" Antonia Pozzi (1912-1938), Milano’da varlıklı bir ailede büyüyen; lise yıllarında edebiyat öğretmeni Antonio Maria Cervi’ye duyduğu tutkulu aşkın otoriter babası Roberto Pozzi tarafından sertçe engellenmesiyle ruhunda tamiri imkânsız bir yara açılan İtalyan şair ve fotoğrafçıdır. Babasının üzerindeki ağır muhafazakâr baskısı, sığındığı dağ tutkusu ve tuttuğu günlüklerle şekillenen yaşamı, yükselen faşizmin yarattığı boğucu atmosfer ve aşılması imkânsız varoluşsal keder nedeniyle henüz 26 yaşındayken Chiaravalle Manastırı yakınlarında hayatına son vermesiyle noktalanmış; ölümünün ardından ise babası hem intiharını saklamaya çalışmış hem de günlüğünü ve şiirlerini ağır bir şekilde sansürleyerek yayımlatmıştır. Buna rağmen geride bıraktığı muazzam lirik eserler zamanla gerçek değeriyle keşfedilerek modern İtalyan edebiyatının en sarsıcı seslerinden biri kabul edilmiştir..."
Antonia Pozzi'den Eugenio Borgna'nın, Şu Bizim Kırılganlığımız kitabı aracılığıyla haberdar oldum. Borgna kitabında, Pozzi için şu cümleleri kurar: "Antonia Pozzi'nin şiirlerinde, günlüklerinde ve mektuplarında ölüme, istemli ölüme dair özlem ve düşünce büyülü bir albeniyle ortaya çıkar; böylesine umutsuz bir melankoliye , böylesine ateşli bir kararlılığa sahip bir ruh hali nasıl olur da annesinin ve ninesinin, babasının, onu tanımış olan felsefeci ve şairlerin gözünden kaçmıştır, hiç sezilmemiştir diye sorasım gelir her zaman. Bu sorulara verilecek bir yanıt yoktur: Her yaşam sessizlik, giz , ketumluk ve gizlenmeyle doludur ve bunların umuda açık, acı ve güvensizlik nedeniyle yaralı, aydınlık ve karaltılı şifresi hayatımıza eşlik eder... "
Duru, doğal, minimalist ve melankolik şiirler. Beğendiğim bir şiiri şöyle:
Hayat
Sonbaharın eşiğinde sessiz bir gün batımında keşfedersin zamanın dalgasını ve kendi gizli teslimiyetini tutmayınca artık kanatları düşmesi gibi kuşların daldan dala hafifçe.