Sıcak. Çeşme yazında güneş cayır cayır. Sıcak. Hava yorgun, yazlıklarda zaman rehavet içinde. Sıcak.
Ev sahibemiz Rezzan’ın lüks villasında gün yeni başlamış; manzarayı, mutfağı, ağaçları, çiçekleri, havuzu, pergolayı, masayı, iskambil kâğıtlarını, gümüş takımları, yelpazeleri ve hizmetçiyi yine yoğun bir gün bekliyor. Bugünkü misafirler, Amerikano olarak da bilinen Küt oyun grubu.
Bu zengin yazlığın bahçesine, iskambilin cilvesine neler sığmayacak ki: 50-80 yaşları arasındaki yedi kadının bireysel ve toplumsal hesaplaşmaları, ihtirasları, itirafları ve kiminin hâlâ Ladino dilinde sakladıkları sırları. Sessiz bir hizmetçinin kendiyle konuşmaları. Bir genç kadın ve bir kız çocuğunun, o gün ilk günü yaşanan geleceğe salınacak dostluğu...
Sıcak. Ve şimdinin duvarları eriyor. Sıcak. Ve geçmiş kaynıyor için için, lavları bugüne akıyor. Sıcak. Ve gelecek az ötede, güneşin ve nemin yarattığı buharlı sahnenin içinde görünüyor, alev alev... Küt Oynayan Kadınlar, Raşel Meseri’den yine oyunlu, müstesna ve çarpıcı bir roman.
"Dullar, evde kalmışlar, daha iyi bir hayatın hırsıyla kendini yiyip bitirenler… Evet, onlar tiz kahkahaları, manikürlü elleri, -şanslı olanları için- zengin kocaları ve kumarda kaybetmekten gocunmadıkları paralarıyla birer stereotip belki; fakat Meseri’nin adeta sosyolojik bir çiçek dürbünü haline gelen kaleminde yalnızca öyle kalmaları mümkün değil! Bir masa etrafında toplanan yedi kadının tiz kahkahaları ve boşvermişliği ardında kendileriyle, oldukları ve olmak istedikleri yerle ilgili hesaplaşmaları, ötekileştiren ve küçümseyen öfkeleri ya da çoğumuzun aşina olmadığı Ladino diline sakladıkları travmalarla dolu tarihleri, ötekileştirilmişlikleri var aslında…"