“Hepimizin bir hikâyesi, hepimizin bir bahanesi var. Her birimizin baş etmek zorunda olduğu hayat şartları, kısıtlamaları var. Dönüşüm, hikâyelerimizi yeniden yazdığımız zaman gelir. Onları bahane ettiğimizde değil.” Bu kitapta, tanınmış yoga hocası ve yazar Defne Suman’ın yogadan edebiyata, sosyolojiden kişisel gelişime kadar pek çok konuda yazılmış denemelerini ve yoga öğretisinin peşinde geçen hayatının samimi anlatısını bulacaksınız. Yazarın çok sevilerek okunan Mavi Orman adlı kitabının devamı niteliğindeki İnsanlık Hâli, bir dostla sohbet edercesine kaleme alınmış, yine ‘keşke hiç bitmesin’ diyerek okuyacağınız, sizi kendinize yaklaştıracak bir eser. İnsanlık Hâli’nin dokunacağı ve değiştireceği hayatlar için şimdiden heyecanlıyız.
Defne Suman was born in Istanbul and grew up on Prinkipo Island. She gained a Masters in sociology from the Bosphorus University and then worked as a teacher in Thailand and Laos, where she studied Far Eastern philosophy and mystic disciplines. She later continued her studies in Oregon, USA and now lives in Athens with her husband. The Silence of Scheherazade was first published in Turkey and Greece in 2016 and is her English language debut.
Defne Suman Hoca’mın Mavi Orman’dan sonraki ikinci edebiyat dışı kitabı. Hayattan, kendinden , insanlık hallerinden söz ederken, senden benden bizden bahsediyor. İnsanlık Hâli, hiç bitsin istemedim. Bir yanım su gibi akan sayfalarda merak, heyecan, hüzün, coşku ile akıp bir an önce hepsini içmek isterken, bir yanım da ‘du bekle azcık yudum yudum iç’ diyordu. Çok bekleyemeden keyifle içtim hepsini. Sayfalar devrildikçe hâl’den hâl’e evrildim. Çok gözyaşı da döktüğüm oldu, okurken güldüğüm de. Hüzünlere gark olduğum bölümler olduğu gibi anlamlar yerini buldu. Hepsi önünde sonunda İnsanlık Hâli değil miydi? :) Her şey gelip her şey geçerdi.
Yüreğinize, emeğinize, kaleminize sağlık Defne Suman Hocam.
Mavi Orman'ı bir çırpıda okumuştum, bu sefer onun devamı niteliğindeki İnsanlık Hali'ni mümkün olduğunca yavaş, sindire sindire okumaya çalıştım (ne yazık ki yine hemen bitti). Defne Suman’ın kendisiyle ilişkisi beni çok etkiliyor başından beri. Kendisiyle, çevresiyle kurduğu ilişkilerdeki tavır -ki bu zamanla olgunlaşmış, pişmiş bir hal-dilindeki akıcılıkla birleşince sürekli altı çizilesi bir hayat dersine dönüşüyor. Gençlikte saldırgan ve acımasızca yaklaştığı kendi biricik özelliklerine, olgunlaştıkça şefkatle ve olduğu gibi bakabilmesinde bir bilgelik var, ve kitap boyunca bu bilgeliği insan bir noktasından yakalayabilmek istiyor. "İnsanlık Hali" ismi bence bu kitaba çok yakışmış. Kitabın son bölümlerinde insanın giderek artan bir şekilde düğümlenen boğazını yırtan bir gerçeklik hissiyle biliyor, anlıyor ve kabul ediyoruz hayatın gerçekliğini, insanlık halini. Eline sağlık Defne Suman.
Defne Suman iyi ki varsınız ve yazıyorsunuz. Uzun yıllar boyunca okumak dileğiyle... Samimi kaleminize hayran bir okur... Yeni bir kitaba kadar beklemek var şimdi:)
Defne Suman’ın blog yazıları tadında kendi hayatından bir kesiti anlattığı, denemelerden oluşan bir kitap. Uzun zamandır yogaya başlamak isteyen ve tembellikten bir türlü başlayamayan beni çok heveslendirdi. Önce Mavi Orman’ı okumak lazımmış herhalde, daha önceki bir zaman dilimini anlattığı için, ama ben bu kitapta okuduğum güçlü kadından etkilendim. Eşinin hastalığıyla, babasının intiharıyla başa çıkma yöntemlerini, yogaya duyduğu tutkuyu, gezgin ruhunu çok sevdim.
Mavi orman’ın yeri bende başka olmakla beraber. Ben yazardaki dürüstlüğü ve içtenliği seviyorum. Neyse o! Böyle insanlar o kadar azaldı ki. İnsanın kendine bile itiraf edemeyeceği şeyleri okurlarla paylaşabilmesi büyük yürek gerektiriyor. Kendime benzer çok özellik görüyordum kendisinde ama sonlarda değindiği -ki tüm kitap belki de oraya gelebilmek içindi- yas konusu içimde adını koyamadığım şeylere son noktayı koydu. Denemelerini çok sevsem de romanlarına hiç deneme şansı vermedim. Belki bu kitapta bahsettiği Saklambaç ile şansımı denerim sonra.
Sevdiğim yazarların kurgu dışı kitaplarını okumayı çok seviyorum. Defne sumanın hayatından bölümlere yer verdiği Ve sonunda da her insanın ayrı ayrı halleri var dedirten bu kitabını da çok severek okudum. Anıları çoğu zaman hüzünlendirdi kimi zaman da gülümsetti. Yogaya başlaması ve tutkularının peşinden gidişi İlham verse de bana biraz yabancıydı. Ama genelde bu konuyu Türk yazarlardan dinlemek pek olası değil o açıdan da değişik geldi. Genel olarak çok sevdiğim kurgu dışı kitaplardan biri oldu. Keşke daha çok yazsa bu güzel yürekli insanlar.
Defne Suman’ın yazılarında ve romanlarında en çok kendi içine bakarken hiç korkak olmamasını seviyorum, farkındalığını bizlere bu kadar net ve sahici aktarmasını seviyorum. O yazarken iyileşiyorsa, ben de okurken iyileşiyorum. Defalarca okusam bile asla sıkılmayacağım, her okuyuşta başka şeyler düşündüğüm yazıları ben çok sevdim. Hayattaki güzelliklerden biri, iyi ki var, iyi ki yazıyor...
Kitabın kapağına uzun uzun baktım önce. Üzerinde gelinliği ile objektife gülümseyen Defne Suman’a, hemen arkasında aynı mutluluk ve heyecanla gülümseyen Kokia’sına, Ege Denizine, gelinliğin yakasına iliştirilmiş küçük “mavi bir şey”e… devamı: https://puslupatika.blogspot.com/2019...