50 binden fazla satan ve kurgudışı alana yepyeni bir soluk getiren SADE’nin ardından Begüm Başoğlu ve Ege Erim Müşterek Düşünceler’le farkında olmak, değişebilmek ve bitimli bir yaşamda var olmak üzerine bir kapı açıyor.
İçinde daha az eşya, daha fazla deneyim olan, daha hafif, sınırlarını kendinizin belirlediği dolu dolu bir yaşam sadedir diyerek yola çıkan ve binlerce insanın sade yaşamın mucizesini keşfetmesini sağlayan Begüm Başoğlu ve Ege Erim, Müşterek Düşünceler ile sizi derin bir yolculuğa çıkarıyor. Yıllar içinde büyüyen ve büyüdükçe müşterek hislerin yoğunlaşmasına vesile olan bu keşif, Begüm ve Ege’nin samimi diliyle hafifletici bir deneyime dönüşüyor.
Hayatın nasıl mutluluk ve farkındalıkla yaşanabildiğini sorguladığınız, değişimin nasıl mümkün olduğunu merak ettiğiniz, en önemlisi de kendinizi tanıma yolculuğunda bir el fenerine ihtiyaç duyduğunuzda Müşterek Düşünceler yanınızda...
“Sadeleşmeyi seçtiğimiz zaman yaşam zaten kusursuz bir sadelik değil, farkındalık üzerine kuruluyor. Bu yolculukta en çok bunu kabullenmek gerekiyor hatta. Sadeleşmenin tam da bir son durak değil, bir yolculuk olduğunu anlamak. Dünü çok dikkatsiz, çok meşgul veya çok gergin bir şekilde geçirmiş olabiliriz. Bugün yeni bir gün. Kendimizin farkına vardığımız her an, değişmek için sil baştan bir imkan.”
Sadeleşmeye ihtiyacım olduğunu fark ettiğim ama zihnimin içindeki İstanbul trafiğine çözüm bulamadığım bir süreçten geçiyorum. Özellikle sistemdeki süregelen tıkanmışlıkları çözememek canımı çok sıkıyor. Yapmak istediklerime vakit ayırıp tamamlanmaya çalışırken dengeyi kuramadığımın uyarısını çoğunlukla bedenim veriyor. Ağustos ayında başladığım bu kitabı yeni bitirmiş olmanın mutluluğunu ve kızgınlığını aynı anda yaşıyorum çünkü bu düzende temel ihtiyaçlarımızın bir tık ötesine geçmeye çalışmanın bu kadar çetrefilli olmasına isyan ediyorum. Değişimin öncüsü olmak isteyen yanım tercihlerimin sorumluluğunu almam gerektiğini söylese de bunun kişisel bir çabayla gerçekleşemeyeceğinden korkuyor. Sonra güneş görmediği için uyanmak istemeyen bedenimi sürüklerken etrafıma bakıyorum. Etrafıma bakıp bütünün bir parçası olduğumu kendime hatırlatıyorum. Biraz dinlenmeye, kendi isteklerimizle baş başa kalmaya, sorgulamaya, dinlemeye, izlemeye ihtiyacımız var. Yeni yollar bulabilme ümidini yeniden inşa etmeye ve bunu yaparken kendimize dürüst ve nazik olmaya ihtiyacımız var. Sizdeki beni, bendeki sizi görmeye; içimizi dökmeye ve bu döngüden çıkmaya ihtiyacımız var. Yoğunluklarında boğulduklarımızdan, çoğunluklarında azaldıklarımızdan, kuyumuzu kazanlardan, ayarlarımızı bozanlardan uzak olmaya ihtiyacımız var. Müşterek Düşünceler kitabı belki de müşterek olduğumuzu ve müşterek ihtiyaçlarımızı hatırlattığı için bana iyi geldi. Birer ikişer sayfadan oluşan yazıların başlık seçimlerini de ayrıca çok beğendim. Gel müşterek olalım önce!
Okudum bitti denilebilecek bir kitap değildi. Birçok sayfanin altını çizdim. Kendime, düşüncelerime çok iyi gelen bölümler vardı. Iyi ki okumuşum rafinda duracak.