Kitabı şirketimin pazarlama departmanından adıma imzalı olarak hediye almıştım, baya bir zaman da geçti üzerinden hatta. Dün akşam oturdum, %80'ini okudum, bu sabah da bitirdim.
Sanki bir blogu oturup baştan sona okumak gibi oldu, kitap hem kişisel ve profesyonel hikayeler hem de Facebook, Twitter gibi aşırı dev şirketler tarafından kullanılan algoritmaların gelecekte bizleri götüreceği yer hakkında çıkarımlar içeriyor.
Akan Bey çocukluğunu ve ilk gençliğini geçirdiği Yugoslavya'daki ve diğer Demir Perde ülkelerindeki komünist devlet düzeninin zorla getirdiği gerçek ötesi yaşam şekli ile günümüzde algoritmalar aracılığıyla güç kazanan gerçek ötesi düzenin paralelliğini gösteriyor. Bunun faşizme sürükleyen, faşizmin sürmesini sağlayan şey olduğunu, dijitalde olmasının yeni bir kavram olduğu anlamına gelmediğini anlatıyor.
Demir Perde ülkelerinde yaşamak kendisi için ne demekti, bu ülkelerdeki kişilik kültü nasıl bir şeydi değindikten sonra algoritmaların yarattığı ve sadece biz gibi düşünen kişilerden oluşan dijital "balon" dünyaların nasıl da seçim hakkımızı, irademizi, farklı fikirlerle yüz yüze gelme imkanımızı elimizden aldığını açıklıyor. Bunu yaparken de teknolojik ifadelerin insanları nasıl büyülediğini bildiği için olabildiğince basit kavramları kullanmayı tercih ediyor. Cambridge Analytica skandalının okuduğum en temiz özeti bu kitaptaydı.
Kendisi ve araştırma firmasının Türkiye'nin bilinçdışını araştırdığı çalışmasından yola çıkarak da, Türkiye'de empati eksikliği başta olmak üzere bir çok sebeple bu algoritmaların manipülasyonlarına karşı toplum olarak ne kadar korunaksız olduğumuzu anlatarak harekete geçmemiz gerektiğine vurgu yapıyor. Harekete geçmekten kastı da algoritmaların kalıplarına uymayan, bu standartlaştırma ve kontrol etmenin dışında kalan "öngörülemeyenler" olmak.
Halen 2. sanayi devriminden kalan başarı tanımlarımız ve ezbere dayalı hantal eğitim sistemimizle (ki son beş yılda eskiden beğenmediğimiz eğitim sistemimize yakın bir sistem bile yok artık) bu yapılarla mücadele edecek zihin gücünü ve yaratıcılığı oluşturamayacağımızı hatırlatıyor ve öngörülemeyen olmak için bunları düzeltmemiz gerektiğini tekrar tekrar vurguluyor.
Düşünce akışını ve konuya hakimiyetini oldukça beğendim, firmasının reklamını yaptığı bölümler vardı ama emek vermişler, onca zaman ve emek harcayıp araştırmalar yapmışlar, o kadar olur =) Fakat keşke kitap Destek Yayınları'ndan çıkmasaymış. Yazım yanlışları, cümle düşüklükleri deli etti beni. Defalarca Doğu Avrupa yerine "Doğru Avrupa" yazmazsın ya. Ne yalan söyleyim kitabı okumak için bu kadar beklememin sebebi de Destek Yayınları ile ilgili önyargılarım oldu zaten.
Sonuç olarak iyi ki okumuşum, Akan Bey'i iyi ki tanımışım, kendisini takip etmeye devam edeceğim.