Gunumuzde yasanan kuresellesme olgusu sosyal bilimlerin de kulture, kulturel urunler ile toplum arasindaki iliskilere bakis acisini degistiriyor. "Kulture" artik eskiden oldugu gibi sinirlandirilmis, belli bir cografi alan icinde, duragan, bilesenleri birbirine bagli, kapali bir alani kapsayan tek bir birim ya da bunun yarattigi bir sistem olarak bakilmamakta; tersine artan hareketlilik ve kulturun, kulturel urunlerin dolasimi sonucunda ortaya cikan farkli etkilesim kanallari, bunlarin yarattigi degisik boyutlar ozellikle kulturel saha arastirmalarinda yeni yontemleri zorunlu kilmaktadir. Bu ayni zamanda uluslarin "hayali cemaatler" olarak tanimlanmasi gibi "kulturlerin" de kendi iclerinde yarattiklari sozde dogal iliski ve sonuclarin son kertede "hayali" bir sey olarak ele alinmasi sonucunu dogurmaktadir. Bu alanda en hareketli surec ise etno-muzikoloji konusunda yapilan saha arastirmalarinda ve bu anlamda "muzik kulturunun" tasvirinde yasanmaktadir. Kendisi de bir etno-muzikolog olan