Bu kitap pratikle beynin nasıl geliştirilebileceğini yazar tarafından kanıtlarıyla gösteriliyor.
"Normal gören insanlarda görsel korteks parmak uçlarından değil gözlerden gelen girdiye tepki olarak aydınlanır ama körlerde görsel korteks parmak uçlarının Braille harflerini oluşturan kabartma nokta gruplarından aldığı hisleri yorumlamaya yardım eder."
"Mesleki uzmanlık ve iş dünyasında insanların nasıl eğitildiğine baktığımızda beceriler pahasına bilgiye odaklanma eğilimi görürsünüz. Bunun asıl nedenleri gelenek ve uygunluktur: Çok sayıda insandan oluşan bir grup insanın pratikle becerilerini geliştirebilecekleri bir ortam sunmaktansa onlara bilgi sunmak daha kolaydır."
Eğitim sisteminin neden çöp olduğu çok belli.
"Doktorlar ve zevk için tenis oynayanlar arasındaki bu benzerlik 2005 yılında Harvard Tıp Fakültesi'nden, doktorların sağladığı hizmetin zaman içinde kalitesini inceleyen araştırmanın kapsamlı gözden geçirmesini yapan bir araştırmacı grubu tarafından yapıldı. Pratik yılları doktorları daha iyi yapıyorsa o zaman daha çok deneyim biriktirdikçe verdikleri hizmetin kalitesi de artmalıydı. Ama tam tersi doğruydu. Gözden geçirmeye dahil edilen beş düzine kadar araştırmanın neredeyse tamamında doktorların performansı zaman içinde kötüleşti veya aynı kaldı. Daha yaşlı doktorlar daha az şey biliyordu ve uygun tedavi sağlama anlamında daha az deneyimli doktorlara göre daha kötüydü ve araştırmacılar daha yaşlı doktorların hastalarının bu nedenle daha kötü hizmet aldığı sonucuna ulaştı. Altmış iki araştırmanın sadece ikisi doktorların deneyimle daha iyi olduğunu bulmuştum. On binden fazla klinik uzmanla yapılan bir diğer karar verme araştırması fazladan mesleki deneyimin çok az faydası olduğunu ortaya çıkardı."
Yani şirketlerin sadece deneyimine bakması kadar başka saçma bir şey yok.
Kitapta Dave Davis araştırmasına göre.
"Kurs, konferans, toplantı, ders, sempozyum, tıp turları ve doktorun bilgisini arttırıp performanslarını geliştirmeyi hedefleyen hemen her şeyi inceledi. Davis en etkili müdahalelerin etkileşimli bileşenler -rol yapma, tartışma grupları, vaka çözme, iş üzerinde eğitim vb. olduğunu buldu. Aslında bu tür aktiviteler genel olarak gelişime küçük olsa da hem doktorların performansını hem de hasta sonuçlarını iyileştiriyorlardı. Tersine en az etkili aktiviteler "didaktik müdahalelerdi.""
"Bilinçli pratik perspektifinden sorun açıktır. Derslere, mini kurslara ve benzerlerine katılmak geri bildirim sağlamaz ve yeni bir şey deneme, hata yapma, hatayı düzeltme ve yavaş yavaş yeni bir beceri geliştirme fırsatı sunmaz."
"İyi bir öğretmenin ayrıca o alanda öğretmenlikte becerisi ve deneyimi olmalıdır. Birçok başarılı performans sahibi çok kötü öğretmendir çünkü nasıl öğretileceğine dair hiçbir fikirleri yoktur. Kendilerini yapabilmesi değer insanlara nasıl yapılacağını öğretebilecekleri anlamına gelmez. "
Bunu okurken askerlik anılarım aklıma geldi. Komutanların çoğu öğretme ve iletişim konusunda beceriksizdi maalesef rütbeleri var diye altlarına dilediklerini yapabiliyorlardı.
"Dan'ın daha sonraki deneyimi eğitim üzerine son bir ders daha veriyor: Kendiniz değişirken öğretmeninizi de değiştirmeniz gerekebilir. Yıllarca ilk başladığı golf koçuyla gelişim gösterdi ama bir noktada gelişimi durdu. Koçunun ona öğretebileceği her şeyi özümsemişti ve bir sonraki seviyede bir koç bulmaya hazırdı. Kendinizi hızla gelişmediğiniz veya hiç gelişemediğiniz bir noktada bulursanız yeni bir eğitimci almaktan korkmayın. En önemli şey ilerlemektir."
Ben bunu okurken sanırım iş dünyası ile ilgili önemli bir şey fark ettim. Eğer aynı şirkette aynı işi uzun süre yapıyorsak gelişemeyiz hatta geri kalırız. Ama gerekirse sektör değiştirip farklı sektörlerde farklı işler yapmak. Zirve hatta ötesine ulaşmak için daha verimlidir.
"Unutmayın: Aklınız başka yerdeyse veya rahatlamışsanız veya sadece eğleniyorsanız muhtemelen gelişemezsiniz."
