Romanları, hikâyeleri, mensur şiirleri, çevirileri, oyunları, mektupları, seyahat yazıları ve hatıralarıyla edebiyatımızın yapı taşlarından birisi.
Çocukluk, gençlik ve ilk yetişkinliğini uzun sürmüş 2. Abdülhamid döneminde geçirmiş bir entelektüel. Devrinin pek çok aydını gibi Abdülhamid’e muhalif.
İttihat ve Terakki başa geçip Abdülhamid sürgüne gidince yerine 5. Mehmet Reşad geçecektir.. Bu vesileyle Halit Ziya’nın hayatı da temelli değişikliğe uğrar. İttihat ve Terakki adına, Dolmabahçe Sarayı’na ‘Mâbeyn Başkâtibi’ olarak atanır. Saray bürokrasisinin bu önemli makamında hükümet ile padişah arasındaki ilişkilerde kritik vazife gören Halid Ziya, hem günün politik gelişmelerine şahitlik eder hem de geçmişe doğru kimi hesaplaşmalarda bulunur. Sonrasında farklı görevlendirmelerle İttihat ve Terakki hükümetleri adına faaliyet gösterir. Büyük bir yazar, keskin bir gözlemci ve vicdan sahibi bir insan olarak görüp işittiklerini, görüş ve düşüncelerini sonradan kaleme döker.
Saray ve Ötesi, büyük bir edebiyatçının kaleminden, 2. Abdülhamid, 5. Mehmet Reşad, İttihat ve Terakki yönetimi yanında devrin sosyal, politik ve kültürel ortamına dair yazılmış en değerli hatıratlardan birisidir. Önce tefrika edilmiş sonra da kitap olarak basılmıştır. Saray ve Ötesi sadece içerdiği tanıklıklarla değil, Halid Ziya Uşaklıgil’in üslubuyla yazıldığı için de ayrıca değerli bir kitap.
Dr. Özge Şahin’in titizlikle dilini güncelleyip bilgi, not ve açıklamalarla zenginleştirerek yayına hazırladığı Saray ve Ötesi, günümüzde de değerini koruyor.
Altmış yıllık yazı hayatında şiir dışında pek çok eser kaleme alan Halid Ziya modern Türk edebiyatına romanları ve hikâyeleriyle damgasını vurmuş bir yazardır. Türk romanının büyük ustası olarak kabul edilir.
Edebiyata Fransızcadan ve İngilizceden bâzı küçük hikâyeler çevirmekle girmişti. Çeşitli konularda yazı ve makalelerin ardından nesir niteliğinde şiirler yazmış, bu ürünlerine “mensur şiirler” adını vermişti. Bu hazırlıklardan sonra ilk roman denemelerini yaptı.
1886-1908 yılları arasında sekiz roman kaleme alan yazar, bu türdeki ilk eserlerini Fransız realistleri ve natüralistlerinden etkilenerek yazdı. Acemilik dönemi ürünü olan ilk romanlarından sonra Ferdi ve Şürekâsı ile olgunluk dönemine girdi ve ardından Servet-i Fünûn'un edebî beyannâmesi olan Mâi ve Siyah’ı kaleme aldı.[3] Romanlarında olaya dayanan anlatım yerine kahramanların iç dünyasını sanatkârane üslûpla tahlile dayanan yeni bir anlayış benimsenmiştir.[3] Eserlerinde toplumsal mesaj verme endişesi taşımaz. Romanı, insanın iç dünyasına ait bir tür olarak görmüştür.[4]
Hikâye türünün de Türk edebiyatındaki ilk gerçek temsilcisi olarak kabul edilir.[5] Hikâyeleri, romanlarına oranla daha doğal ve yerlidir.
Roman ve hikâyeleri dışındaki en önemli eserleri anılarıdır. Türk edebiyatında anı türünde en çok eser vermiş yazarlardandır
Anılarının ilk 40 yaşını anlatan ilk cildi gibi bu 3 ciltlik ikinci anılar bütünü de Halit Ziya'nın insan yönünü karşımıza çıkarıyor. İttihat ve Terakki'nin II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesinden sonra 5.Mehmet Reşat'ın yanında vazifelendirdiği yazar,1909'dan itibaren gerçekleşen hemen her şeyi atlamadan anlatıyor. Neden bilmiyorum, belki de şu an için az seyahat ettiğimden beni Balkan Savaşlarının sonunda İ.T için Fransız makamlarıyla yaptığı görüşmeler, sonra orada elçilik imkânı çıkmışken cevap bile veremeden Viyana'ya, Karslbad'a karaciğer termal tedavisine gitmesi,o tedavi bitmeden I.Dünya Savaşının fitili ateşlenmişken Avusturya'yı ve İsviçre'yi gezmesi,Marsilya ve Cenova üzerinden zorlukla İstanbul'a dönüşü; Sonra I.Dünya Savaşına Osmanlı'nın girmesi ile ilgili olarak Talat Paşa'ya gitmesi ancak onun sorumluluğu Enver Paşa'ya atması; Ardından gelen Almanya Seyahati öncesi Padişah Mehmet Reşat'ın kendisinden sarı şakayıklar istemesi ancak bu açması uzun süren çiçeklerin açtığını Padişahın görememesi etkiledi.
Aradığım kitap meğer buymuş! İçinde sevdiğim her şey var: Osmanlı, saray, padişah, dedikodu, İstanbul, eski nazırlar/paşalar, edebiyat, bol anektod, mizah ve bütün bir dünya alemi! Hem de Halid Ziya anlatıyor. Ne kadar zevkle okudum anlatamam. Osmanlı tarihi meraklısı olarak bilmediğim çok şey öğrendim, anlam veremediğim çok şeye de farklı bakmaya başladım. Müthiş incelikli, lezzetli yazmış beyefendi, tüm meraklılara tavsiye ederim.