“Muayene odası. Sağlık memuru hastaları kabul ediyordu.
İkinci saha çekici lokomotif ateşçisi girdi odaya. Üzgündü. Acılı bir sesle, ‘Merhaba, Fyodor Naumoviç,’ dedi.
‘Merhaba. Üstünüzü çıkarın.’
Ateşçi şaşırdı. ‘Tamam,’ dedi. (Düğmelerini çözmeye başladı.) ‘Gördüğünüz gibi...’
‘Sonra anlatırsınız, önce gömleğinizi çıkarın.’
‘Pantolonumu da çıkarayım mı, Fyodor Naumoviç?’
‘Pantolonu çıkarmanıza gerek yok. Şikâyetiniz nedir?’
‘Kızım öldü.’
‘Hımm... Giyinin. Sizin için ne yapabilirim? Toprağı bol olsun. Onu hayata döndüremem. Tıp henüz o kadar ilerlemedi.’
‘Kızımı toprağa verebilmem için ölüm belgesi istiyorlar.’
‘Aa... Demek öldüğünü onaylamam gerekiyor... Pekala, öyleyse ölen kızınızı buraya getirin.’
‘İnsaf edin, Fyodor Naumoviç. Öldü çocuk. Öylece yatıyor. Oysa siz canlısınız.’
‘Evet, canlıyım ama yalnızım da. Sizde ölen çok... Her biri için koşturacak olursam ben de nalları dikerim. Üstelik, gördüğün gibi, işim başımdan aşkın. Adieu.’
‘Anlıyorum.’ “(s. 41)