Sefarad Güzergâhları, Osmanlı tarihi ve Yahudi tarihi çalışan araştırmacıları bir araya getirerek aile yadigârlarının, belgelerinin ve hatıra nesnelerinin 19. yüzyılın sonlarındaki ve 20. yüzyılın başlarındaki Osmanlı İmparatorluğu’ndan Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) göç sürecini kavramsallaştırmamıza nasıl yardımcı olduğuna dair bir tartışma ortaya koyuyor. Hem ABD’deki hem de eski Osmanlı topraklarındaki aile arşivlerinin ortak önemi üzerine düşünülen kitabın hareket noktasında, Washington Üniversitesi’ndeki Sefarad Araştırmaları Dijital Koleksiyonu ve bu koleksiyonun oluşum süreci bulunuyor. Koleksiyon, Akdeniz havzasındaki Sefarad Yahudileriyle ilişkili arşiv belgeleri ve kayıtların tutulduğu ilk büyük dijital veri havuzu niteliğinde, topluluk öncülüğünde gelişen bir arşiv. Makaleleriyle kitaba katkıda bulunan yazarlar, bu arşivden yola çıkarak Sefarad geçmişine dair çalışmalarda özel koleksiyonların rolü üzerine düşünüyor; Sefarad müziği ve edebiyatının yanı sıra yeni medya, dijitalleşme, araştırmacı podcast yayıncılığı ve aile yadigârlarının Osmanlı Sefarad kültürünü korumadaki rolü gibi konularda örnek çalışmalar sunuyorlar.
Türkiye'den ABD'ye Yahudi göçünün oldukça eski bir tarihi var. Neredeyse 150 yıllık bir süreçten bahsediyoruz. Kitap bu sürecin sebeplerinden ziyade sonuçlarına odaklanmış. Osmanlı-Sefarad kültürünü Yeni Dünya'ya ama ozellikle de Seattle'a taşıyan Yahudilerim dünyasına bir yolculuk yapmak isterseniz bu kitabı muhakkak okumalısınız. Edebiyattan musikiye, mutfak kültüründen sanata değin gündelik hayatın tüm yönleriyle Sefaradların aslında Rumeli'nim bağrından çıktığını görüyoruz. Elbette Sefarad ve Aşkenazi ayrımına da şahit oluyoruz. Ne olursa olsun Türkiye'den ABD'ye göç eden Yahudiler öncelikle "Turkino"dur. Bir hazzan ile bir mevlevi dervişinin arkadaşlığı size belki garip gelebilir. Ama bir zamanlar bu topraklarda böyle dostluklar da vardı. Zamanla çokkültürlülüğü nasıl kaybettiğimizi de anlıyorsunuz.