle tarif ediyordu: Saksısından koparılmış.

Sen saksısından koparılmış bir çocuksun, başka bir saksıya ekildin, bunun acısını bir ömür duyacaksın…”


Karlar altında bir Amsterdam. Ruhla bedenin kavgasında arada kalmış bir adam. Sanki ömür boyu sürecek bir gece geçirir. Dul sihirbazla, Afgan taksiciyle, delilerle, ölülerle, müzisyenlerle, uyuşturucu satıcılarıyla konuşur.

Kulağında bir cümle: İnsanın yaşamaktan mühim işleri var, onu bulunca korkuların biter. Bu sözün peşinden koştukça, Amsterdam’ın buz tutmuş merdivenlerinde hakikatin karşısında dımdızlak kalır.

Bedenine hapsolmuş bir ruhun isyanı artık başlamıştır.

303 pages, Paperback

Published January 1, 2022

6 people are currently reading
63 people want to read

About the author

Başar Başaran

2 books1 follower

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
13 (23%)
4 stars
13 (23%)
3 stars
19 (34%)
2 stars
8 (14%)
1 star
2 (3%)
Displaying 1 - 9 of 9 reviews
Profile Image for Esra.
124 reviews19 followers
March 21, 2022
İlerlemiyor diye bırakmayı her düşündüğümde çarpan bir cümle ile beni kendisine çağıran bir kitap oldu Amsterdam.

Kafasında olması gerektiğini düşündüğü insanla yolları kesişmeyince, nasıl da iç sesle yaptığın konuşmalar kalbi testere gibi kesiyor.İnsan kendi kendine konuşurken, kendisiyle ilgili ne kadar da acımasız eleştiriler yapıyor, yerden yere vuruyor kendisini.Çocukluktan kalan anılar ve başkalarının tecrübelerinden alınan öğretilerle korkuyla, kaçarak ya da umarsızca harcanan hayat, nasıl da er ya da geç insanın kendisiyle hesaplaşmasına neden oluyor.

Eski kız arkadaşının düğününe katılmak için gittiği Amsterdam'da rüya ile gerçek arasında gidip geldiği, yaşanıp yaşanmadığına emin olamadığı bir gece ve adamın kafasında yarışan düşünceler, bedenle ruhun mücadelesi.

Altı çizıli satırlarla doldurdum okurken kitabı, arkama yaslanıp tekrar yineledim çizdiğim düşündüren satırları.

"Maceralar yaşarken değil anlatırken büyür."

"Bir hayali cebinde gezdirmek kolay, hayal kırıklığı zordur. O yüzden herkes hayal kurar ama sadece cesurlar dener."

"Birinin hatırasında bir ömür yaşamak istersen, ona bir şey öğretmelisin."

"Söylediğinde değil, duyulduğunda tamamlanıyor insan."

"Paramparça olmaktan korkarak bütün kalınamaz."

Farklı, düşündüren, şaşırtan merakta bırakan bir roman.
Profile Image for Çiğdem Kutlu.
21 reviews3 followers
May 26, 2022
70.sayfadan bildiriyorum, elimden bırakamıyorum, her cümlesi ayrı şahane!
Profile Image for Ayça.
27 reviews30 followers
April 19, 2022
Muhteşem bir roman. Muhteşem bir arayış, kafa karışıklığı ve sorgulama. Yazmak, çocukluk, kendini bulma, arayış, hayat üzerine şiir gibi bir roman. Başar Başaran'ın her yazdığının hastasıyım. Bu ilk roman diğerleri için heyecanlandırıyor.
Profile Image for Eren Toklu.
7 reviews
March 17, 2025
"Kendine kavuşmuş bir insan bir daha asla yalnız kalmaz, sana bunu anlatıyorum." altını çize çize okudum, bir süre sonra tekrar tekrar okunur,her okumada bir başka not daha alınabilir.
Profile Image for Murat Aksu.
12 reviews2 followers
January 7, 2024
Binlerce arka arkaya atılmış twit. Bol bol aforizma, güzel sözcükler rastgele saçılmış. Normalde bu tarz post modern edebiyat beni sinirlendirir, fakat bu kitapta kaçmış bir firsat var. Üzüldüm.
20 reviews
April 17, 2023
Bu kitabı hakkını vererek okuyabilmek için inzivaya çekilip, dış dünya ile bağları koparmak ve ara vermeden bir solukta bitirmek gerek diye düşünüyorum. Aksi durumda, hayalin gerçeklikle iç içe girdiği, yazarın düşüncelerinin bir roller coaster hızıyla daldan dala atladığı romanı bitirmek epey zor. Yazım tekniği de ayrı bir zorluk katıyor. José Saramago'nun Körlük romanına benzer şekilde az sayıda paragraf ve sıfır konuşma ayracı ile tam konsantrasyon gerekiyor. Bir de Vedat Türkali'nin sıkça kullandığı bireyin kendi zihin çekişmesi de eklenince benim gibi aralıklarla okuyan ortalama bir okur için zor bir roman.

