Kayıp Kitaplar Kütüphanesi’nde Bir Osmanlı Polisiyesi - ilk defa latin harfleriyle
Unutulmuş bir yazarın zamanı aşan polisiye öyküleri ilk kez Latin harfleriyle okurla buluşuyor!
İskender Fahrettin Sertelli nam-ı diğer Behlül Dânâ deyince aklınıza İstanbul’un Arsen Lüpen’i Ele Geçmez Kadri, Türk Polis Hafiyesi Yılmaz ya da Şeytan Hadiye isimleri gelmiyorsa çok şey kaybediyorsunuz. 1930’lu yılların popüler polisiye yazarı İskender Fahrettin Sertelli’nin daha önce Latin alfabesine aktarılmamış öykülerinin yer aldığı bu seçki, hayal dünyası karşısında şaşıp kalacağınız bu yazarla tanışmak için büyük fırsat. Çok yönlü bir sanatçı olarak daima üreten ve halkı aydınlatmaya çalışan, 1943 yılında henüz 48 yaşında hayata gözlerini yuman Sertelli’nin İngilizce “dime novel” olarak anılan, çok değerli araştırmacı yazar Erol Üyepazarcı’nın verdiği adıyla da “onparalık öyküler” türünde yazmış olduğu üç ayrı polisiye serisinden üç karakter olan Şeytan Hadiye, Amerika’da bir Türk Polisi Yılmaz ve Ele Geçmez Kadri’nin öyküleri Makineli Kafa’nın Hikâyesi’nde bir araya geliyor.
Osmanlı Türkçesiyle yazılmış spekülatif, bilim kurgu veya gotik öyküler var mıdır? Evet, vardır ve İskender Fahrettin Sertelli, veya diğer adıyla Behlül Dânâ bu hikayeleri kaleme alanlardan bir tanesidir. Genel anlamda spekülatif kurgu temaları karşımıza çıksada bu öyküleri polisiye olarak nitelendirmek belki daha doğru da olabilir. Osmanlı Türkçesi bilmeyen okurlar için böyle kenarda köşede kalmış kitapların günümüz okuruyla buluşturulmasını sağlayan daha çok projelere ihtiyacımız var. Aslında Behlül Dânâ'nın başka kitapları da çevrilmiş, Şeytan Hadiye'yi özellikle merak ediyorum, bundan bir 100 yıl önce yazılmış bir kadın dedektifin maceraları oldukça ilgi çekici duruyor. Bu kitapta da beş farklı öykü karşımıza çıkıyor, sunuşta da belirtildiği gibi "dime novel" veya "onparalık öyküler" olarak kategorize edebileceğimiz polisiye(korku ögeleri içeren) öyküler bunlar. İlginç ki Ateşten Adamın Esrarı yani kitaptaki ilk öykü bu kitap vesilesiyle ilk defa latin harflerine aktarılmış. Diğer öykülere kıyasla en çok bu öyküyü sevdim sanırım Şeytan Hadiye fikri çok ilgimi çektiği için. Lütfen okuyun, ve herkese okutun!
Kitaptaki hikâyelerin kalitesini -ki maalesef umduğumdan epey düşüktü- tartışmak yersiz ama düzelti ve dizgi yanlışları son derece can sıkıcıydı. Sadeleştirme konusunda da keşke hiç müdahale edilmeseydi. Ya da her iki seçenek de okuyucuya sunulsaydı.
Bayıldım. Kapağından çevirisine herşey çok özenli ve çok tadında. İskender Fahrettin Sertelli müthiş kısa öyküler yazmış. Keşke Dokuzlar Çetesi, Şadan ve Arsen Lüpen'in daha çok öyküsünü okuyabilsek.