Uluslararası Af Teşkilatı, Kasım ayında yayımladığı bir raporda, Türkiye'de dini faaliyetleri nedeniyle tahkikata uğrayanların sayısında, 1987 yılında büyük bir artış olduğunu bildirdi. Teşkilatın 10 Kasım tarihli "Türkiye: Dini Faaliyet Gösterenlere Tahkikat" başlıklı 9 sayfalık raporunda, yalnızca İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde, 198Tnin yedi ayında 128 sanığın dini faaliyetlerinden dolayı yargılandığı 44 davanın görülmeye başlandığı kaydedildi. Raporda, söz konusu sanıkların, Türkiye ve yurtdışında faaliyet gösteren militan Müslüman grupların üyeleriyle karıştırılmaması gerektiği ifade edilerek, bu davaların kapsamına girdiği Türk Ceza Kanunu'nun 163. maddesinin, laikliğe ters düşen eğilimlerle ilgili olduğu belirtildi. Söz konusu davalardan bazılarının beraatle sonuçlandığı haber verilen raporda, buna rağmen, şiddete başvurmayan veya şiddete başvurulmasını savunmayan birçok sanığın, hapis cezalarına çarptırıldığı öne sürüldü. Raporda, Uluslararası Af Teşkilatı'nın inançlarını şiddet dışı yollarla ifade ettiği için hapse giren her kişiyi, düşünce suçlusu olarak gördüğü de vurgulandı. Uluslararası Af Teşkilatı'nın raporunda "Türkiye ve yurtdışında faaliyet gösteren militan Müslümanlar" ve adı geçen "sanıkların" birbiri ile karıştırılamaması gerektiği ifade edilmektedir. Bu ayının nasıl yapılacaktır? "Usulü muhakemat" hukuku açısından bu ayrımı başarmak mümkün müdür? Ve hemen şu soru akla geliyor: Acaba savcı böyle bir ayırım yapmaya niyetli midir? Niyetli ise bunu mahkemeye nasıl yansıtacaktır? Niyetli değilse mahkemeyi kendi düşünceleri doğrultusunda nasıl etkileyecektir? Bütün bunlar karışık konular! ... "Militan Müslüman" nasıl tarif edilir? Bu tarifin hemen paralelinde olması gereken "adı geçen sanıkların" ne isim taşımalarına karar verilecektir? Bu kararı' dünya Af Örgütü verememiş uzun bir isim kullanmıştır. Biz bu kişiler için anti-laik deyimini kullanabilir miyiz? Raporda, 1984 Haziran ve Temmuz aylarında gözaltına alınarak haklarında 163. maddeden dava açılan 31 Yahova şahidinin, 1987 Nisanında beraat ettiğin de dikkat çekilerek, böylece, Yahova şahitlerinin ülkenin laik yapısı için tehlike oluşturmayan yasal bir dini grup olduğunun kabul edilmiş olduğu iddia edildi. Laik bir yapı içinde neyin tehlike teşkil edip neyin etmediğini de böylece öğrenmiş oluyoruz. Demek Yahova şahitleri tehlike değil…