Ama bir kere içine girince de neredeyse her cümlesinin altını çizmek istiyor insan. Eski sevgilisinin düğünü için geldiği Amsterdam'da anlatıcının iç dünyasına yolculuk yapıyoruz. Anne-baba ayrılığının yaraladığı bir çocukluktan sonra hep birşeylerin eksikliği ile "olamamış" bir hayat; yazar olamamış, iyi bir sevgili olamamış bir kişilik. Özellikle yazarın ikinci kez yeşil içkiyi içtiği kısıma kadar (ki ikinci kez mi içti bilmiyoruz) her satır "beni bir kenara not et" diye bağırıyor adeta. Ama işte o ikinci kez içilen yeşil içkiden sonrası tam bir hayal alemi. Ne nerede başlıyor nerede bitiyor takip etmek çok zor.

Final bölümü, önce rahatladım dedirttip sonra insanı geriyor ve sonunda sürprizle bitiyor.

Son bir not: yazarın "Mani oluyor halimi takrire hicabım" şarkısındaki "hicap" kelimesini günümüz Türkçesine "perde" olarak çevirmesi bilerek yaptığı bir hata mı merak ediyorum. Zira şarkının günümüz Türkçesinde karşılığı "Utancım halimi anlatmaya engel oluyor". Hicap burada utanç anlamında kullanılmış. Neden bilmiyorum ama yazar bu kelimeyi bu şarkıdan yola çıkarak bütün kitap boyunca perde/örtü olarak kullanıyor.
Profile Image for Serap.
16 reviews
March 12, 2025
100 sayfadır bir adamın kendine acımasını okuyorum. Hiç bir şeyi değiştirecek psikolojik güce sahip değil, hayatı istediği gibi değil, hayat adil değil değil değil değil. Yalnız varoluşsal sancılarını bu kadar derin ve çeşitli anlatmasına saygı duydum. Yoksa okumak için beni çeken başka bir şey yok umarım ucundan bize koklatılan olay ilerleyen sayfalarda akmaya başlar, sıkıldım çünkü.
180. Sayfadayım.
Bu edebi bir kitap değil edebiyat süsü verilmiş bir felsefe kitabı. Biraz sayfa atlayıp sona ulaşmayı deneyeceğim.
Kitabı bıraktım. Bir adamın orta yaş bunalımını okumak için bu kadar zaman harcadığım için çok üzgünüm.
Beyefendi lütfen sadece dizi yazın.
Ya da gönlünüzce felsefe yapın ama nolur altına felsefe kitabı falan yazın böyle satmayın.
Sevgilerle.
3 reviews
December 19, 2024
Bir karektere bu kadar yakın hissetmem hiç de normal değil.
Profile Image for Yağmur.
63 reviews2 followers
September 18, 2022
Değil birkaç gün, birkaç hafta oldu Amsterdamı bitireli. Ama bir türlü kaleme gitmedi elim, önüme bir parça kağıt alıp yazamadım. İstedim ki Amsterdamın ruhumda yaktığı o ateş yanmaya devam etsin. Gözlerimin gezindiği her bir sayfa, parmaklarımın değdiği her bir satır o ateşin sıcaklığıyla içimde demlensin. Demlensin ki bana bu kadar dokunan, bende bu kadar yer eden, beni bana bu kadar anlatan bu kitabı iyice sindireyim. Unutmak istemiyorum çünkü. Bu kitapta okuduklarımı unutmak istemiyorum. Bu kitabı okumak zihnimi, ruhumu ve kalbimi okumak gibiydi. Bu kitap bendi. Zihnimin köşelerinde, ruhumun dehlizlerinde, kalbimde bir yerlerde biriktirdiğim kimi zaman yazmaktan yorulduğum, kimi zaman beni boğan, bazen görmezden gelip bazen zorlukla bastırdığım, korktuğum, istediğim, özlediğim her bir ruh hali ve duygu durumuyla karşılaştım Amsterdamı okurken. Ve her seferinde kendime biraz daha yaklaştım, kendimi biraz daha tanıdım Amsterdamın o soğuk ve karlı sokaklarında gezerken. Hatta zaman zaman acaba bu okuduğum ben miyim diye düşündüğüm oldu. Kitap boyunca söylediklerim, haykırmak isteyip de sustuklarım, bağırmak isteyip de korktuklarım ile karşılaştım çünkü. Zihnimdeki parçalar, ruhumdaki yaralar, kalbimdeki boşluklar..... Hepsi birer birer karşıma çıktı, ürperdim. Ama bu bazen mutlu etti beni, bazen şaşırttı, heyecanlandırdı zaman zaman, kimi zaman da korkuttu. Yine de aldım bu kitabı başımın ucuna koydum. Her bir sayfasını özenle okudum, özenle çizdim her bir satırını. Ruhuma işledi çünkü, beynime kazındı, kalbime dokundu, en derinlere, ben bile varlığından haberdar dahi olmadığım noktalara. Ben kendimi okudum bu kitapta. Olanca çıplaklığımda kendimi gördüm. Kendimle tartıştım, kendimle barıştım, kendimi keşfettim. Biraz daha yakınlaştım kendime. Hissediyorum, bu kitaptaki benim. Benim hislerim, ben düşüncelerim, benim özlemlerim, benim umutlarım, benim isteklerim. Bu yüzden yıllar geçse de büyük bir görkemle hatırlayacağıp anacağım bu kitabı. Beni bana bu kadar sarsıcı bir şekilde anlatan başka bir kitap okumadım çünkü ve sanırım okumayacağım.
Displaying 1 - 9 of 9 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.