Annesiyle el ele tutuşmuş, caddenin karşısına geçecekler. Annesi yürümeye başlayınca o da yoğun trafikli caddeye adım atıyor, atmasıyla da annesinin onu kolundan sertçe geri çekmesi bir oluyor. Sağına soluna bakmadan, araba gelmediğinden emin olmadan karşıya geçmeye kalktığı için azar işitiyor annesinden, eli hala onun elinde. Ama sen de geçiyordun, diye itiraz edecek oluyor; Bana ne bakıyorsun, diyor annesi, Ya seni öldürmeye çalışıyorsam? Önünde açılan bu yeni ve derin ufka sessizce bakakalıyor.
Bellek hangi anıları saklar, nasıl saklar, saklarken nasıl değiştirir? İnsan kendi hayatını nasıl hatırlar, hangi anıları unutmaz? Güvenirliği şüpheli bir yığının içinde hangi anlar neden parlar?
Zamanın En Kısa Hali bir mozaik; tüm parçalar yan yana geldiğinde ortaya bir anne-kız ilişkisi, aşk, akışkan cinsel kimlik, akışkan cinsellik ve sanat dünyasının halleri üzerine etkileyici, benzersiz ve okurun unutmayacağı sahneler içeren bir hikaye çıkıyor.
Cem Akas (born 1968) is a Turkish novelist, who was born in Mannheim, Germany. He was educated in Turkey and the United States in Chemical Engineering (BSc), Political Science (MA) and Turkish History (PhD). He has worked for Yapi Kredi Publications, Istanbul, between 1992 and 2004. In 2004 he left YKY and formed his own publishing group: G Yayin Grubu.
‘Y’ gibi bir roman beklerken pek sevmediğim ‘Sincaplı Gece’ gibi bir metinle karşılaşmış olmak üzücü oldu. Bazı bölümleri iz bıraksa da kitabın ‘tümevarım’ından pek keyif alamadım.
Makes you question, more than once, if you had read it correctly. Some retelling of the same anectodes are really interesting to read. Curious to read more novels of the writer.
İlk başta ne okuyorum dedim ama sonra 299 kısa anı parçasını bazen tekrarlayıp genişleten bir yazın olduğuna karar verdim burada kim kimdir olmadan farklı bir deneyim yaşadım. Oldukça sert konularda vardı. Son kısımda da bunu açiklayan yer vardı. Açıkcası kitap herkese hitap etmez ama farklı bir deneyim isteyen okurlara hitap eder diye düşünüyorum. Hatta kitabın sonunda kendi içime bakıp anı parçalarıma dair düşündürdü.
Cem Akaş, tarzı çok sorgulanan kesin bir ayrımla okurlarca sevilen ya da sevilmeyen olarak gruplanan bir kalem. Ben sevenlerdenim. Her kitabında ayrı bir emek ayrı bir çaba görüyorum her seferinde ayrı bir saygı duruşu geliyor içimden.
Bu kitabı için editöryal olarak ikaz edilmemesi de çok konuşulmuş sanki çalakalem yazılmış da aralarda tekrar var hissiyatı yok olmuyor diye. Şahsen ben onun yazarın bize bir oyunu olduğunu düşünüyorum. Bariz bir şekilde benzer anları hafızanın çekmecesinden çıkışındaki hali değişime uğruyor gibi düşündüm.
Kitapta bir kız çocuğunun anne ve dünya ile bir olma ve kendini bulma büyüme çabasını okuyoruz. Çok kısa kısa metinler halinde aksa da kitap bence çok hafife alınacak türden değil. Her haliyle o kısa metinleri bağdaştırmak aralarındaki o görünmez bağı bulmak zor.
Cem Akaş'ın mahalli bilimkurgu romanlarından sonra yine farklı bir deneme ile karşımıza geliyor. Kitap hayattan bazı sahneleri alıp kendi içerisinde birleştiriyor, bazen bir kaç sekans başka açılardan anlatılıyor. Sonunda da puzzle gibi birleşen bir hikaye çıkıyor. Belirli bir kronolojide ilerlemeyen hikayelerin oldukça kısa anlardan oluşması ve bu anların insanların hayatlarına nasıl yer ettiğine dair güzel bir metin. Tüm bu anlar hiç eyvallahı olmayan biçimde ele alınmış. Kimi metinler oldukça sert gelebilir. Ancak hayatın o kadar içinden geldi ki neredeyse kendi hayatımdan da bir çok benzer duyguyu yakaladım. Kitapla ilgili yorumlara baktığımda ülkemiz bu tarz denemeler için hazır olmadığını gördüm, insanlar lineer ilerleyen işlere o kadar alışmış ki birazcık kafa yoracak adımlardan imtina ediyorlar.
Gercekten neden surekli ayni hatayi yapip belki bu sefer diyerek okuyorum kitaplarini. Kabul ediyorum okumasi cok kolay ama sanki genc yetiskinler icin uyduruk bir kitap edasinda yazilmis. Hele kitabin ikinci yarisinda baslayan (bir cumlesi degistirilmis, iki cumle eklenmis, ya da ne biliyim yas degismis) eski bolumlerin tekrari. Ben en az 5 tane saydim. Sirf yorum yapma hakkimi kaybetmemek icin bitirdim kitabi. Bana bir kelime dahi katmayan bir kitap oldu. Hic mi editoru uyarmamis, yoksa kitaplarim nasilsa okunuyor diye okura saygisizca mi yazilmis, yoksa bolumleri yazmis sonra kura ceker gibi siraya dizmis de arada fark etmeden ayni bolumleri yeniden mi kullanmis, bu kurnaz bir teknik de ben mi anlamadim artik orasina aklim ermedi. Sozun ozu bir daha kitaplarini ciddiye alip okumayacagim. Sevenlere saygim var ama okunacak binlerce guzel kitap raflarda beklerken ben harcadigim vakte uzuldum.
Birbirinden bağımsız gibi görünen bir çok anı bir araya getirilerek bir roman ortaya çıkarılmış. Deneysel şeyler seviyorsanız hoşunuza gidebilir. Açıkcası ben takip etmekte zorlandım.