“Güzeştem,”dedi bu kez, aynı acı tınıyla. Ve bir kez daha uzaklaştı benden. Benim açtığım kapıdan, Mehmet çıkıp gitti...
Zifiri gözlerinin hiçbir zaman tek bir satırına bile değemeyeceği bir mektup yazıyorum şimdi sana. Belki bu kırık cümlelerin akıbeti de tıpkı diğerleri gibi kül olmak olacak. Ben yine yazacağım. Sonra yine kül olacak, ruhumdan arta kalan küllere karışacaklar, yine ve yine yazacağım...
İnsan kendi kokusunu alamaz derler ya, ben alıyorum. Senden sonra bir daha asla gül kokmadığımı, adım gibi biliyorum...Ve senden sonra hiç sevilmediğimi de.
Sen benim kaybettiğim rotamdın. Adresini bilmediğim evim, ruhumun acı romanında okuyamadığım o son sayfaydın.
“Sen, beni içinde öldürdüğünü mü söylüyorsun?”
İstikametime attığı bir adımla aramızdaki tüm mesafeleri kuşatma altına aldı. Nefesi çehremde gezinirken, katran damladı dudaklarından.
“Hayır. İçimde Bir Mezerının Dahi Olmadığını Söylüyorum.”
Kitap ile ilgili tek bir duygum yok maalesef 🙈 Kitabın ilk bölümleri , orta bölümleri ve son bölümleri olmak üzere üç farklı duyguyu hissettirdi bana 🥴 Bitirdiğimde kendime kolay gelemedim ve sırf kendime işkence olsun diye son sayfaları yine okudum psikopat gibi 🤦♀️ ve yine elim ayağım boşaldı 🥴 . Kitabın ilk bölümleri karakterlerin gençliklerini anlatıyor ve asıl olayların başlangıç noktasını oluşturuyor. Bu kısımlarda kadın karaktere bolca saydırabilirsiniz 😬 en gerildiğim bölümlerdi . Sonra bi 10 yıl ileri gidiyor ve şimdiki zamanlarını okumaya başlıyoruz. Bu bölümler her ne kadar yine biraz gergin olsada çoookkk güzeldi 😍 Ahhh Mehmet, valla ona tek kelimeyle bayıldım ❤️ Son bölümler ise tırnaklarınızı yemeye hazır olun diyeceğim sadece 😬 ağlamadım ama keşke ağlayacağım bir son olsaydı daha az acı çekerdim diye düşündüm 🥴 iliklerime kadar acı çektim ve bu öyle duygusal anlamda değil, spoi olmasın diye de anlatamıyorum çünkü okumadan anlayamazsınız . . Neyse konuya gelelim. 18 yaşındaki kızımız Gül, Almanya’da ailesiyle birlikte fakir bir hayat yaşıyor. İçten içe bu hayattan daha iyisine layık olduğunu düşünüyor ve sefalet canına tak ediyor.. Bulunduğu zamanın en güzel yanı ise sevgilisi Mehmet ile olan aşkları. Mehmet’in ona sevgisi o kadar güzel ve masum ki , Gül’de onu çok seviyor fakat yaşının vermiş olduğu isyankarlık onu büyük bir hataya sevkediyor ve bu hata ikisininde tüm hayatlarına mal oluyor. Ayrılığın ardından 10 yıl geçmiş. Gül, yaptığının bedelini her gün öderken Mehmet’te ihaneti asla unutmuyor. Tesadüflerin bir araya getirdiği ikilinin arasındaki yıkılmaz duvarlar; önlerine , kalplerine bir bir çökecek ve bu yıkıntının altında kimler kalıcak? ya da üzerlerindeki bu yıkıntıdan kurulabilecekler mi? Okuyup öğreniyoruz 😉 . Konu itibariyle çok bilindik olsada kitaba çok iyi aktarılmış, çok beğendim hatta elimden bırakamadan okudum fakat benim hayalimde öyle bir son yoktu 🥺 kalbim kırık 💔
Kitap beni vurdu vurdu duvara attı asla bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim. Aslına bakarsanız Türk filmi tadında evet belki de bilindik ama elimden bırakamadan okudum resmen. Belki de hak edilen bir finaldi ama bu içime oturduğu gerçeğini asla değiştirmiyor. Kalbim bir miktar kırık şikayetçiyim 💔
"Yolda yürürken arkana bakma, orada olmayacağım. Rüzgar haindir, kokumu getirmeyecek sana. Belki rüyalarına bile girmeyeceğim. Öyle silineceğim ki senden hatıralarındaki varlığım devasa bir yoklukla eş değer olacak."
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kitap gerçekten çok güzel başladı ve devam etti. Ama o son yokmu bütün kitabı değiştirdi. Sırf o son yüzünden düşük puan verecektim. Ama yazarım watpad de farklı bir son var diyince onu okuyup benim sonum bu diyip hakettiği puanı verdim.
Kitap gerçekten güzel başlamıştı ama sonu o kadar kötü bitti ki ve o kadar saçma yerlere saptı ki gerçekten sinir oldum. Keşke ilk sayfalarında ki o güzellik kalsaydı ama git gide daha çok bozdu. Alacaksanız mutsuz bir sona hazır olun
This entire review has been hidden because of spoilers.