"tekrarın amacı zayıflıklarınızın nerede olduğunu bulmak ve bu alanlarda daha iyi olmaya odaklanmak, işe yarayan, bir şey bulana kadar farklı şeyler denemektir."
"Birçok genç ve bazı yetişkinler bir müzik enstrümanına veya spora bu alandaki uzmanlığın kendilerini cinsel olarak daha çekici kılacağına inandığı için başlamıştır."
ehehehehe :D :D :D
"Müzikte kariyer yapacak kadar gelişmek isteyen bir gitaristseniz, üyeleri sadece cumartesi akşamları birinin garajında çalan bir gruba katılmayın."
Buna katılmıyorum eğer bu grup ile The Most Mysterious Song on the Internet yapılabiliyorsa kesinlikle her şeye değer. Mesela The Sonics, The Kingsmen ve Nirvana grupları garajda kuruluyor.
Bu kitap yemin ediyorum çocuk yetiştirme kitaplarına bin basar. Örnekleri görünce ufkum açıldı bende benzerini çocuklarım olduğunda spora abandıracağım. László Polgár ve Klára Polgár çocuk yetiştirme yöntemleri dünyanın en iyisi olabilir çünkü çocuklarının üççüde satrançta dünyaca meşhur. Çocukları: Judit Polgár, Sofia Polgar, Susan Polgar. gerisini anlatmaya gerek yok
"Bloom, çocukluğun erken döneminde olan ve büyüyünce matematikçi veya sinir bilimci olacak çocukların büyüyünce atlet, müzisyen veya sanatçı olacak çocuklara göre daha farklı bir kalıba sahip olduğunu buldu. Bu vakada ebeveyneler çocuklarına özellikle söz konusu alanı tanıtmalıyız ama genel olarak entelektüel çabanın çekiciliği gösteriyordu. Çocuklarının merakını cesaretlendiriyordu ve kitap okuma önemli bir eğlence zamanıydı, ebeveynlerin çocuklara okumasıyla başlıyor daha sonra çocuklar kendileri kitap okuyordu . Ayrıca çocuklarını oyunlarının bir parçası olarak modeller veya bilim projeleri - eğitimsel olarak düşünülebilecek faaliyetler- yapmaları için cesaretlendirdiler."
"Örneğin, bugün altmışlı yaşlardaki maraton koşucularının dörtte birinin yirmiyle elli dört yaş arası rakiplerinin yarısından fazlasından daha iyi performans sergilemesi beklenir."
Aklıma ağırlık kaldırmadaki Mark Felix geldi. Dev sütunları o yaşta tam konsantre şekilde tutabilmesi şahane.
"Araştırmalar müzisyenlerde beynin bazı kısımlarının müzisyen olmayanlara göre daha büyük olduğunu kanıtladı fakat beynin bazı kısımlarındaki bu durum sadece küçük çocukken müzik eğitimine başlayanlar için geçerlidir. Araştırmacılar bunun örneğini beyin yarılarını bağlayan ve aralarındaki iletişim kanalı olarak çalışan korpus kollosumda buldular. Yetişkin müzisyenlerde korpus kollosum müzisyen olmayanlara göre belirgin biçimde daha büyüktü. Fakat daha yakından inceleyince sadece yedi yaşından önce pratiğe başlamış müzisyenlerde gerçekten daha büyük olduğu ortaya çıktı. Bu bulguların 1990'ların başındaki ilk kez yayınlanmasından beri araştırmalar, müzisyenlerde müzisyen olmayanlara göre daha büyük olan bir dizi beyin bölgeleri ortaya çıkardı ama bu durum sadece müzisyen eğitimi belirli bir yaştan önce başlamışsa geçerliydi.
Öte yandan beynin hareketle ilgili bazı kısımlar, örneğin beyincik, müzisyenlerde müzisyen olmayanlara göre daha büyüktür ama eğitime daha geç başlayan müzisyenlerde daha erken başlayanlar arasında boyut olarak farklı değildir."
Anlaşılan çocuğum olduktan hemen sonra müzik öğreteceğiz bundan kaçış yok.
Zirve’yi okurken aklıma sürekli “başarı doğuştan mı gelir, yoksa gerçekten çalışmayla mı inşa edilir?” sorusu takıldı. Ericsson ve Pool, bu soruyu bilimsel bir titizlikle ele alıyor; yetenekten çok “deliberate practice” yani bilinçli ve odaklı çalışmanın zirveye ulaşmadaki rolünü örneklerle ve araştırmalarla gösteriyorlar. Kitap bazen akademik bir havaya bürünüyor ama verdiği fikirler özellikle 10.000 saat miti yerine kaliteli çalışmanın önemi zihnimde uzun süre yer etti. Okurken etrafımdaki “doğal yetenek” hikâyelerini yeniden düşünmeme neden oldu ve kendi hedeflerimde nerede eksik kaldığımı sorgulamama yol açtı. Kısacası bu, sadece motivasyon veren bir kişisel gelişim kitabı değil; nasıl daha iyi öğrenip ilerleyebileceğimizin bilimsel haritasını çiziyor.