Ο συγγραφέας αναλύει τις πρόσφατες εκδοχές των μαρξιστικών πολιτικών θεωριών στην Ευρώπη, τον Τρίτο Κόσμο και τις Ηνωμένες Πολιτείες, εντάσσει τις νέες θεωρίες στο πλαίσιο του παραδοσιακού προβληματισμού σχετικά με το κράτος και υποστηρίζει ότι παρατηρείται ευρύτερη μετατόπιση των μαρξιστικών απόψεων: το κράτος και όχι τόσο η παραγωγή τείνει να γίνει το επίκεντρο της ταξικής πάλης, ενώ η μετάβαση στο σοσιαλισμό πρέπει να είναι ουσιαστικά δημοκρατική.
Avrupa Marksizminin 1970'ten sonra hız kazanan uzlaşmacı devlet teorilerine eleştirel olmayan bir giriş. Andre Gunder Frank, Samir Amin ve Cardoso gibi bağımlılık ekolünün ustalarına ilişkin bölümler ve Latin Amerika'daki baskıcı rejimleri konu edinen bölümler en faydalı bölümlerdi. Onun dışında Carnoy'un perspektifi berbat.
Buna paralel North'un 'Literary Criticism' kitabını okudum. North burada özetle '1970'lerin ortalarında bir şey oldu ve Batı'nın akademilerindeki Marksistlerin tavrı değişiverdi' diyor. Carnoy'un kitabını okurken ne kastettiğini anladım. Gerçekten de 1974-75 gibi, Şili darbesini takip eden süreçte Leninist devrim teorileri bir kenara atılmış ve tüm küçük-burjuva aydınlar 'burjuva demokrasisini daha da genişleterek sosyalizme ulaşmak' fikrini teorize etmeye girişmişler. Mouffe & Laclau'nun tek yaptığı o dönemin ruhunu yazmak olmuş.
Demokratik özerklik, radikal demokrasi vs. teorileriyle bugün hala devam etmekte olan düşünsel çöküş böyle başlamış.
This is a comprehensive overview of the debates within Marxist theory about the nature of the state, as they stood when the book was written in 1983. The range of sources and ease with which Carnoy summarizes their major points is extensive, and he does an excellent job of highlighting the subtle distinctions between the different concepts of various theorists.