Cemil abi kıytırık bavulunu çekiştirip kapının ağzına geldi, daha bir hafta evvel sevdiği kadınla beraber bin bir pazarlık ile aldığı ayakkabıları geçirdi ayağına, “Tolstoy’ da seksen küsur yaşındaydı evini bırakıp gittiğinde” dedi, belli belirsiz… Yeşil gözlü kadın güldü, “O arkasında Savaş ve Barış’ı bıraktı sen, elektrik faturasını…”
Can Yılmaz, Klişe Hayatlar Matbaası, Yap Bi Babalık, Bilinmeyen Numaralar ve Hayatım Roman kitaplarının ardından, KAFA’da Kalmasın serisine “Schopenhauer’ın Askerleriyiz” kitabıyla devam ediyor...
Can Yılmaz'ın mizah anlayışını severim, önceki hemen hemen tüm kitaplarını keyifle okumuşumdur. Kafa'da Kalmasın ile hikayelerini serileştirmek istiyor anladığım kadarıyla. Peki bu kitapta mizahi yönü güçlü olan yazar bize ne vaad ediyor? Dokunaklı hikayeler. Samimi öyküler. Yapabilmiş mi? Hayır. Beni zerre etkilemeyen hikayelerle karşılaştım. Empati yapmak için zorlanmış, sanırım İstanbul'da büyümenin samimi yazarlığa etkisinin negatif olduğunu söylemek durumundayım. Son öyküde bacakları olmayan bir kişinin ağzından yazılmış öykü kitabı özetlemeye yetiyor. Alışmadık kaba et giysi tutmuyor. Bir grup arkadaşın kendi aralarında çevirdiği geyiklerden oluşan "Mahalle mizahı" Can Yılmaz'ın işi. Hüznü, mizahtan çıkardığında başarılı bana göre. Bir de dilimin ucuna gelip duruyor sürekli Schopenhauer'ın bu kitapla ne alakası var!
Kitap bir çok hikayeden oluşuyor. Ben çok sefer belki yapılan kelime oyunlarından dolayı odağımı kaybettim. Belki daha yalın yazılabilir ama bu aslında yazarın tarzı. Bir şey diyemiyorum bu nedenle. Aslında Can Yılmaz’ın konuşmalarını dinlerken odağımı hiç kaybetmezken bu kitapta çokça oldu. Hikayelerin değindiği noktalarsa çok güzel. Seçim Otobüsü ve Evinizin Sıcaklığında ise hem merak uyandırdı ben de hem de çok hoşuma gitti.