'From Trump's backward-looking promise to "make America great again" to the hipster's fondness for a pre-industrial age of craft, nostalgia saturates our world. Gandini's book is a remarkable and insightful guide to this phenomenon, laying out the deep roots of its origins and setting out the contours of its limits.' Nick Srnicek, co-author of Inventing the Postcapitalism and a World Without Work
We live an age of nostalgia, incarnated by populist fantasies of “taking back control” and making nations “great again". In the long aftermath of the 2007-08 economic crisis, nostalgia has been established as the cultural zeitgeist of Western society. Populist fantasies of nostalgia represent a cry for help against the demise of the societal model of the postwar era, based on stable employment and mass consumption.
The promise of an impossible return to the 'good life' of the 20th century, Gandini contends, particularly appeals to the older generations, who are incapable of making sense of the evolution of Western societies after decades of globalization and neoliberal policies. The younger generations, in the meantime, are instead trying to build a new 'good life' based on another form of return, this time to old practices of craft production and consumption.
Lendo este Zeitgeist Nostalgia, de Alessandro Gandini, lembrei do ensaio de Theodore Adorno, Sobre o Progresso. O livro de Gandini fala sobre as forças que impedem o progresso, principalmente os arroubos de nostalgia que se estabelecem toda a vez que a sociedade acelera de uma forma que ela mesma não cosegue acompanhar. Gandini também culpa os Baby Boomers deste tipo de sentimento, mesmo que ele se repita nas gerações seguintes, os GenXers e os Millenials. Os Baby Boomers não alcançaram as mudanças que ocorreram depois dos seus "bons tempos", de desemprego, precariedade e asuteridade que os seguiu, exigindo que as gerações seguintes pudessem construir aquele bom tempo que eles mesmos destruíram. Gandini também analisa a cultura hipster mostrando como eles lidam com as novidades de forma também nostálgica, já que muito da artesanalidade hipster lida com fazer as coisas como antigamente, mais autênticas e, por isso, também atrelados a uma espécie de nostalgia do zeitgeist, que domina nossa sociedade. Por fim, ele tenta prever como será um sociedade "pós-emprego" e não tem boas novidades para a espécie humana. Uma boa análise dos nossos tempos e dos "bons tempos" também.
Kitabın ta en başında ciddi bir hata var göze çarpan. Ya çevirmen ya da editör hatası. Ya da her ikisi birden. Kolektif Kitap yakın zamanda Zamanın Ruhu Nostalji olarak yayınladı Gandini'nin kitabını.Hacmen ince ama içerik olarak yoğun bir eser. Öncelikle o yapılan vahim hatadan söz etmek istiyorum çünkü anlamı doğrudan değiştiren bir hata. Nostalji'in ilk bölümünün arka sayfasında yazar Mark Fisher'in meşhur bir cümlesini aynen şöyle ceviriyor. umarım bir sonraki baskıda düzeltirler. Kitabın en son sayfasında dogru anlamı veren versiyonu ile tekrarlıyorlar zaten. Yapılan hatalı cümle şu " Kapitalizmin sonunu hayal etmek, dünyanın sonunu hayal etmekten daha kolay." Yazım ve imla hatalarının ciddi anlam değişimi yarattığına önemli bir örnek bence.
Gelelim eserin konusuna tam da başlığında yazdığı gibi zamanın ruhuna sinen nostalji hissini popülizm, çalışma odaklı yaşam modeli ve bunun çöküşü ve çeşitli dönemler boyunca değişen ama yine de kendisi aynı kalan "iyi yaşam" ideali üzerinden tartışıyor yazar. Gandini Svetlana Boym'un Nostaljinin Geleceği ya da Lauren Berlant'ın Zalim İyimserlik eserlerine sıklıkla atıfta bulunsa da onun iddiası, onun nostaljisi geçmişe yönelik yoğun bir özlem duygusundan çok geleceğin dayanılmaz belirsizliği, gelecek mefhumunun yokluğunun yarattığını boşluk ve arayış üzerine yoğunlaşıyor. Gelecek sisli ve puslu halde değil. Tehditkar da aynı zamanda. Biz gelecek duygusunu yitirmiş ve sonsuz bir simdi'ye sıkışıp kalmış yirmi birinci yüzyıl insanları olarak geleceği, daha doğrusu daha iyi daha umutlu gelecek duygusunu yitirmedik. Canavarsi bir gelecek korkusuna da mahkum edildik. Umut bir lüks. Çağın yükü olan karamsarlık hepimizin taşıtı haline gelmiş durumda. Geleceğe umutla yaklasamiyor olmak, dünyanın ritmine ayak uyduramiyor olmak, zihnin ve bedenin teknolojik hıza yetisemiyor olması... Tüm bunlar çeşitli kırılmalar yaratıyor bireysel ve toplumsal düzlemde. Hatta küresel anlamda. Sürekli alarmda olmanın yarattığı yorgunluğu yeni doğmuş bebeklerin bile yaşayabildigi, bir geçiş çağı nesli olarak önümüzde uzun karanlık ve ne olacağı belirsiz bir yol var. Bu neye sebep oluyor. Geçmişe sığınmaya, orada bulduğumuz üç beş güzel anıya tutunup onu ideallestirerek hayata tutunmaya çalışıyoruz. Birçok popülist sağ hareketin temelinde de bu yok mu? Muhafaza etmeye çalıştığı şeyler uğruna geleceği yakmak, yok etmek, kendisine benzemeyene yaşam olanağı tanımamak. 20. yüzyıl savaş dönemleri sonrası yorgun toplumları çok çalışma ve iyi bir gelecek inşa etme idealine tutundu..İlerleme fikrinin çöküşü ile birlikte şuan da geçmişe duyulan özlem, nostalji ruhu sardı. Çalışma etrafında kurgulanmış iyi yaşam ve tüketim ekonomisine hevesle katılım(bu hala devam etse de daha iyi bir yaşam amacından çok hayatta kalma ve bagimlilik dürtüsüyle devam ediyor gibi bence) sosyal statü ve itibar elde etme, yani iyi yaşam kurma fantazisi. Bu fantazi de çöktü. Dijital teknolojilerin yaşamı daha kolay hale getireceği varsayımları da artık kulağa ikna edici gelmemekte. Gandini diyor ki bugün nostaljinin, toplumsal değişim üzerinde önüne geçilmesi imkansız bir etkisi var. Bu nostalji ruhu toplumsal yaşamda çoğunlukla muhafazakar, aşırı sağ politikaların yukselisiyle iç içe gecebilmekte. Ufukta bir yerlerde daima başka ihtimaller var diyerek de biraz umut alanı bırakıyor insana ama yorgun ve çok acı görmüş zihinlerimiz buna ne kadar ikna olur bilemiyorum.