Henüz bir beyaz gül tomurcuğu kadar saf ve temiz, yedi köyün güzeli, ünlü bir ağa kızı Sıdıka; fiziki güzelliğinin yanı sıra sağlam karakteri, duygusallığı, saygısı, görgüsü ve zarafeti ile ünü dillerde dolaşan bir genç kızdır.
Sıdıka, Saray köyündeki sarayında oturan on yedi köyün sahibi Saraylı Küçük Bey ile evlendirilir. Mutluluğu çok kısa sürer. “Güzellerin şansı yoktur,” sözü, Sıdıka için söylenmiş gibidir. Otoriter kayınvalidesinin himayesinde olması da hayatındaki acıları azaltmaya yetmez. Bir müddet sonra kocası ile aynı yatağı paylaşmak ona işkence gibi gelmeye başlamıştır. Bu arada yörenin ve zamanın ünlü bir şairi ile tamamen duygusal bir aşk yaşar. Ama aşkını da mutluluğu gibi Harput’un sarp kayalarından atmak zorundadır.
Sıdıka Hanım romanı; birkaç cümle ile anlatılamaz, hatta sadece okunmaz, okurken yaşanır. Sıdıka Hanım’ı okuduktan sonra “Mutsuzluğun resmini yapabilir misin?” sorusunun cevabını bulacaksınız. Ve cevabınız şöyle olacaktır: “Evet, mutsuzluğun resmi, Sıdıka Hanım romanı ile çizilmiştir.”
Bu muhteşem hikâyeyi Naşide Gökbudak’ın kaleminden okumak, ayrı bir mutluluk ve heyecan olacaktır.
Naşide Gökbudak; 23 Eylül 1937 tarihinde Elazığ’ın Akçakiraz (Perçenç) köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu ve gençliği Elazığ'da geçen yazar; daha sonra girdiği Ankara Hukuk Fakültesi’ni ailevi nedenlerden ötürü yarım bırakarak İstanbul’a yerleşti.
“Sıdıka Hanım” isimli ilk romanını yazdığında 65 yaşında olan yazar, geçen 15 yıla 20'den fazla roman ve şiir kitabı sığdırdı.
İki kızı, üç torunu ve iki torun çocuğu bulunan 82 yaşındaki Naşide Gökbudak, halen aktif olarak yazmaya devam etmektedir.